Teknoloji ve Gereksizler Sınıfı

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Daha önce de bahsettiğimiz gibi teknoloji her ne kadar ilerlese de insanın beyin ve psikolojik alt yapısı 200 bin yıl önceki hatta daha eski atalarından aldığı miraslara göre şekillenmiştir. Savaş ya da kaç tepkisi çoğu durumda bizi hala kontrol eden bir hayatta kalma mekanizmasının ürünüdür. Günümüzde hala analitik hesaplama yapan kısım olan beyin korteksi bazı şeyleri algılayana kadar kararımızı çoktan vermiş oluyoruz. Duygusal beyin eserinde Dr. Joseph LeDoux “amigdalanın korteks üzerinde, korteksin amigdala üzerinde olduğunda daha büyük etkisi var. Bu da duygusal tahriklerin düşünceyi baskı altına alarak kontrol etmesine olanak sağlıyor” diyor. Çok hızlı gelişen teknolojilere kültürel ve fiziksel olarak adapte olmak için insanın kestirme yol arayışları nöro ve biyoteknoloji disiplinlerinin buluşlarıyla sonucuna ulaşıyor. Elon Musk “yapay zekâ konusunda bahsettiğimiz en kötü senaryonun gerçekleşmesi durumunda insanlığın geride kalacağını, oysa böyle bir beyin arayüzüyle, insanlığın döneme ayak uydurabileceğini” belirtiyor. Doğada, savunmasız fiziksel yapımızla var olabilmek için biyolojimiz kapasitemizi artıran nesnelere bağlı olmak için gelişmiştir. Bu nedenle kapasitemizi bu çağa göre artıracak Neuralink gibi yeni bir nesneye ihtiyacımız vardır.

İnsanın hep daha iyi olma arzusu köklerini çok derinlerde saklıyor da denebilir. Evrimsel adaptasyon sürecinde zor tecrübelerle öğrendiğimiz davranışlar günümüzde, dijital çağda yaşayan insanların bazı davranış kalıplarının sebeplerine ışık tutmaktadır. Shadbolt ve Hampson’a göre doğa karşısındaki acizliğini zekâsıyla alt eden ve “pek çok şey başaran beynin temel biçimi, beynin işletim sistemi, halen daha ovalarda, ormanlarda ve dağlarda yiyecek arayan, avlayan hayvanın ihtiyaçlarını karşılamak için geliştirilen erken modeldir.” Beyin yapısal olarak aynı kalsa da, gelişen bilim ve teknoloji evrime yeni bir yön veren, yeni bir insan türü oluşturmaya başlayan aşamaları devreye sokmuştur. Yoksa insan örneğin; teknoloji yardımıyla güçlendirilmiş kollarıyla ataları gibi grup içinde baskın olmak isteyebilir ya da beyin implantları sayesinde zekâsını artırarak “kabilenin bilgesi” durumuna gelip rakiplerine avantaj sağlamak isteyebilir. İnsan zaman içinde iş birliği yapmayı öğrenmiş olsa da doğası gereği bencil bir yapıya sahiptir. Simmel’e göre “bireyi kuşatan çevre ne derece genişlerse genelde varlık ve eylemdeki bireysellik de o derece artar.” Neuralink teknolojisi bireyi güçlü kılacaktır. Buna eklenen biyoteknolojik gelişmeler de bireyin var olma dürtüsünü güçlendirecektir. Akçay’a aktarımına göre ise “genetik mühendisliğinin insan DNA’sını değiştirerek bazı hastalıklara son verebileceği, bedenlerimizi yeniden programlayabileceği ve hatta ölümü engelleyebileceği ileri sürülmektedir.” Söz konusu gelişmeler insan beyninin iş birliği yapma çerçevesinde evrimleşmesi durumuna bir son verecektir: Birey artık güçlüdür ve diğerlerine ihtiyacı büyük oranda azalmıştır. Bu da gelecekteki toplumsal yapı ve sözleşmelerin yeniden oluşacağına işaret eden bir durumdur.

Bu teknolojilere erişim noktasında oluşacak eşitsizlikler farklı sosyoekonomik seviyelerdeki insanların arasındaki uçurumun zekâsal ve fiziksel olarak da açılmasına sebep olabilir. Daron Acemoğlu’nun üzerinde çalıştığı ve önümüzdeki haftalarda yayımlanacak kitabı da bu konuya gönderme yapmaktadır. Acemoğlu kitapla ilgili verdiği bir röportajda şöyle demektedir: “Paylaşılan refah sandığımız kadar garanti bir şey değil. Bugün bunu anlamak çok önemli çünkü mevcut dijital teknolojiler ve yapay zekâ bunun tam tersi yönde ilerleyerek eşitsizliği artırıyor, düşük vasıflı çalışanları yoksullaştırıyor, ayrıca otoriter hükümetleri ve büyük, merkezileşmiş (ve özünde anti-demokratik) şirketleri güçlendiriyor…” Belki de böylece güvencesiz prekarya sınıfı teknolojik eşitsizliklere daha fazla maruz kalarak bünyesinde barındırdığı kişi sayısını çoğaltacaktır.

Bauman “Sosyal hiyerarşi merdiveninin neresinde olduğunuz, istediğiniz şeyi (bu ne olursa olsun) geciktirmeden, şimdi elde edebilme kabiliyetinize göre değerlendiriliyor” demektedir. Oluşacak yeni tekno-elit kesim yeni insanın tüm gücünü elinde bulundururken, buna ulaşamayanlar artık gereksiz olarak görülebilirler. Simmel “Topluluğun kendi çıkarı için yapmakta yarar gördüğü ama yoksul kişinin çoğunlukla talep etme hakkının olmadığı yardım, yoksul kişiyi grubun faaliyetinin bir nesnesi haline getirir ve onu bütünden belli bir uzaklıkta olan bir yere yerleştirir, ki bu da onu bütünün insafı sayesinde yaşayan bir corpus ville* haline getirir, hatta bazen bu yüzden bütünün amansız düşmanı olmasına neden olur” demektedir. Sonuç olarak Neuralink ve benzer gelişmeler, henüz dijital çağın ilkeli sayılan insanın kullanım amacına göre farklı yollara evrilecektir. Yakın kuşak atomu parçalamayı öğrendiğinde bunu bomba yapmak için de kullanmıştır. Yeni jenerasyon ise Neuralink vb. ile kısa sürede daha zeki hale geldiğinde ilkellikten aniden sıçrama yaşayacak ama binlerce yıllık geçmişiyle bağlarını koparmayacaktır. Bu noktada dijital primatın vereceği kararlar binlerce yıldır süren varoluş mücadelesinde dönüm noktası olacaktır.

*corpus ville “Lat. Kolayca gözden çıkarılabilir bir kişi, hayvan ya da nesne.”

Özgün Çağlar Berkit

 

 


Bu haber 03/06/2022, Cuma günü yayınlandı, 333 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com