Varoluşun temeli zıtlıklar

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

İçinde yaşadığımız sonsuz evren zıtlıkların dengesi ile varolmuştur. Evrende madde ve anti madde tamamen aynı özelliklere sahip olsaydı yıldızlar, gezegenler, dünya var olmayacaktı. Yani zıtlıklar ile varolabildiğine göre başka bir düzen ve denge var demektir.

Tüm canlı varlıklar da biz onların katı ve düzgün formda görsek de bir enerji formu olduğundan bir anti maddeyle dengeyi bulabilirler. Bu demek oluyor ki kendine has özellikleri ile bir anti madde olmalı ki aynalamanın getirdiği yeniden doğuşlar gerçekleşebilsin.

Damak tadına düşkün olanlar bilirler iyi bir tatlının içinde bir miktar tuz bulunur. Bunun nedeni tadı bir görkemli bir lezzet patlamasıyla sunmaktır. Lezzeti ortaya koymanın şekli ise onu daha görünür kılmaktır. Bu tatlıda da zıttı ile gerçekleşir.

Hayatta var olurken biz pek çok ayna ile karşılaşırız. Artık biliyoruz ki bu her zaman birebir bizi yansıtan bir ayna olmak zorunda değildir. Zıtlıklarımızla bizi yükselten bizi görünür kılan aynalarda olacaktır. Değişim yolunda etrafınıza bir bakın. Kimler size neleri yansıtıyor. Sürekli size ben önemliyim duygusunu yansıtan bir aynanız varsa siz onu görüyorsanız bu sizdeki egonun yüksek olduğunu göstermeyebilir. Size aynaladığı egodur ama vermek istediği ders sizde kendinizi onaylama, değerli görme duygusunun eksikliğidir. Bazen de aynalarınızın amacı tamamlanma etkisi yaratmaktır. İnsanlar ile kurduğumuz ilişkilerde bu tamamlanma hissini çokça yaşarız. Eğer bu biriyle fazlaca yaşanırsa daha yakınında olmayı seçersiniz. Sevdiğiniz düşünün eğer o sizin seçiminizse tamamlanma hissi var demektir. Bu her şeyinizin aynı olması anlamına gelmez. Ruh eşi de olsanız birebir bir kopyanızdan bahsetmiyorum. Siz çok sosyal biri olabilirsiniz o da daha kendi dünyasının içinde kendi seçimleriyle yaşamayı seçiyor olabilir. Bazen tamamlanma dediğimiz şey iç içe geçmek bazen de kendi sınırlarında eş duyguları yaşamakla olur.

Değerli bir arkadaşım bana bir örnek vermişti. Sevdiğim kişi  bir kaya gibi, bense ona bağlı bir uçurtmayım. Özgürce uçarken savrulmayacağını ve güvende olduğunu bilmenin verdiği huzur gibisi yoktur. Bu tam bir tamamlanma hissidir. Kimilerimiz bunun bir hürriyet olmadığını söyleyebilir. Bu da bir aynalamadır. İçinizdeki özgür kişiyi baskılayan siz misiniz yoksa bağlandığınız kaya mı? O zaman şöyle diyebilirim. İpin uzunluğu sizin ihtiyacınıza göre belirleniyorsa bir kayaya bağlanmaktan korkmayın. Tabi burada en önemli evren yasalarından birini de unutmayın! Alma verme dengesi. İster arkadaş, ister aile, ister sevgili ile olan ilişkiniz olsun bu yasayı yazın bir kenara. Eğer özgürce uçamıyorsanız o kayaya bağlanmayın.

Hayatınızda pek çok varlığınızı sorgulatacak kişi olacak. Bunlar bazen size sizi aynalayacak. Kendinizle karşılaştığınızda bu, değişimin fırsatını verir size. O kişilerde sevmediğiniz yanlar sizde de var mı bir sorun kendinize. Varsa anti maddeyi buldunuz demektir. Hemen yüzleşin dengeleyin kendinizi. Bu noktadan sonra hala duygu paylaşımı varsa o zaman bütünleşen bir dengeyi de bulabilirsiniz demektir.

Peki bu kadar önemli mi aynalar? Evet! Değişim için farkındalıkla yaşamınızı görünür hale getirmek önemli. Kendi kendinle yüzleşmenin ve var olma nedeninize yaklaşmanın en iyi ve kolay yolu bu. Görünür olabilmenin yolu ise zıtlıklar ile yüzleşmek.

 


Bu haber 25/07/2021, Pazar günü yayınlandı, 443 defa görüntülendi
*