Değişmeyen tek şey değişim

Değişim, bizim toplum tarafından çok fazla kabul görmeyen bir gerçek. Bunu kendi hayatım üzerinden deneyimledikçe fark ediyorum. Çocukluğumuzdan beri iliklerimize kadar işliyor sabitlik. Değişim bizler için korkutucu bir hal alıyor. ‘Değişim’ diye bahsettiğimde illa büyük alanları kastetmiyorum. Evimizdeki koltuğun yerinden tutun, giyimde tercih ettiğimiz renklere varıncaya kadar değişiklik yapmak çok korkutuyor.

Sabit bir duruma tutunup, standart bir şekilde yaşamak kendini güvende hissettiriyor insana. Fakat bu da çok büyük bir sığlığa itiyor insanı. Kişinin yaşantısından, toplumun benimsediklerine varıncaya kadar değişimi reddediyoruz. Halbuki ‘tecrübe’ ancak değişim ile mümkün kılınabiliyor.

Yeni bir şeyler denemekten kaçınmanın içinde ‘ya mutsuz olursam’, ‘başaramazsam’, ‘kaybedersem’ gibi cümleler yatıyor aslında. Hayat sadece tek bir tarafından işlemiyor ki! Neyi seçersek seçelim, o tarafın mutlaka hem iyi hem kötü tarafları oluyor. Darke etmeden beklediğimiz ‘mükemmelik’ arayışını, hiçbir şey yapmamakta bulduğumuzu zannediyoruz. Yanılıyoruz.

Hayatın içerisinde her şey var. Öncelikle bunu kabul etmekle başlıyor iş. İyisi de kötüsü de mevcut. Kontrol edemediğimiz, bizden bağımsız ilerleyen bir süreç de var. Biz değişmeyi reddetsek bile, tarih değişiyor, insan bedeni değişiyor, hava değişiyor…

Değişimin içinde büyüyen canlılar olarak değişimi reddederek asıl kötülüğü kendimize yapıyoruz. Kendimize verebileceğimiz en güzel hediye ise bu yanlıştan en kısa zamanda dönmek.

Çok büyük adımlara gerek yok, zaten emeklemeden yürünmez. Bugün eve giderken farklı bir yoldan gidin mesela, sofrada farklı bir sandalyeye oturun, televizyon açmak yerine bir yürüyüşe çıkın. Farklı bir saç stili deneyin, imkanınız dahilinde odanızın şeklini değiştirin. Minimal tarzda başladığınız tüm değişimler size çok güzel bir hisle geri dönecek.

‘Yenilenmek, dirileşmek, dinamikleşmek’

Değişimi kabullenmeniz dileğiyle…

 


Bu haber 29/11/2021, Pazartesi günü yayınlandı, 112 defa görüntülendi
*