Laz köylerinde bir Çanakkaleli

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Geçtiğimiz hafta, Amasra’dan başlayarak Artvin Borçka’ya kadar yol aldık. Yaklaşık olarak 975 kilometrelik bir düzlem üzerinde, Karadeniz’in tüm bölgelerini görüp, şehirlerinde gezip, vakit geçirince yazılması gereken konuları da not aldım.

Karadeniz’in incisi neresiydi derseniz, şüphesiz Ordu yanıtını alırsınız. Karadeniz sahil yolu dolayısıyla, illerin deniz ile bağlantısı kesilirken, iller tam anlamıyla İç Anadolu şehirlerine andırıyor. Denize kıyısı olan şehirlerde, deniz kenarında bir mekan bulmak, Çanakkale’deki gibi denize karşı oturup, bir şeyler yudumlamak mümkün değil. Ordu ise Karadeniz sahil yolundan nasibini almadığından ötürü, kordonu ve kıyı şeridi olan, sahilleri ve plajları olan, çarşısında terlik ve deniz şortu ile gezilen deyim yerindeyse bölgenin incisi.

Karadeniz sahil yolu Ordu’ya kadar gelip, şehrin arkasından tünellerle bağlandığından, şehir adeta Ege şehirlerini andırıyor. Sıcaklık konusuna girilecek olursa, nem içerisinde sıcak hava üfleyen bir fanla geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. Termometreler 27 dereceyi gösterdiği halde, sıcaktan olduğunuz yerde terlemeniz kaçınılmaz.

Ordu’dan sonra kesinlikle parantez açılması gereken bir başka il ise Sinop. İki kara parçasını birbirine bağlayan dar bir geçit üzerinde kurulan şehirde, kafanızı nereye çevirirseniz çevirin denizi görüyorsunuz. Dar alanda kısa paslaşmalar yaşanan şehirde, mekanlar kalabalık, trafik sıkışık ve tenha bir bölge bulmak mümkün değil. Her şeye rağmen, kalabalığa rağmen, Hamsilos Koyu bir görenin bir kez daha görmek isteyeceği görkemli bir alan. Milli Park içerisinde ağaçların arasından yürüyerek, Türkiye’nin tek fiyordunu görme şansına sahip oluyorsunuz. Norveç’te gördüğümüz, kayaların arasından, denizin kıyıdan ince bir şerit halinde içeriye sokulması, Hamsilos’ta görenleri kendisine hayran bıraktırıyor. Fiyordu uzaktan görmek istemiyorum dediğiniz takdirde ise Milli Park içerisinde bulunan Akliman’dan kiralayabileceğiniz bir tekne ile fiyordun içerisinde ilerleyebiliyorsunuz.

Karadeniz dendiği zaman akla ilk olarak Trabzon gelirken, Trabzon seyahatimizde, zaman ayırdığımız şehirlerden oldu. Şehir merkezi içerisinde bulunan görkemli Ayasofya, şehre yaklaşık olarak 30 kilometre uzaklıkta bulunan Sümela Manastırı bırakın akılda kalıcı olmayı, herkesin görmesi gerektiği değerler arasında. Trabzon merkezde sıcaklık 30 dereceye yaklaşırken, Sümela’da akşam sıcaklık 15 derece ve hırka giymek durumunda olmanız ise cabası. Harika…

Trabzon’dan sonra ise Laz köyleri ile gönüllerde taht kuran Rize’ye konuk olduk. Rize’nin dirayetli belediye başkanına sahip ilçesi Fındıklı’da, Çağlayan Köyü’nün yolunu tuttuk. Her ailenin çocuğunun okuduğu, kız çocukların ayrıca okumasının önem taşıdığı, bölge halkının arı gibi çalıştığı, doğa ile amansız bir mücadeleye girişilen bölgede, misafirperverlik ve sıcakkanlılık neymiş bir kez daha hatırlamış olduk. Çağlayanlardan akan su ile organik Rize çayı birleşince, ortaya çıkan lezzet bizim çaylardan oldukça uzak bir aromaya sahip. Aynı çayı, hem çeşme suyu ile hem tatlı su ile Çanakkale’de demlemeye kalkıştığınızda ise o lezzetin yanından dahi geçemiyorsunuz. Doğu Karadeniz’in ruhunun en iyi hissedildiği bölge Rize denilirse, yanlış olmaz. Yaylaları, coğrafyası, çay bahçeleri, sürekli çalışan ve üretmek zorunda olan güçlü ve sempatik insanları ile Rize kesinlikle Türkiye’de görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Gelelim Lazlara… Her soruya soru ile karşılık veren, atak, bir işe girerken olumsuz düşünmeyen, olursa olur, olmazsa başka işe gireriz diyen, kendi balını, pekmezini, yiyeceğini, içeceğini üreten, eğitime önem veren ve her çocuğun okuması gerektiğini düşünen, kendileri ile barışık, yaşamayı seven insanlar…  Sohbetlerde dile, dine, ırka önem vermeyen ama samimiyeti ve doğallığı anahtar olarak kullanan ve bir o kadar konuşkan, misafirperverliği tekrar hatırlatan yurttaşlar, sizlere bir kez daha selam olsun.

Ayder yaylası mevzusu var ki o konuyu bir sonraki yazımda ele alacağım. Ayder ve Uzungöl meselesi başlı başına bir yazının konusu olacak. Konuyu bölgeden çektiğim fotoğraflar ile sizlerle paylaşacağım. Karadeniz ile ilgili notlar ufak ufak devam edecek.


Bu haber 27/07/2021, Salı günü yayınlandı, 927 defa görüntülendi
*