Göle maya çalmak

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Nasrettin hocanın meşhur fıkrasında göle yoğurt mayası çalması ve “ ya tutarsa” diye izleyenlerini şaşırtmasını hepimiz biliriz. Amacı olmayacak işlere niyetlenilmemesini öğretmekmiş. Bu fıkrayı çevrenin bolca kirletildiği yakın geçmişimizde hep düşünürdüm. Göllerin ve akar suların  fabrika atıklarıyla kıvamı yoğurta benzediği için. Nasrettin hocanın gölü değil ama akar sular kötü kokulu atıklarla doldu. Geçen sene su yüzüne çıkan müsilaj kabusu da aynı kirlilikten kaynaklanıyor. Marmara denizinin de çoğalan müsilaj ile yoğurt kıvamına geldiğini görmedik mi?

Nasrettin hocanın yaşadığı geniş Konya ovasında başka bir facia yaşanıyor. Artık göller vahşi sulama ve yer altı sularının tarla sulamak için çekilmesiyle tek tek kuruyorlar. Akşehir gölünde Nasrettin hocanın temsili yoğurt çalma gösterisi bile yapılamıyor artık. Çünkü göl yok, geniş çölleşmiş çekilmiş göl toprakları var. Göller bölgesi çöller bölgesi olmaya aday olmuş. Bu yıl sıkça gördüğümüz Türkiye kuraklık haritasında kahverengi renkle gösterilen bir bölge olmuş. Bizim kadar hayatta kalmaya çalışan göçmen kuşların da bu küçük tatlı su kaynaklarına ihtiyaçları var. Göçmen kuşlar yuva yapacak sulak alan bulamıyorlar.Üreyemiyorlar ve artık geldikleri küçük sulak alanları bulamadıkları için gelmiyorlar. Geçimini göllerden sağlayan balıkçılar teknelerini gölün ortasında kuru topraklara terk etmişler. Artık hangi balık türlerini tarihe gömdüğümüzü düşünün Ayrıca Konya ovasında yüzlerce obruk oluşumunun sebebi yeraltı su kaynaklarının tamamen bitmiş olmasına bağlanıyor. Artık gözle görülen bu sorunlar sadece Konya ve göller bölgesinin sorunu değil. Tüm ülkenin sorunu. Artık üretimde ülkeye yetmeyen tahıl üretimi, ithal edilerek çözülmek zorunda. Trakya bölgesinde Ergene nehrinin kirliliği tüm ülkenin sorunu. Ergene ovasında yetiştirilen pirinç, ay çekirdeği gibi ürünler sofralarımıza geliyor. Bu gidişi göremeyen ve önlem almayan yetkililer ne yaptılar? Sorumlu oldukları halde sorumsuzluklarının hesabını vermeyecek ve görevlerinde kalacaklar. Belki emekli oldular. Yapanın yanına kâr kalıyor diyorlar ya işte öyle bir ülkede yaşıyoruz.

Üreten yerel halkın geçim sıkıntısıyla bulduğu çözümler çevreye ve kendilerine zarar veriyor olabilir. Devlet yetkililerinin bu yapılanların sonuçlarını tahmin ederek önlem alması gerekirdi. Üniversitelerin deneyimli kadroları yaşadığımız çevre ve üretim facialarının olacağını yıllar önce uyardıklarını hatırlıyorum. Gazetelerin sayfalarında bu uyarıları görüp “aman sende! bu ülke çöl olmaz, dünyada kendi kendine yeten nadir ülkelerdeniz” diyenler vardı. Artık çevre felaketlerinin çokça yaşanacağı bir çağa koşar adım ilerlediğimizi görüyoruz. Çevremizin çölleşmesi ve kirlenmesi olmayacak iş değilmiş, bunu hep beraber yaşayarak görüyoruz.

 


Bu haber 30/09/2021, Perşembe günü yayınlandı, 295 defa görüntülendi
*