UNESCO Çilingiri Hüseyin’i bilir misiniz

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğim Karadeniz turu sırasında birçok yurttaşla tanışıp, birbirinden farklı yaşam hikayeleri dinledik ve bu hikayeleri not aldık.

Batı Karadeniz bölgesinin görülmeye değer en can alıcı bölgelerinden olan meşhur Safranbolu’ya yolumuz düştü. Safranbolu’da, adı üzerinde safrandan yapılma onca şeyi yiyip, tadına baktıktan sonra, insan hikayeleri için rotayı çarşı bölgesine çevirdik. Osmanlı mimarisi yapıların arasından kıvrıla kıvrıla geçtiğiniz çarşı içerisine bir dükkana girdik. O dükkanın hikayesini şimdi sizlerle paylaşacağım.

 

Osmanlı mimarisi, Safranbolu’yu Safranbolu yapan evlerin kilitleri, büyük, karmaşık ve bir o kadar da alımlı. Şimdiki kilitler gibi basit bir mekanizma olmadığından, o demir döküm kilitlerin yapımı da ustalık ve incelik gerektiriyor. Bu işin erbabı ise Safranbolu Çarşı’da dükkanı olan ve yıllardır aynı dükkanda aynı işi yapan çilingir Hüseyin…

Hüseyin Özdemir’den kendisinin fotoğraflarını çekmek için izin istediğimde, “Kimler kimler benim fotoğrafımı çekti. Sende çek genç adam” dedi ve bende hızlıca o işini yaparken, kendisini fotoğraflama şansına sahip oldum. Hüseyin Özdemir, UNESCO tarafından kendisine belge verilen bir esnaf. Nedir bu belge?

UNESCO tarafından, şehirlere verilen ünvanlar biliniyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bir şehir tam anlamıyla dokusu bozulmadan korunabiliyor. Safranbolu bu listede yer alırken, aynı koruma mirası listesine insanlarda alınıyor. Hüseyin Özdemir’de kaybolmaya yüz tutmuş ve bir o kadar değerli olan bir mesleğin erbabı olduğundan belgeli ve belgesi ise hem dükkanın girişinde hem de dükkan içerisinde.

Kapıda yer alan bilgilendirmeyi sizlerle aynen paylaşıyorum. “1962 Safranbolu Sine Köyü doğumlu ustamız 1978 yılında Muhsin Ünal’ın yanında mesleğe başlamıştır. 1986 yılında usta olarak kendi işyerini açma hakkını kazanmıştır. 1990 yılından bu yana sıcak ve soğuk demir işçiliğini Safranbolu evlerinin kapı kilitleri, tokmakları ile birleştirerek en güzel örneklerini sergilemektedir.”

Ustamızın fotoğraflarını çekerken, Çanakkale’den geldiğimizi söyledik ve ikram ettiği çayı yudumladık. O ara, UNESCO tarafından bu şekilde kendisine önem verilmesini anlamlı bulduğumu dile getirdim. Yavaşça yanıma yaklaştı ve duvardaki belgeleri ve kendisine verilen plaket, sertifika her türlü çerçeveli belgeyi gösterdi. Belgeleri gösterdikten sonra ise ekledi “Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen bir belge ya da bir kağıt görüyor musun?”

Dakikalarca duvarı incelememe gerek kalmadı çünkü öyle bir belge yoktu! Ustamız durdu ve o cümleleri söyledi; “Herkes gelip takdir ediyor. Yabancılar gelip fotoğraf çekiyor. İlgi ile yaptığım işi izliyorlar. UNESCO belge veriyor. Ne iş yaptığım kim olduğum biliniyor. Herkes tebrik ederken, ben dükkanımda UNESCO tarafından verilen belgeyi değil de Kültür Bakanlığı tarafından, kendi ülkem tarafından verilen değeri sergilemek isterdim.”

Hüseyin usta gibi daha nice değerler, daha nice emekçiler ve daha nice sanatçılar, zanaatçılar var. Zaman zaman ortaya çıkıyorlar. Zaman zaman kendilerinin fotoğraflarının çekilmesine izin veriyorlar zaman zaman ise inzivada kalmayı tercih ediyorlar.

Geziyoruz, biliyoruz, görüyoruz, okuyoruz. Hüseyin Özdemir’in bugüne kadar fark edilmemiş olması mümkün değil ama gel gelelim mesele değer vermeye geldiği zaman bizim ülkemizde ne o değeri verecek ne o değerin ne olduğunu anlayacak yetkili bulamıyoruz. Kültür ve Turizm iki ayrı çarkın iki önemli dişlisi… Eğer kültür ve turizm de söz sahibi olmak istiyorsak, önce kendi coğrafyamıza, sonra da insanımıza değer vermemiz gerekiyor.

 


Bu haber 23/08/2021, Pazartesi günü yayınlandı, 484 defa görüntülendi
*