Dijital Primat

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik beyin yapısıdır. Aslında insan, temel beden özellikleri olarak diğer primatlardan bazı ayrıntılar dışında çok da farklı değildir. Ancak kendisini savunmaya yarayacak pençeleri, keskin dişleri, güçlü kasları ya da kalın bir kürkü yoktur. Doğada dezavantaj yaratacak bu eksiklikler insanın zihinsel donanımını daha yoğun kullanmasına sebep olmuş ve onu milyonlarca yıl süren evrim sürecinde “zeki olmak” konusunda zorlamıştır. Zekâsı gelişen insan alet yapabilmiş, barınak kurabilmiş, dili sayesinde çevresiyle iletişime geçip diğer bireylerle iş birliğine dayalı ilişkiler kurabilmiştir. Kolektif iş yapabilme beceresi bireysel olarak altından kalkılamayacak işlerin yürütülmesine olanak sağlamış ve gruplarla avlanma, yerleşimler kurma, savaşma gibi eylemlere sebep olmuştur. Desmond Morris’in “Çıplak Maymun” kitabından aktarımıyla; evrim süreci sırasında oluşan bu değişimlerle birlikte özellikle primat gruplarının “grupsal – toplumsal” özellikleri de değişim göstermiş, bireyin toplumdaki rolüne, zayıf ya da güçlü statüsüne göre iş yapmasına yarayacak yeni çözümler gelişmiştir. Morris’e göre örneğin: “Hiçbir erkek primat ava giderken çocuklarını, dişisini yalnız ve koruyucusuz bırakıp, gelip geçen başka erkeklerin saldırısına uğramalarına razı olmazdı. “Kafası” ne kadar gelişmiş olursa olsun, bunu kabul etmezdi. Bu sebeple toplumsal davranışı kökünden değiştirmek gerekiyordu. Bu sorunun çözüm yolu, kadın erkek çiftini kurmakla bulundu. Dişi ve erkek avcı maymunlar âşık olacak ve birbirlerine bağlı kalacaklardı. Bu eğilim, başka hayvan gruplarında rastlanan, ama primatlarda pek az görülen bir şeydir. Böylece üç sorun birden çözülmüş oluyordu. Bir; dişi, erkeğe bağlanıyor ve erkek avda da olsa bu bağlılığını sürdürüyordu, iki, erkekler arasındaki cinsel rekabet azalıyor, bu da işbirlikçiliğin gelişmesini sağlıyordu. Bir arada avlanan her erkeğin, zayıf ya da güçlü, bir görevi olacak ve başka birçok primatlarda görüldüğü gibi, zayıflar toplumdışına sürülmeyecekti. Bundan başka, erkek avcı maymun, yeni ve korkunç yapma silahlarını kullanarak, kabile içindeki bütün anlaşmazlıkları bastırabilecek güçteydi. Üçüncüsü, bir erkek ve bir dişiden kurulu bir üretim ünitesinin gelişmesi, doğan çocukların da yararına oluyordu. Yavaş gelişen bir yavruyu büyütüp yetiştirmek gibi ağır bir çaba, ailenin birbirine bağlı olmasını gerektiriyordu. Bu işin ana babadan birinin yalnız başına üstesinden gelemeyeceği kadar ağır olduğu durumlarda, üreme mevsimi boyunca aralarında ikisini birleştiren güçlü bir bağlantı kurulduğu görülür.”

Günümüz insanının davranış kalıplarının altında yatan psikolojik kavramları binlerce yıl önce yaşamış atasının günlük hayatındaki endişe ve çabaları üzerinden açıklamak evrimsel psikolojinin konularından biridir. Eş bulma, yiyecek bulma, grup içi hiyerarşide iyi bir statüye sahip olma, daha güçlü olma gibi aslında bugün de modern insanın endişe ve çabaları arasında yer alan ama kendini daha farklı yollarla dışa vuran süreçleri günlük hayatta da gözlemleyebiliriz. Örneğin; ateş yakmak ve başında oturmak bugün hala kimilerini rahatlatır. Atalarımıza güvenlik, ısı, daha fazla kalori, gece sosyalleşebilme gibi avantajlar sağlayan ateş, modern insanın günlük pratiklerinin içinde geçmişteki anlamıyla yer almasa da, nesillerdir aktarılan davranışsal kalıplarla onu rahatlatan bir etkiye sahiptir. Bir başka örnek ise; atalarımız için yaşamsal olan mızrak, el baltası ya da obsidyen gibi aletlerin yerini bugün bizim için yaşamsal olan hatta bedenimizin bir uzvu haline dönüşen, yokluğunda stres ya da fobiye neden olan cep telefonunun almasıdır. Öte yandan tıkınma geni teorisinin obezitenin yaygın olması konusunda getirdiği açıklamalar dikkate değerdir. Söz konusu teoride insanın geçmişte yaşadığı alanlarda gıdaya ulaşmanın oldukça zor olduğu belirtilir. Nadiren yüksek kalorili yiyecek bulabilen atalarımızın tek tatlı kaynağı olgunlaşmış meyvelerdir. Böyle bir ağaçla karşılaşan avcı toplayıcının aklına gelen ilk şey yiyebildiği kadar çok yemektir. Bu açıdan dijital çağ insanı incelendiğinde binlerce yıl önce yaşayan atalarından fiziksel ve biyolojik olarak belirgin bir farkı yoktur; davranışsal olarak ise bazı şeyler kılıf değiştirse de bir takım davranış mekanizmalarını harekete geçiren unsurlar aynı kalmıştır.

İnsan dijital teknolojiler ve ilkel davranışlar arasında sıkışmışken onu bir ileri safhaya geçmeye zorlayan gelişmeler yaşanmaya devam etmektedir. Bizi diğer canlılardan ayıran beyin yapımız ve bilinç artık teknolojiyle birleşen bir alan haline gelmiştir. SharpBrain’e göre nöroteknoloji alanında 8 bini aşkın onaylanmış patent ve 5 bini aşkın da bekleyen başvuru vardır. Başvuruların %500’den fazlası son on yılda yapılmıştır. Ayrıca projelerin çoğu Amerika ve Avrupa’dan yürütülmektedir. “Nöroloji Bilimi” ve “Bilişim Teknolojilerinin” birlikte çalışmasının ürünü olan nöroteknoloji disiplini, belirli noktalarda hala primitif olan insan için kendi tekâmül sürecinde yeni bir kapıyı aralamanın eşiğindedir. Halen üzerinde çalışılan ve yakın gelecekte yaygın kullanıma sunulması beklenen “beyin – bilgisayar arayüzü” (BCI / Brain-Computer Interface) teknolojileri binlerce yıllık mazisi olan organik temelli bilinç / düşünce ile yeni dijital yapay zekâyı birleştirerek yeni bir çağı başlatacaktır. Böylece insan transhümanizm’in kapsayıcılığında ilkel kökenlerinden sıyrılıp dijital bir primat olma yolunda ilerleyecektir.

Son Not: “BCI” çalışmalarının en popüleri Elon Musk tarafından kurulan “Neuralink”tir. Bu girişim ile ilgili yazımızı önümüzdeki hafta okuyabilirsiniz…

Özgün Çağlar Berkit

 


Bu haber 13/05/2022, Cuma günü yayınlandı, 324 defa görüntülendi
*
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com