Kafa, aynı kafa!

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Türkiye’de aşı karşıtları, aslı astarı olmayan saçma sapan iddialarda bulunuyor. İşin ilginç yanı ise, Avrupa aşıyı 18. yüzyılın ilk çeyreğinde bizden öğrenmiş. Ancak, bizden giden aşılara “Müslüman işi” diye karşı çıkanlar da olmuş. Şimdiki gibi. Hükümetin getirdiği aşıyı istemezükk. Avrupalılar, aşı sonucunda insanların vücudundan inek çıkan karikatürler bile yapmıştı. Bizde de bazıları Maymun çıkacak, Kuş çıkacak, diye aklımızla alay etmişlerdi. Ancak kraliyet çevreleri, kendi çocuklarını aşılattılar. Örnek oldular. Ve çiçek hastalığının yaydığı ölüm korkusu, zamanla aşı karşıtlığını azalttı. Çiçek hastalığıyla ilgili ilk eserler, İslam âlimleri tarafından 10.yüzyılda kaleme alındı. Ancak, bu eserlerde hastalığın önlenmesi veya tedavi edilmesiyle ilgili bilgi bulunmaz. 11. yüzyıla gelindiğinde ise, Er-Razi, hastalığın tarifini yaparak, kızamık ile karşılaştırdı. Avrupalılar ise, bu karşılaştırmayı ancak 18. yüzyılın ortalarında Thomas Sydenham ile yapacaktı. III. Ahmed’in hekimlerinden, Sakızlı Emanuel Timonius, 1714’te Latince yayınlanan kitabında, Türk topraklarında uygulanan çiçek aşısını anlattı. Avrupa’ya aşıyı.Lady Montagu götürmüş. Edward Wortley Montagu, III. Ahmed’in hükümdarlığı döneminde 1716’daİngiltere elçisi olarak İstanbul’da göreve başladı. Elçinin eşi Mary Wortley Montagu da yanındaydı. Lady Montagu, Osmanlı topraklarında geçirdiği iki yılı, ülkesindeki arkadaşlarına yazdığı mektuplarda anlatmış. Lady Montagu, 1715’te çiçek hastalığı geçirmiş ve yüzünde hastalığın izleri kalmıştı. Erkek kardeşini de 1713’te çiçekten kaybetmişti.

                         Uygulama İngiltere’de

İngiliz elçisinin eşi, İngiltere’de bilinmeyen çiçek aşısının, Osmanlı topraklarında yaygın bir şekilde kullanıldığını hayretle gördü. Hafif çiçek çıkaranlardan alınan cerahat, çiçek çıkarmayanların derisine çizilerek sürülüyordu. Lady Montagu, Osmanlı topraklarında bu aşının nasıl yapıldığını görünce, oğlunu da aşılattı. Bu tatbikatı arkadaşı Sarah Chiswell’e Edirne’den yazdığı 1 Nisan 1717 tarihli mektubunda şöyle anlattı:”…Bizde pek çok yaygın ve zalimane olan çiçek hastalığını, burada keşfettikleri bir aşı ile önlüyorlar. Birçok koca karının sanatları, sırf bu ameliyatı yapmak… Her sene aynı ameliye, binlerce çocuğa yapılıyor. Aşıdan kimse ölmüyor. Aşının faydasına inandığım için, sevgili yavruma da yaptırmaya karar verdim. Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da girmesini isterim.”Ağustos 1721’de Londra’da, Newgate Hapishanesi’nde, idamı bekleyen altı mahkûma, aşılanmayla hayatta kalma şansı sunuldu. Mahkûmlar aşılanmayı kabul ettiler. Ve kraliyet hekimlerinden, Sir Hans Sloane’nin gözetiminde yapılan aşı denemesi, olumlu sonuç verince, serbest bırakıldılar. Hastalığa maruz kalan bir mahkûmun bağışıklığı da, ispatlanmıştı. Fransa’da ise,”Bu aşı Muhammedi” diye, dikkate alınmamıştı. Düşünün 1800 yıllar ile2021 yılı arasında çok uzun bir süre olmasına rağmen, bazı kafalar değişmemiş. Aşı olun. Hem kendi sağlığınızı, hem Ailenizi, hem de toplumunuzun Kovid-19 belasından kurtarın. Sağlıcakla kılınız.


Bu haber 21/09/2021, Salı günü yayınlandı, 448 defa görüntülendi
*