Barış hakkını savunarak barışı getirebiliriz!

4 hafta önce Güncel Manşet Video
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Saat Kulesi önünde saat 18.00’de “Barış hakkını savunarak barışı getirebiliriz!” başlıklı bir basın açıklamasında bulundu.

Dernek başkanı Avukat Necibe İnci İncesağır; tarafından okunan bildiri şu şekilde; “Türkiye’de, Dünya Barış Günü olarak kutlanan 1 Eylül vesilesiyle barışın egemen olduğu bir dünyada yaşamak istediğimizi bir kez daha belirtmek istiyoruz. Barış hakkı, bir insan hakkıdır.

BM Genel Kurulunun 19 Aralık 2016 tarihli kararı ile Barış Hakkı Bildirisi kabul ve ilan edilmiştir. BM İnsan Hakları Konseyinin 22 Haziran 2017 tarihli kararı ile de barış hakkının desteklenmesi gerektiği üye ülkelere hatırlatılmıştır.

Barış talebinin, medeni ve siyasi haklarla (yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü vb.) olduğu kadar; ekonomik, sosyal ve kültürel haklar (çalışma hakkı, konut hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı, dil hakları) ile de ilişkisi bulunmaktadır. Bu metinlerde İHD’nin de benimseyip paylaştığı temel yaklaşım, barışın insan hakları ve özgürlüklere dayalı oluşudur. İnsanlar arasındaki her türden eşitsizlikler, hakların ve özgürlüklerin tanınmayışı, savaşların ve çatışmaların temel sebebidir. O nedenle, İHD olarak her şart altında ve dünyanın neresinde olursa olsun, barışın haklara ve özgürlüklere dayalı olarak sağlanabileceği düşüncesindeyiz.

“Herkes farklı, herkes eşit”

Türkiye etnik, dilsel, dinsel ve kültürel özellikleri bakımından çoğulcu bir dokuya sahiptir. Çoğulculuk, İHD’nin pek çok kez vurguladığı ve yansıttığı, “herkes farklı, herkes eşit” sloganında ifadesini bulur. Çoğulculuk aynı zamanda demokrasinin de temelidir. İHD demokrasi ile insan hakları arasında koparılamaz bir bağ bulunduğu düşüncesindedir. O nedenledir ki, İHD Türkiye’nin temel sorununun insan hakları ve demokrasi sorunu olduğunun altını çizmiş ve bu temel sorununun en önemli halkasının da Kürt sorunu olduğu tespitinde bulunmuştur. Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununu çözebilmesi için yeni barış sürecine ve böylelikle çatışma çözümüne ihtiyacı vardır.

Çatışma ve savaş ortamı ile birlikte genel baskı ortamında şiddetin öne çıkması ve beraberinde nefret dilinin zehrini akıtması kaçınılmaz olmuştur. Kadın cinayetlerinin önlenememesi, kadına yönelik taciz ve tecavüzün artması böylesi bir şiddet ortamı ile de izah edilebilir. Nefret saiki ile artan ırkçı saldırılarda ise yükseliş eğilimi vardır. Haklara saygı değil, çatışma kültürünün yükselmesi; devamında şiddeti, cinsel ve ırksal ayrımcılığı ve ne yazık ki cinayetleri getirmektedir.

“Barışa giden yolun barış hakkı mücadelesi ile olacağını biliyoruz”

Barış hakkı, aynı zamanda doğa ile barışık, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının tanındığı ve saygı gösterildiği bir toplumsal düzenin de temelidir. İnsanı tüm canlılardan üstün gören ve tüm doğayı bir tahakküm ve sömürü alanı olarak değerlendiren anlayışların durdurulması; tahakkümün, sömürünün değil, tüm doğa ve canlıların haklarının tanınmasının esas alınması da barış hakkı çerçevesi içerisindedir. Bu anlamda Türkiye’nin dört bir yanında süren ekoloji mücadelelerinin de yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

İnsan hakları savunucuları olarak Türkiye’de barışa giden yolun barış hakkı mücadelesi ile olacağını biliyoruz.

İHD olarak, ülkemiz başta olmak üzere tüm dünyada barışın egemen olduğu bir yaşam için barış hakkı mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Ş. Ezgi Tuncel

 


Bu haber 03/09/2021, Cuma günü yayınlandı, 193 defa görüntülendi
*