Sattırmam!

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Ezeli muhalefetin bel bağladığı Z Kuşağı, anlatacaklarımızı bilmez. 12 Eylül darbesinden sonra, demokrasiye geçildiği yıllarda, CHP ve Adalet Partisi, MHP ve Refah partisi, cunta tarafından kapatılmıştı. Onun yerine, CHP’liler Halkçı Partiyi kurmuşlardı. Genel Başkanı da Necdet Calp idi. Sonra MÇP ve DYP kurulmuştu. Yeni, taze bir parti olarak da, rahmetli Turgut Özal’ın ANAP’ı yarışıyordu… O zamanlar, Liderler televizyon ekranlarda, karşılıklı tartışırlardı. Nur içinde yatsın Özal, Boğaz “Köprüsünü satacağım” diye deklere etmişti. Konuyu tam anlamayan, Halkçı Parti Lideri, Calp ise, “Sattırmam” diye diretiyordu. Satarım. Sattırmam diye, tartışma günlerce sürdü. Aslında. Boğaz köprüsü satılmadı. Ücretli oldu. Sonunda seçim oldu. Her türlü engele rağmen, ANAP tek başına iktidar oldu. Ve Özal Köprüyü sattı.O zaman Necdet Calp’in hayalı gerçekleşmedi.Şimdi onun devamı olan,.. Ana Muhalefetin lideri, buna benzer bir çıkışta bulundu. Dedi ki, “Kanal İstanbul ihalelerine müteahhitler girmesin. Biz iktidar olacağız. Ve paraların ödemeyeceğiz”. Devlet adabı görmüş. Yıllarca bürokrasinin en üstünde görev yapmış birinin, böyle absürt bir yaklaşımda olması, hayret verici değil midir? Devlette devamlılık esastır. Nasıl yapacaksınız? Ana muhalefet partisinin iktidar olma şansı var mıdır? Bekleyip görün. Kanal İstanbul ihalesi, yerli ve yabancı müteahitler tarafından kıyasıya geçecek. Çünkü bu iş insanları,”Kırmızı Kar” yağmayacağını bilirler. Z Kuşağına bel bağlayanlar. Böyle bir çıkışın, gençler tarafından kabul görülmeyeceğini,  nasıl tahmin etmezler. O gün, “Sattırmam” demişlerdi. Bu gün ise,”Ödemem” diyorlar. Aradan 40 seneye yakın zaman geçmiş, Bir Arpa boyu yol yürüyememişler. Boğaz köprüsüne, GAP Projesine, Keban Barajına, Otoyollara, Şehir Hastanelerine, Marmaray’a karşı çıkanların, Kanal İstanbul için böyle konuşmaları gayet makul. Peki, bu zihniyet ne yapar?” Temel atmama tören!”

Gülelim

Nasrettin Hoca, bir gün padişah ve vezirleriyle birlikte ava çıkmış. Padişah ve vezirlerin omuzlarında birer doğan varmış. Nasrettin Hoca’nın parası doğan almaya yetmediği için, bir alakargayı omzuna koyup ava gelmiş. Padişah ve vezirleri bu duruma kıs kıs gülmüşler, ama Nasrettin Hoca’yı darıltmamak için pek ses çıkarmamışlar.  Av başlamış, padişah ve vezirleri doğanlarını gökyüzüne salmışlar. Nasrettin Hoca da “Ya bismillah!” deyip alakargasını uçurmuş. Gökyüzünde uçan doğanlar bir ördek, bir kaz ve bir bıldırcın yakalayıp getirmişler. Nasrettin Hoca’nın alakargası da varıp bir öküzün üzerine konmuş. Nasrettin Hoca padişaha dönüp, sevinçle bağırmış: – Padişahım, gördünüz mü? Benim alakarga bir öküz yakaladı… Sözünü bitirir bitirmez de, hemen koşup öküzü boğazlamış. Öküzün sahibi koşarak gelmiş ve şaşkınlıkla sormuş:
– Hoca efendi, öküzümü niye kestin? Hoca cevap vermiş: – Bu benim avımdır. – Hoca efendi, yahu hiç alakarga ile öküz avlamak olur mu?
Bu soru üzerine Nasrettin Hoca sinirlenmiş ve demiş ki: – Bre adam, sen ne ahmak adamsın! Padişahımın himmeti olduktan sonra, alakarga ile fil bile avlanır! Sağlıcakla kalınız.

 


Bu haber 27/06/2021, Pazar günü yayınlandı, 371 defa görüntülendi
*