Gerçek Yaşam Ustası

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Her dönem kendi gerçeğini yaratır. Geçen zaman daha önce duyduklarımızı değişime uğratarak tekrarlıyor. Hepimiz daha önce duyduğumuz yaşattığını yaşamadan bu dünyadan gitmezsin sözünü unutmuyoruz. Şimdi buna karma diyoruz. Bazen atalarımızdan gelen karma borçlarımız, bazen biz yaşarken yarattıklarımız ve sadece dolanıklık diyebileceğimiz kolayca çözebileceğimiz sözleşmelerimiz, anlaşmalarımız var. Hepsi için ayrı ayrı çalışmayla çözümlemeler yapmamız mümkün. Bu hayatı tüm canlılar için adaletli bir hale getirmek, kimsenin hakkını yemeden bu düzeni korumak en güzeli tabi. Yine de hepimizin aklında dünya düzeninin tıpkı siyah ve beyaz gibi zıtlıklarla var olduğu gerçeği var. Bu dünya deneyiminde sizi üzecek duygularda olacak. Bunu yapanlarda birer insan tabi. Görevi de bunu yapmak. Bugün en canınızı sıkan kişiyi düşünün o deneyim olmasaydı şimdi bambaşka biri olurdunuz. O kişi bugünkü siz olmanın yürünmesi gereken yoluydu. Sizin seçiminiz belki karma yaratmamak için dikkatli adımları atmak olabilir. Bu da bir çözüm ama sürekli kendi hakkını yedirmek anlamına da gelmemeli. Nasıl olacak peki hem kendimizi korurken başkalarının da canını yakmamak.

Mesela yargılamak en çok karma yaratan konulardan biri. Buna bir kişinin yaptıkları ya da yaşadıkları ile ilgili sürekli konuşup fikirlerini anlatmak diyebiliriz. Ben o kişinin yaşadıklarının ya da yaşattıklarının beni ne kadar ilgilendirdiğine bakanlardanım. Bir konu kişisel ise sizi ilgilendirir. Bunun dışında o kişinin yoluna müdahale hakkımız olamaz. Diyelim ki bu konu bizimle ilgili o zaman bu konuyu yargılamadan çözmenin yolu var mı? Buna konuyu muhakeme etmek yani kendi fikirlerinizle çözümleyip bir sonuca varmak diyebiliriz.

Eski bir şaman hikayesinde şöyle anlatır;

İki komşu çiftçi, aynı köyün başarılı yılını geçirebilmek için topraklarını ekmişler. İkisi de sulamış, beslemiş, büyütmüş ama içlerinden birinin tarlası yanınca artık ailesini besleyecek ürünü sofrasına getiremeyecek duruma gelmiş. Tabii ki birbirlerine destek olacaklarmış. Hasadı iyi olan deposunun anahtarını vermiş açmış sonuna kadar kapılarını. O kışı böylece ikisi de bereketle geçirmiş. Yeniden toprak yeşerince bu sefere ekini yanan çiftçi de ikinci seneyi çok başarılı geçirmiş.  Depolar dolmuş taşmış. Artık satacak kadar çok ekini varmış. Kendi ürünlerini son adedine kadar satıyor, yiyeceği ürünleriyse yine komşu çiftçinin deposundan alıyormuş. Sonunda anahtar değişmiş kapılar kapanmış tabi. Çok sinirlenmiş bu duruma ve neden kapıları kapattın diye çıkışmış. Diğer çiftçi demiş ki,

‘’Kusura bakma o kapıyı ben değil sen kapattın.’’

İki yolu var aslında bizim iyi niyetli çiftçinin, ya bu sözü söyleyecek kendi muhakemesini yapıp kendini, ailesini koruyacak ya da ‘Ben ona yardım etmiştim. O bana uyanıklık yapıp beni zarara sokmaya çalışıyor. Ben bunu hak ettim mi? Şimdi sen de zarar gör diye etrafa anlatıp kendi alanını kirletip yargılayacak.

Muhakeme etmekle yargılamak arasındaki derin fark budur. Birinde kendinizi korur diğerinde kötülüğe ortak olursunuz. Biri için sürekli iyi olanı yapmaya çabalamak da o kişinin tekamülünü engeller. Kötü bir durum yaratmak zorunda değilsiniz sadece bırakın. Bu hayatta gerçek bir yaşam ustasıysanız tekâmüle saygı duyar sadece bırakırsınız.

Sevgiyle…

 

Banu KAPIKIRAN

Kişisel Gelişim Uzmanı

Enerji Terapisti

 


Bu haber 08/10/2021, Cuma günü yayınlandı, 323 defa görüntülendi
*