Bir Bilen Anlatsın

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Şimdi size hayatın en ağır, en sorumluluk gerektiren, tatili olmayan ve içinde mühendisliğin, doktorluğun, öğretmenliğin, psikologluğun, avukatlığın tüm dallarının olduğu bir meslekten bahsedeceğim. Annelik… Dünyanın tüm üniversitelerinde istediğin kadar yüksek lisans, doktora yap asla profesörlük makamına erişemeyeceğin annelik. Çünkü bu mektebin tüm sınavları kişiye özel yetenek. Sonuç ise kime göre neye göre.

Bu hafta bu yazıyı yazma sebebim yolda yürürken duyduğum iki kelime. Duyduğumda yüreğime mıhlanan uğursuz 13 harf. Yanımdan geçen bir anne çocuğuna “Allah’ın cezası” dedi. Onlar yollarına nasıl devam etti bilemem ama ben durup arkalarından bakakaldım. O masum ne hissetti bilemeden ve bilememenin verdiği öfkeyle kalakaldım. Yol boyu kendime şunu sordum: “Bir anne evladına neden Allah’ın cezası” der.

Her anne gibi benim de zorlandığım zamanlar çok elbette. Bunaldığım anlar, kaldıramadığım yükler, kıyamadığım zamanlar ve o zamanların sonuçlarına katlanmak için yaşadığım yüzleşmeler, karşımdakinin çocuk olduğunu unuttuğum bencillikler… Ama annelik sadece zorluklardan ibaret değil ki. Yanına kalan o kadar güzel anlar, yaşanmışlıklar, masum kokular var ki. Ve en önemlisi de çocuğun hayata geldiği andan itibaren en güvendiği insan olduğunu bilmek. Oysa ki ne gariptir ki onların güvenlerini yıkan insanların başında ilk biz geliriz.  Ne büyük nankörlük ne büyük çelişki. Sonuna kadar güvendiğin insanın sana Allah’ın cezasısın dediğini hayal etsene. Bir enkazın “ sesimi duyan var mı? “ çaresizliği. Oysa ki Rabbimin merhameti, affediciliği dillere destanken onun en değerli hediyesine ceza demek günahların en ayıbı değil mi ya? insanın kendi cezasını kendisinin yarattığını bilmemesi elindeki emanetin ne büyük sınavı. Haşa ben çok mu iyi anneyim de bunları yazıyorum. Tabi ki hayır. Her gece muhasebemi yastığımla yaptığım, sesimi her yükselttiğimde, sorduğu sorulara her of dediğimde gönül mahkememde kefaletle serbest kaldığım doğrudur. Ama çocukların ruhlarımızın geldiği o ilahi yeri bizden daha iyi hatırladıklarını düşünsek dokunmaya kıyamazdık. Bizim çabuk unuttuklarımızı onların daha hatırlıyor olması onları el üstünde tutup en kıymetlimiz yapmaya değmez mi?  Biz içeriye çocuk girdiğinde ayağa kalkıp hürmetle karşılayan evliyaların, gönül ehli insanların toprağında büyürken hangi edeple kıyarız masuma.  Burnumun sızısı yana yana bir kez daha soruyorum sahi bir anne evladına neden Allah’ın cezası der?

 


Bu haber 01/07/2022, Cuma günü yayınlandı, 155 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com