Fedakâr

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

İnsanlar unutmak isterler. Duyguları, olayları, kişileri geride bırakmak kulağa çok güzel gelir. Tüm duygular unutulunca hayat daha kolay yürünen bir yol olacakmış gibidir. Bilinçaltı ise hep hatırlatmak ister. Alır o duyguları başka başka formlarda önünüze sunar. Bundan yorulduğunuzu biliyorum. Yaşadım bunları artık konuyu tekrar açmak istemiyorum da diyebilirsiniz. Ancak bilinçaltı yolladığı sınavlarla aynı soruyu farklı yollarla sorar. Yaşadığınız duyguları yerine yerleştirmediğiniz sürece bu tekrarlanır.

Diyelim ki hayatınıza sürekli ilgisiz insanlar denk geliyor. Tabi hiçbir şey tesadüf değil siz onları kendinize çekiyorsunuz. Bir tamamlanma gibi düşünebilirsiniz. Sizde eksik olanı tamamlamak için sürekli karşınıza çıkıyorlar. İlgi istiyorsunuz ama ilgilenmeyen kişiler karşınızda ya da bazen her şeyinizle ilgilenen sevdiğiniz birden değişip hiçbir şey yapmıyor sizin için. Sonu hep aynı. Sen çok iyi bir insansın ama senin aradığınla benim isteklerim örtüşmüyor deyip gidiyor. Bu ilişkide denge çoktan bozulmuş demektir. Çok fedakâr deriz biz alma verme dengesi olmadığında. Bu çok fedakâr kişi nasıl çok fedakâr oldu biliyor musunuz? Hayır demeyi hayatından çıkararak. Ailenizin, arkadaşlarınızın, işvereninizin her istediğini yaparak bir süre çok sevilen kişi oldunuz. Bir süre diyorum çünkü bu kişilerin taleplerinin bir sınırı yok. Siz evet dedikçe daha da fazlasını istemek haklarıymış gibi görünecek. Veeee sonra her şeyi yapan kişi sizsiniz. Ne oldunuz Fedakâr. Bu açıdan bakınca çok yorucu oldu değil mi? İlk başlarda sevdikleriniz sizi sevecek ama sonra kendiniz için istemeye başlayacaksınız. İlk kez bir şey istediniz. Ne dediler tabii ki kocaman bir hayır. Onlar ne oldular peki ‘Nankör.’ Bunca zaman yaptığınız fedakârlığın karşılığı bu muydu peki.  Evet buydu! Çünkü fazlaca vermek sonucunda sizi fedakâr yaparken karşınızdakini nankör yapar. Dengede olduğunda her şey keyifle gerçekleşir. Bir taraf fazla veriyorsa o ilişki tehlikede demektir. Sadece fedakârlığı beslemiş olan kişiler karşısındakilere tek taraflı bir hayat sunarlar. Hep veren kişi aslında karşısındakine de adım hakkı vermez. Düşünün biri için her sabah o kahveyi siz yapıyorsanız bana kahve yapmıyor diyebilir misiniz?  İlgisiz insan demiştik ya işte böyle çekiyoruz kendimize doğru. Hep duygu alışverişinde veren kişi olarak. Ya almaya alıştırıyoruz ya da almaya alışmış olanı hayatımıza çekip beslemeye devam ediyoruz.

Peki nasıl çıkacağız bunu içinden. Sizi ne mutlu eder? Hemen düşünmeye başlayın. Sizin için rutin diyebileceğimiz bir aktivite bulun. Örneğin; Ben her sabah saat 10.00 ’da sade bir kahve içerim ya da son çayım keyif çayıdır. Her gün 20 sayfa kitap okurum. Her sabah saat 08.00 ’de 20 dk yürürüm gibi bir rutin bulalım. Ancak anlaşmamıza uyacaksınız. Ne olursa olsun bunu gerçekleştireceğiz. Ben demeniz önce kolay olmayacak. Etrafınızdakilerde yadırgayacak. Siz yine de yılmadan gerçekleştirmeye devam edin. Tam 21 gün sonra rutin haline getirdikleriniz, kendinizi memnun etmek için yaptığınız ilk şey olacak. Bundan sonrası sizin elinizde. Ya tercihleriniz olacak ya da fedakâr olmaya geri döneceksiniz. Siz isterseniz gerçek olur. Kendinize inanın.


Bu haber 21/08/2021, Cumartesi günü yayınlandı, 388 defa görüntülendi
*