Bekri Mustafa

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

TİGEM’de çalışırken yolun kenarına; Gözleme-Ayran Büfesi yapmıştık. Gelen geçen araçlar, mola verip, bu lezzetleri tadıyorlardı. İyi de iş tutturmuştuk doğrusu… Hala da insanların akıllarına, TİGEM deyince Gözleme geliyor. Tarım İşletmesi olduğumuz için etrafı da yeşilliklerle, çiçeklerle bezemiştik. Büfenin yanına bir küçücük havuz yaptık. Fıskiyeli. Üzerine de bir tabela koyduk. “Dilek Havuzu” diye… Bir süre sonra, gelen giden havuza para atmaya başladı. Günlük olarak, epeyi hâsılat elde ediyorduk. Bu bozuk paraları da yoksullara veriyorduk. Havuzun yanında bir ağaççık vardı. Zamanla, vatandaş bu ağaca bez bağlamaya başladı. Yatır gibi. Bizim millet böyle işte. Uçan kuştan medet umuyor. Oysa ki yardım bekleyecekleri tek yer,  Yüce Yaradan’dır.

Geçen gün bir yazı okuduk. Çoğunuz bilirsiniz. Bekri Mustafa diye bir Ayyaş varmış, çok eskilerde. Akşamcıların piri sayılıyormuş… Fıkraları dilden dile anlatılırmış. Peki, Sandalcı Bekri Mustafa nasıl evliya oldu? Mezar taşının üzerinde, Mustafa Baba yazıyordu. Aynı dönemde İstanbul’un fethi sırasında savaşmış olan Şeyh Abdurraif Şamadani Hazretleri’nin sandukasının da taşınması gündeme geldi. O dönemdeki yetkililer, Tarih Vakfı’nın da bulunduğu Eminönü’nde, gecekondudan bozma bir türbe inşa etti. Türbenin içine hem Abdurraif Şamadani Hazretleri hem de Bekri Mustafa için sanduka konuldu. Harabeye dönen türbe, kimliği belirsiz bir vatandaş tarafından onarıldı. Dış duvarları boyanan türbenin yan duvarına, yeni tabelalar da asıldı. Türbenin girişinde ‘Bekri Mustafa Hazretleri’ yazısına dokunulmazken, yeni tabelaya ‘Evliya Bekri Mustafa Hazretleri’ yazıldı. Abdurraif Şamadani Hazretleri için konulan tabelanın aynısı, Bekri Mustafa için de yaptırıldı. Ayyaş anlamına gelen Bekri lakabını taşıyan sandalcı Mustafa böylece ‘hazretleri’ olarak anılmaya başladı. Haberi okuyunca, TİGEM’deki durum aklımıza geldi Ayyaşların Piri olan Bekri Mustafa, sonunda Evliya olmuş. Ne diyelim ki? Allah akıl versin.

 Bekri Fıkrası

Bekri Mustafa, Küçük Ayasofya Camisi’nin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır. Fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur. Beklemekten canı sıkılan cemaat, kavuğu ve cübbesiyle yoldan geçen Bekri’yi “hoca” zanneder ve namazı kıldırmasını ister. Bekri, hoca olmadığını söylese de dinlemezler, zorla öne geçirirler.

Bekri Mustafa, namazı kıldırdıktan sonra tabuta doğru eğilir ve bir şeyler fısıldar. Cemaat, merakla ne fısıldadığını sorar. Bekri de şu cevabı verir: “Ölüye şöyle dedim: Sen şimdi aramızdan ayrılıp öteki dünyaya gidiyorsun. Eğer orada bu dünyanın ahvalini sorarlarsa ‘Bekri Mustafa camiye imam oldu’ dersin, onlar durumu anlar.” Sağlıcakla kalınız.


Bu haber 24/08/2021, Salı günü yayınlandı, 467 defa görüntülendi
*