Üstünlük İhtiyacı

7 gün önce Handan Şen Yazarlar
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Bu durumun nedeni erkeklerin çocuklarından itibaren aldığı erkeklik algısıyla ilgilidir. Erkek, kadınla yarışamaz gerçekte. Erkeğin kadınla rekabet ediyor gibi görünen davranışları, ona dürüstlüğünü, hakimiyetini kabul ettirme mücadelesidir. Küçük yaştan itibaren, bir ilişkide erkek var olması, kadının kendisinin üstünlüğünü, korunmasını, gücünü kabul etmesi demek olduğu fikriyle yetişir. Erkek çevresinde, ana-babasında, akrabalarında gördüğü tüm örneklerde bu ilişki biçimiyle yetişir. Erkeğin kişilik yapısı, ilişki algısı bununla örülür. Kendini erkek gibi görebilmesi için kadının onun üstünlüğünü kabul etmesi gerekir. Bu önermeyi kadınlar bile kurar erkeklerle…

Doğru ya da yanlış erkek kadından bunu bekler. Kadından aksi yönde gelecek davranışlarla sert tepki gösterir. Elindeki maddi manevi tüm gücü kadının üstünlük kurmak için kullanılır. Kadının sıradan tepkileri erkeğe; “kendisini takmadığı”, “adam yerine koymadığı” duygularını yaşatır. Böyle hisseder erkek. Bu duyguyu kendine olan güveni azaltır. Kendini önemsiz, zayıf, güçsüz hissetmesine neden olur. Kadının kendisinin üstünlüğünü kabul etmemesi, yeterli bir erkek değilmiş gibi hissetmesine yol açar. Yani kadının olağan tepkisi erkekte bir kişilik, sorununa dönüşür. Bu duyguyu kabullenemez, bu duygudan kurtulmak için kadını bastırmaya çalışır. Bir üst düzeyde tepki vermesinin sebebi de budur. Bu davranışlar, sonu olamayan bir sorun çarkına dönüştürür ilişkiyi. Her tartışma aynı süreç tekrar tekrar yaşanır.

Kadının gösterdiği tepkiden etkilenen erkek, bu tepkilerin onun iç dünyasında ortaya çıkarttığı duyguları anlatmaması  -çünkü bu duyguları zayıflık olarak görür-  durumu daha gergin hale getirir. Benzer bir durum da kadın için söz konusudur. Erkeğin rahatsız edici davranışlarında duygularını söylemek yerine, kendini korumak için aynı tepkiyi vermeye kalkması ilişkideki gerginliği tırmandırır. Böyle bir durumda erkek, bir erkekle evliymiş gibi hisseder kendini.

Erkekler duygularını açmak istemezler. Bunları açmaları kendilerini zayıf, basit bir erkek yapacağı endişesini yaşarlar. Kendileri bir erkek hakkında bunları duymuş olsa o erkeği yargılar. O erkeğin zayıf, basit, güçsüz olduğunu düşünürler. Çevresindeki diğer erkeklerin ve insanların da kendisine bu şekilde bakacağından korkarlar. Erkeğin bir başka korkusu ise içinde hissettiği duyguları zayıflık olarak görmesidir. Bu duyguları -kadının kendini değersiz, yetersiz hissettirmesiyle ilgiliyle duyguları – hissediyorsa, kadına karşı duyguları yoğundur, beklentileri vardır, zayıf ve güçsüzdür; böyle seven bir erkek rahatça ezilebilir, kontrol edilebilir.

Devamı yarınki sayımızda…

 


Bu haber 07/06/2021, Pazartesi günü yayınlandı, 671 defa görüntülendi
*