Günü değil gidenleri yad edeceğim

Aslında biz bir avucuz

İnsan bazen sürücünün birden frene bastığı gibi, aniden durup geçmişe dönmeli. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nden söz etmek istiyorum.

Sağolsunlar bugün başta Belediye Başkanımız ve Valimiz olmak üzere bir çok yetkili, sevenimiz bu günümüzü kutladı. Kutlayan da kutlamak isteyen de kutlamayan da sağ olsun.

Şimdi çok kısa ansiklopedik bilgilerden söz edelim. Her yıl biz gazetecilerin kutladığı 10 Ocak Çalışan Gazetecileri Günü 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarının ileri haklar ve yasal güvenceye alındığı “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi Gazete’de yayınlanması ile başlamıştır.

Çalışan Gazeteciler Bayramı, daha sonra Çalışan Gazeteciler Günü olarak revize edilmiştir. Aradan geçen yıllardan sonra günümüzde 60 yıl önce alınan 212 sayılı yasadan artık hiç eser kalmadı. Günümüzde mesleğe başlayan arkadaşlara sorsak sanırım 212 nin sadece bir sayı olduğunu düşünebilirler.

Bizim mesleğimiz diğer mesleklere hiç benzemez. Rekabet bizde ölümüneydi. Haber atlatmak bizim mesleğimizin olmaz ise olmazıdır. Benim gazetemde olan, yada benim çalıştığım gazetede olan bir haber diğer gazetelerde olmamalı. Benim yaptığım haberi tüm meslektaşlarım atlamalı. (Gazetecilik deyimi) Yaptığımız her haberle toplumumuzun bir sorununu çözmeliyiz. Sayfada yer alan her haber bir grup insanın hayatını kolaylaştırmalı.

Nerede, kim, hangi dilin, hangi rengin temsilcisi olursan ol, dünyanın tüm ülkelerinde; Yolsuzlukları arsızlıkları, hırsızları, dolandırıcıları, düzenbazları, hertürlü rantcıları ve sahtekarları, canı pahasına deşifre eden, gereğinin yapılmasına, hukuk çercevesinde yargılanma ve sorgulanmaların önünü açan gazeteciler olmalıyız.

Halka hizmet yapmak adına bir makama gelenler, siyaset yapıyoruz dilenler, başta olmak üzere görev bilinci ve ahlakı içersinde, milli çıkarlar adına bir çok kişiyi ve konuyu korkusuzca sorgulamalıyız.

Şimdi dönüp geriye bir bakayım. Çanakkale’de birbirimizi çok sevmesek de mesleki olarak birileri bizi hep Gazeteci biliyor. Bir sakıncasını da bu günün anısına görmüyorum. Hem görsek ne yazar ki. Haydi hep birlikte geçmişe dönelim. Mehmet Cantürk (Dumlupınarın nara açıklarında dünyaya ilk duyuran isimdir), Ahmet Doğan, Murteza Esen, Hüseyin Oktay (Namı-değer Canavar Hüseyin), Dursan Sakızlı, Turhan Narler, Yaşar Türe, Ruşen Fuat Gökhan, Şahin Akbulut, Savaş Yazıcı, Orhan Mutay, Mustafa Akgün, Cemal Oral, Başol Özyayla (Namı-değer gemici), Mustafa Sezek (eğer bugün Ayvacık ve Assos bölgesinden çok haber yoksa Mustafa’nın aramızdan ayrılmasındandır.
Mustafa gitti O bölge öksüz kaldı). Mehmet Çelen, işte en son geçtiğimiz hafta aramızdan ayrıldı. Biga’dan Ferit Kavas.

Allah Allah. Kayıplarımız koskocaman bir pragraf tutuyor gibi gözükse de aslında biz bir avuçuzdur. Ha bu arada ismini unuttuğum varsa affola. Malum, Bizlerde sıradayız.

Hatta bazı isimlerin yanında uzatmaları oynuyoruz bile denilir. Yaşarken biriktirirsen, ardından birileri biriktirdiklerini yavaş yavaş tüketir. Bu arada rahatsızlıkları nedeniyle sıkca aramızda görülemeyen Ayhan Öncü ile Gökhan Kökçak, kardeşimize de acil şifalar diliyorum.


Bu haber 10/01/2022, Pazartesi günü yayınlandı, 504 defa görüntülendi
*