Türk Eğitim-Sen’den, Eğitim Bir-Sen’ e sert cevap

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş bir basın açıklaması yaparak geçtiğimiz günlerde basın açıklamasıyla kendisini eleştiren Eğitim Bir-Sen’ e;  “Yetkiyi kaybetmenin hezeyanı ile ne yapacaklarını bilmiyorlar; ne diyeceklerini bilmiyorlar; ayrıca bu sefer suçüstü yakalandılar şimdi kime çamur atacaklarını şaşırdılar!” ifadeleriyle cevap verdi.

Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş’ın açıklaması şu şekilde; Her zaman olduğu gibi saman altından su yürütme sanatındaki tüm becerilerini sergileyen ve sırtını kimlere, nerelere dayayarak kapalı kapılar ardında ne işler çevirdiği herkesçe bilinen Eğitim Bir-Sen, eğitim çalışanları üzerinde baskı kurma aracı olarak kullandığı müdürcüklerinin foyası ortaya çıkınca “Okul yöneticisini tehdit eden malum sendikanın başkanı yargı önünde hesap verecek!” diye yaygara koparmış ve en iyi bildikleri işi yaparak mağdur edebiyatına başvurmuştur.

“Zamanlama itibariyle son derece manidardır”

Eğitim emekçilerinin teveccüh göstererek, Türk Eğitim Sen’i Çanakkale genelinde yetkili sendika olarak belirlediği ve bu görevle onurlandırdığı şu günlerde, özellikle Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş’ın şahsında olmak üzere sendikamıza karşı Eğitim Bir-Sen cephesinden gelen bu salvolar zamanlama itibariyle son derece manidardır.

Görünen odur ki; Eğitim Bir-Sen cenahı yapmış olduğu kışkırtıcı hamleler ve açıklamalarla aldığı yenilgiyi örtbas etmeye çalışmakta, üyelerinin çözülmesini önleyerek kaçınılmaz sonu geciktirmeye uğraşmaktadır. Bununla birlikte Eğitim Bir-Sen yaklaşan İlksan temsilci seçimleri evvelinde ilksan üyelerini manipüle ederek kendi tarafına çekmeye yönelik stratejik hamleler peşinde koşmaktadır. Lakin İlksan üyelerinin tümü, Eğitim Bir-Sen’in İlksan hakkındaki gizli niyetlerini ve bunları gerçekleştirebilmek için nasıl “ali cengiz oyunları” tezgâhladıklarını bilmektedirler ve sandıkta tercihlerini ona göre yapacaklardır.

“Türk Eğitim-Sen Çanakkale Başkanı Resul Demirbaş 75. Yıl Murat Köse İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Gezer’e tehdivari sözler sarfederek tehdit etti.” açıklamalarındaki ifade bozukluğu bile vakanın nasıl çarpıtıldığının en açık göstergesidir. Görünen odur ki; Türk Eğitim-Sen üye ve temsilcilerinin eğitimci kimliklerine laf etme küstahlığını gösteren yüzde 3,5-Sen temsilcileri; iddialarının nasıl bir çarpıtma örneği olduğunu bilmenin telaşıyla basit bir cümleyi dahi kurmaktan aciz hale düşmüşlerdir.

Gerçi “Andımız” da dâhil olmak üzere Türk kelimesi ve Türklük kavramıyla ciddi problemi olan bir genel başkanın yönetimindeki kişilerden, Türkçe’yi düzgün kullanmalarını beklemek boşunadır.

“Başta Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş’ın şahsında olmak üzere sendikamız temsilcilerini ve dahi “eğitimci kimliği taşıyorlar hem de eğitimci nezaketinden yoksunlar ve yukarıdan aşağıya, hepsi aynı tıynete sahipler” ifadeleriyle sendikamızın güzide üyelerini de dâhil ederek yapmış olduğunuz hadsiz bilmez ve nezâket yoksunu açıklama bile Eğitim Bir-Sen’e üye olmayanları nasıl ötekileştirdiğinizi açıkça kanıtlamaktadır. Bu faşizan tavırlarınız herkesçe bilinmekteyken bir de kalkmışsınız dil, üslup ve davranış kuralları konusunda bizlere ders verme hadsizliğini gösteriyorsunuz.

Sizlere hatalarınız kibarca anlattık, olmadı; uyardık işinize gelmedi; sesimizi duyurmaya çalıştık üç maymunu oynadınız; biz yaparız ederiz siz kimsiniz tavırlarını sergilediniz. Okul ziyaretlerinde şeytan görmüş gibi bakan, ziyarete geleceğimizi haber alınca her ne hikmetse İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde işi çıkan, öğretmenler odasında fikir alışverişi yaparken tehditkâr bakışlarla öğretmenleri süzen müdür ve müdireleri gözlemledik; çalışanlar üzerindeki baskıyı sağlamlaştırmak adına tuttunuz bunların en faşizan tavırlılarını sendika temsilcisi yaptınız bir onlar eksikti, o da oldu tam oldu. Aymazlığınız, hak-hukuk tanımazlığınız arş-ı âlâya ulaşmışken sizinle hangi dilden iletişim kurmamız gerekiyor acaba? Bu durumun takdirini eğitim çalışanlarına bırakıyoruz.

“Haddinizi bilin”

Eğitim Bir-Sen temsilcileri yaptıkları basın açıklamasında, Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Resul Demirbaş’ı sendikacılığı, sadece sorunları dile getirmekten ibaret sanan, şimdiye kadar herhangi bir kazanımı bulunmayan, sorun çözemeyen, mutabakat döneminde tezvirat, tehdit ve şantaja başvuran biri olarak nitelendirerek toplum nazarında itibarsızlaştırmaya çalışmışlardır. 20 yılı aşkın süredir, profesyonel bağlamda sendikacılık yapan birine söylenecek söz mü bunlar?

Yoklukta sendika temsilci olmuş, okul müdürü ve müdür yardımcıları kalkmış sendikacılık dersi veriyorlar, daha dün bir bugün iki, bir durun kendinize gelin haddinizi bilin.

Sizin tezinizin aksine sendikacılık, eğitim çalışanlarının sorunlarını her platformda dile getirmektir. Onların hakkını savunmaktır, gerekirse eylem kararı almak, demokratik yollardan işvereni hakkın hukukun tesisi için uyarmaktır. Sendikacılık, işverene şirin görünerek koltuğu sağlama almak düşüncesiyle çalışanı toplu sözleşme masasında satmak değildir. Sendikacılık, İlksan’a çökmek için aday göstermiyoruz bağımsız adayları destekleyeceğiz diyerek Eğitim Bir-Sen üyesi İlçe Milli Eğitim Müdürlerinden tutun Şube Müdürlerine, okul müdürlerine varana kadar eğitim çalışanlarını psikolojik olarak etki altına alabilecek kadroları sözde bağımsız aday olarak gösterip, İlksan üyelerinin aklıyla dalga geçmek değildir. Sendikacılık, gerek Çanakkale’de gerekse Ankara’da eğitim çalışanlarının bir an evvel aşılanması için yapılan eylemlerde Türk Eğitim-Sen, Eğitimiş, Eğitimsen birlikte hareket ederken, Eğitim Bir-Sen’in yaptığı gibi eylem kırıcılığı yapmak, eğitim çalışanlarının yaptırım gücünü zayıflatmak değildir. Eylemlerde yoksun, mücadelede yoksun, toplu sözleşme masasında yoksun, aranıyorsun ey Eğitim Bir-Sen. Senin kuruluş amacın sendikacılık yapmak, koltuk dağıtmak değil. Kadrolaşma ve kurumlara çöreklenme derdiyle sendikacılığını unutanlara hatırlarız.

Bu arada birileri sırf hayrına, Eğitim Bir-Sen İl Başkanı Resul CAN’a ve Çan İlçe Temsilcisi Faruk ÖZKAN’a sendikacılığın Facebook’ta fotoğraf paylaşarak değil, sahada yapıldığını hatırlatıversin(!).

Basına açıklama diye verdikleri, fakat basın açıklamasından çok absürt tiyatro benzeri metindeki ifadeleri göz önüne alındığında; her sendikayı ve sendikacıyı kendileri gibi zanneden Eğitim Bir-Sen temsilcileri, gerek eğitim çalışanları üzerinde olsun gerekse kurum müdürleri üzerinde olsun hiçbir yaptırım gücüne sahip olmayan Türk Eğitim-Sen temsilcisi arkadaşlarımıza tehdit, şantaj ve iftira gibi adi suçlar isnat etmişler ve hesap sormaktan dem vurmuşlardır.

Evet, birileri toplum nazarında hesap verecektir! Fakat bu hesabı verecek olan; takiyyeciliği ve manipülasyonu yaşam felsefesi haline getirmiş bulunan, eğitim personeli arasındaki adı yüzde 3,5-Sen olan Eğitim Bir-Sen ve onun had hudut tanımaz temsilcileridir.

Ne kadar acıdır ki Eğitim Bir-Sen ve onun ayakçılığına soyunan bazı idareciler sayesinde, hizmetlisinden memuruna ve öğretmenine varıncaya değin eğitim çalışanları tehdit ve şantajın vücut bulmuş halini her gün kurumlarında tecrübe etmektedirler.

Ve yine ne kadar acıdır ki, Türk Eğitim-Sen temsilcileri olarak bizler eğitim çalışanlarının hakkını hukukunu savunduğumuz için toplum nazarında itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktayız.

“Ya imzala ya da stajyerliğin kalkmaz”

Aslı astarı olmayan suç isnatları bizi yıldırmayacaktır, Eğitim Bir-Sen ve onun müfteri temsilcileriyle olan haklı mücadelemiz onların tüm çabalarına rağmen sekteye uğramadan sürecektir. Çünkü bizler, müdür odalarında önüne üyelik formunu atarak “Ya imzala ya da stajyerliğin kalkmaz.” diye tehdit ettiğiniz; kapıdan girer girmez göreve başlama evrakı imzalattırırken araya üye formu sıkıştırarak habersizce üye yaptığınız çiçeği burnunda eğitim çalışanlarına benzemeyiz; eğitim emekçilerinin bu haklı mücadelesinde onların sesi çıkmasa da onların sesi olmayı sürdüreceğiz.

Bizler, “Eşim veya çocuğum ücretli öğretmen olarak çalışıyor, Türk Eğitim-Sen’e üye olursam seneye onun görevlendirmesini yapmazlar.” diyen eğitimcilerin sesiyiz. Yıllardır temsilcileriniz vasıtasıyla ballandıra ballandıra “Bir gün herkes sözleşmeli olacak. Taraf olmayan (üstü kapalı şekilde Eğitim Bir-Sen’den taraf olmayan) bertaraf olacaktır.” sözleriyle sözleşmeli öğretmenlik denen garabeti savundunuz. Öğretmenleri sınıflandırdınız, sözleşmeli öğretmenleri, stajyer öğretmenleri atadığınız müdürleri kullanarak Eğitim Bir-Sen’in üye kaynağı haline getirdiniz. İlçe Milli Eğitim Müdürü odaları, Okul Müdürü odaları yetmedi size; pervasızlığı o kadar ileri götürdünüz ki utanmadan Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü koridorlarına üye kayıt standı dahi açtınız.

Bizler, sizin müdürlerinizden çekindiği için Türk Eğitim-Sen’e üyelik imzasını atarken fotoğraf çektirmekten kaçınan, maaş değişikliği bilgileri işlenene kadar okul müdürü veya müdiresi bunu duymasın diyecek kadar sindirilmiş personelin hakkını, hukukunu savunmaya, onların sessiz çığlığını duyurmaya devam edeceğiz.

Bizler, “Bak seni şuraya görevlendirme yapacağız, buraya müdür yardımcısı yapacağız, oraya müdür yapacağız.” diye ayarttığınız, oturttuğunuz o koltukları kaybetmemek için sizin ayakçılığınıza soyunup, devletin makamlarını Eğitim Bir-Sen kayıt bürosuna çeviren, odasına kapattığı okul personelini temsilcilerinizle birlikte üyelik için “ikna” çabasına giren yandaş müdürcüklerinize de benzemeyiz.

Tüm baskılarına rağmen Eğitim Bir-Sen’e üye olmuyor diye sınıf kapısında öğretmen bekleyen, ders esnasında koridor koridor gezip sınıf kapılarını dinleyen müdür yardımcılarınız varken bunu bildiği halde buna ses çıkarmayan üyeniz okul müdürleri varken hangi çalışma ortamındaki hangi çalışma barışından bahsediyorsunuz siz.

“Dünün mağduru olan zihniyet bugünün zalimine dönüşmüş”

İsmiyle hitap edecek kadar samimi olduğu kendi okul müdürünün ayağını kaydırmak için siyasilerle iş tutan sendika temsileri olan bir sendikanın il başkanı ve bu sendikanın şimdiki Çan ilçe temsileri kalkıp da kimseye ahlak dersi vermesin, sizin cemaziül evveliniz belli, kime neyi anlatıyorsunuz. Kalkmış çalışma ortamındaki barışmış falan filan diyorlar, büyük büyük laflar, bunlar sizi aşar beyler olamadığınız kişiler gibi davranmayın, ne olduğunuz belli. Dünün mağduru olan zihniyet bugünün zalimine dönüşmüş. Bu dünya sizin etrafınızda dönmüyor. O makamlarda sizden önce de birileri vardı sizden sonra da birileri olacak, o koltuklar babanızın tapulu malı değil devlet makamı ona göre.

Garabet ve hakaretlerle dolu basın açıklamanızda “Yapabildikleri, başarabildikleri tek şey bu ve böyle hareket etmeyi sendikacılık zannediyorlar. Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarına yakışmayan bu basitliğe, ucuzluğa yönelmeyecek, mafya tetikçilerinin diliyle konuşan sözde sendikacıların(!) seviyesine inmeyeceğiz.” demişsiniz. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Sizin işiniz de eserinizde yukarıda zikredilenlerdir. Çan’ın eğitim seviyesinin nereden nerelere geldiği, kimlerin kimlerden icazet alarak idareci konumuna geldiği herkesçe bilinmektedir. Basitlik ve ucuzluk sıfatlarını kimin hak ettiği noktasında hüküm verme işini eğitim çalışanlarına havale ediyoruz.

Hakarette sınır tanımayan, belli ki bu işin ansiklopedisini yazmış kişiler olan Eğitim Bir-Sen temsilcileri kendi rezaletlerini örtbas etmek için kılıf aramaktadırlar. Bir de utanmadan sıkılmadan üslup dersi vermeye kalkışmaktadırlar. Mafya tetikçisi tabirine gelince, kimin mafyavari yöntemler uyguladığı ortada ve herkesçe biliyorken, hiç kimse çıkıp da Türk Eğitim-Sen temsilcilerini mafya tetikçisine benzetme terbiyesizliğini yapamaz. Kimlerin kimlere hizmet ettiği, kimlerin eğitim çalışanları üzerinde baskı kurduğu, kimlerin çalışanları tehdit ettiği ve kimlerin çalışanlara şantaj yaptığı hususunda kararı eğitim camiasının güzide çalışanları versin.

Eğitim çalışanlarının aydınlatılması maksadıyla şu konuların ifade edilmesi ve şu soruların cevaplandırılması artık elzem hale gelmiştir:

Ahmet GEZER kimdir? Ahmet GEZER niçin bu kadar ön plana çıkarılıp vitrine konmuştur?

  1. Yıl Murat Köse İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Gezer, geçen yılki mutabakat döneminde Eğitim Bir-Sen üyeliğinden istifa eden öğretmenlerin üyelikten çekilme formlarını işleme alıp ilgili müdür yardımcısına MEB Doküman Yazışma Sistemine (DYS) kaydettirmiş midir kaydettirmemiş midir? İlçe Eğitim Bir-Sen Çan ilçe temsilcilerinden birine durumu haber vermiş midir? EBS temsilcisi kişiyle öğretmenleri görüştürebilmek için evrakın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmesi sürecinde Okul Müdürü Ahmet GEZER kasıtlı bir gecikmeye sebebiyet vermiş midir, vermemiş midir? EBS Çan İlçe Temsilcisi odasında bulunduğu halde dilekçe sahibi olan öğretmenleri odasına çağırarak EBS temsilcisi ile birlikte sendikadan istifa etmemeleri yönünde telkin ve yönlendirme çabasında bulunmuş mudur, bulunmamış mıdır? Kayıt numarası verilmek suretiyle üst yazıları yazılıp bir üst makama gönderilmesi için MEB Doküman Yazışma Sistemine (DYS) yüklenmesi gereken evrakı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne göndermiş midir, göndermemiş midir? EBS üyeliğinden vazgeçtikleri kurumda çalışan herkesçe bilinen öğretmenlerden vermiş oldukları üyelikten çekilme formlarının iptaline dair yeni bir dilekçe alınmış mıdır, alınmamış mıdır, alınmışsa yine usulünce DYS’ye işlenip üst yazılarıyla birlikte İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderilmiş midir, gönderilmemiş midir? Bu evrakın birer nüshası öğretmenlerin okuldaki özlük dosyasına konulmuş mudur?

Tüm bunlar bir yana, sendika temsilcisi görevi bulunmayan dolayısıyla sendikal faaliyet yapma hakkı da bulunmayan Okul Müdürü Ahmet GEZER, bir sendikanın temsilcisi gibi ve EBS temsilcisiyle birlikte hareket ederek, bunu da kendi makam odasında gerçekleştirerek görevini kötüye kullanmış mıdır, kullanmamış mıdır? Okul Müdürü Ahmet Gezer’in bu davranışı mobbing midir, değil midir?

Kendisi bu konuda iyi niyetli bir şekilde Çan İlçe Temsilcisi Ahmet MEYDAN ve Çanakkale TES İl Başkanı Resül DEMİRBAŞ tarafından uyarılmasına rağmen, söz konusu olayı yaşayan öğretmenlerin suskunluğundan ve hakkında şikâyette bulunulmamasından cesaret alan Okul Müdürü Ahmet GEZER, bu yılki mutabakat döneminde aynı tutum ve davranışlarını sürdürmüş, okulundan bir öğretmeni arayarak EBS’ye üye olması yönünde telkinde ve yönlendirmede bulunmuştur. Akabinde TES Temsilcisi Ahmet MEYDAN tarafından üyelik teklifini olumlu şekilde cevaplayarak Türk Eğitim Sen’e üye olan bu öğretmen arkadaşımızı Okul Müdürü Ahmet GEZER telefonla arayarak üyelikten vazgeçirmeye çalışmış ve üzerinde baskı kurmaya çalışmıştır. Bu arkadaşımız Çan TES Temsilcisi Ahmet MEYDAN’ı arayarak “Hocam ben yanlış yere üye olmuşum, Eğitim Bir-Sen’e üye olacaktım.” ifadesini kullanmıştır. Bir öğretmenin kendisini tanıtan Çan TES Temsilcisi olarak tanıtan Ahmet MEYDAN’ı tanımamış olması makul karşılanabilir de imza attığı, kimlik bilgilerini doldurduğu formun üzerimdeki Türk Eğitim-Sen logolarını, büyük harflerle yazılmış olan Türk Eğitim-Sen yazısını görmemesi mümkün müdür? Bu arkadaşımızın bir baskıya maruz kaldığı apaçık ortada değil midir? Kendisine yaptığının suç teşkil ettiği Ahmet MEYDAN tarafından söylenmesine rağmen umursamaz tavrını devam ettiren Okul Müdürü Ahmet GEZER, bir de üstüne üstlük “Benim üye yapacağım öğretmeni benim tarafımdan gönderildiğini söyleyerek Cahit ALTIN (Çan TES Temsilcisi)üye yapmış.” deme pervasızlığını göstermiştir. Ki bu olayın vuku bulduğu zaman Cahit ALTIN’ın Covid-19 testi pozitif çıkmıştı ve kendisi karantina altındaydı. Durumdan haberdar olan Resül DEMİRBAŞ kendisini suç işlediği konusunda uyarmak ve bu sefer hakkında suç duyurusunda bulunulacağını bildirmek üzere Ahmet GEZER’i aramıştır.

Aralarındaki konuşmalara istinaden devam eden bir hukuki süreç bulunduğundan tarafımızca daha fazla ayrıntı verilememektedir.

Akabinde Çan TES Temsilcimiz Ayhan MAVİ, evrak teslim etmek için Ahmet GEZER’in makamına, aynı umursamaz, pervasız tavırlarla ve gerek Resul DEMİRBAŞ’ı gerekse diğer Türk Eğitim-Sen temsilcilerini ve üyelerini hedef alan ifadeler kullandığı ve temsilcimizi manipüle etmeye çalıştığı Ayhan MAVİ tarafından ifade edilmiştir.

Görüşmelerinin ses kayıtlarını alacak kadar manipülasyoncu ve kumpasçı kimliğe sahip bu zat, marifetmiş gibi bu durumu birçok kişiyle paylaşmış, aradan geçen onca zamanda suç duyurusunda bulunmamış, kendince şartların olgunlaşmasını beklemiştir. Acaba Ahmet GEZER hangi şartların olgunlaşmasını beklemiştir? Mağdur olduğunu düşünen kişi bu kadar zaman bekler mi?

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, suçluyken mağdur edebiyatı yapan 75. Yıl Murat Köse İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet GEZER işte budur.  İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ataması yapılan yeni memurların göreve başlama tarihleri Eğitim Bir-Sen Çan Temsilcilerine kim tarafından günü gününe saati saatine bildirilmiştir?

Bu memur arkadaşların birini tanışma bahanesiyle İlçe Milli Eğitim Müdürünün odasına çağırtıp, Müdür Bey’in müdahalesine fırsat vermeden makamın ağırlığından fayda sağlayarak Eğitim Bir-Sen’e üye yapan EBS’nin “uyanık” temsilcisi kimdir? Bu davranışıyla memuru etki altında bırakarak EBS’ye üye olmasını mı sağlamıştır yoksa zaten sendika olarak muhalif oldukları İlçe Milli Eğitim Müdürünü zor durumda bırakmayı mı amaçlamıştır?

İlçe Milli Eğitimde görevli Türk Eğitim-Sen üyesi bir memur arkadaşımız, EBS Temsilcisi tarafından sendikasından istifa ettirilmeye çalışılmıştır. Bu esnada kendisine mobbing uygulanmış mıdır? Memur arkadaşımızın Türk Eğitim Sen’den istifa ederim fakat Teç-Sen’e üye olurum Eğitim Bir-Sen’e üye olmam sözleri üzerine bir EBS temsilcisinin “Biz onlarla aynıyız” diyerek kasıtlı olarak yanlış bilgi verdiği şeklindeki vaka doğru mudur? Doğruysa bu EBS’li temsilci gerçek dışı beyanda bulunarak yanlış yönlendirmede bulunmuş olmaz mı?

Bir EBS temsilcisinin geçen yıl müdür olarak görev yaptığı okulda pandemi olmasına rağmen evinden kalkıp okula gelen ve Eğitim Bir-Sen’den istifa dilekçesi veren öğretmenin dilekçesini 4688 Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunu 16. Maddesine aykırı olarak işleme almadığı doğru mudur? Bunu yaparken “Hocam sen yeni öğretmensin, başına iş açarsın, öğrencilerle velilerle sorun yaşarsın” benzeri yönlendirme maksatlı ifadeler kullanmış mıdır?

EBS İlçe Temsilcisi, geçen yıl görev yaptığı okuldan ilçemizdeki başka bir okula tayin istemiş ve yeni görev yerini kastederek “Yatmaya gidiyorum, burada yapamayacağım.” ifadelerini kulanmış mıdır? Kullandıysa bu nasıl bir eğitim vizyonudur ve bu kişi nasıl bir eğitimci kimliğine sahiptir, okulları kimlere emanet ettiniz? Türk Eğitim-Sen Temsilcilerinin eğitimci kimliklerini rahat rahat eleştirirken hakarete varan ifadeler kullanmaktan çekinmeyen başta Eğitim Bir-Sen’liler bu kişi hakkında da aynı ifadeleri kullanabilecekler midir?

Çan Fen Lisesi’ne görevlendirme isteğinde bulunan bir Türk Eğitim-Sen üyesini arayıp “Fen Lisesine giden yol benden geçer.” şeklindeki ifadelerle arkadaşımızı sendikamızdan istifa ettirmek için babasının tapulu malıymış gibi devletin okulundaki kadroyu adeta rüşvet olarak teklif eden EBS temsilcisi kimdir?

Fen Liseleri ve proje okullarının nasıl torpilli öğretmen toplanma merkezleri haline geldiği herkesçe malûm; bu işin mimarının kim olduğu da ortada, kimin umurunda eğitimmiş, başarıymış; önemli olan herkes EBS’li olsun o kadar, EBS’nin eğitim vizyonu da bu kadar işte…

Çan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki memur kadrolarında görev yapan arkadaşlar niçin Türk Eğitim-Sen’e üye olamamaktadır? Burada çalışmanın şartı EBS’li olmak mıdır? Eğitim Bir-Sen’den istifa edip sendikamıza üye olan Halil GÖKKAYA ve Yaren GÜR son derece hevesli bir şekilde üye oldukları sendikamızdan niçin vazgeçmişlerdir? Bu arkadaşların üzerinde bir baskı mı oluşturulmuştur? Böyle bir durum varsa kim tarafından gerçekleştirilmiştir?

Yasanın kendisine verdiği hakkını kullanarak Türk Eğitim-Sen’e üye olan memur Yaren GÜR hakkında EBS üyesi bir okul yöneticisi “Nerede üye olduysa, o okula çalışmaya gitsin.” şeklinde faşizan bir ifade kullanmış mıdır? Böyle bir ifade varsa bu despot zihniyetli yönetici kimdir? Eğitim çalışanları bir sendikaya üye olmak ya da bir sendikadan istifa etmek için EBS’li müdür ya da müdirelerden icâzet almak zorunda mıdır?

Kadrosunun bulunduğu okulda EBS’den istifa eden personeli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki makam odasına ayağına çağırıp sendika yöneticisi gibi davranarak neden istifa ettiklerini soran, istifadan vaz geçmelerini isteyen görevlendirme İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü kimdir? Bu yaptığı mobbing değil de nedir?

Bir İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü, evrak kayıt birimine gelen sendika istifa ya da üyelik formlarını işleme almayın önce ben göreceğim talimatını verir? Evrak kayıttan sonra zaten kendisine iletilecek olan evrakı kayıt işlemi yapılmadan evvel niçin görmek ister? Maksat üye olduğu EBS’nin temsilcilerine veri akışı sağlamak mıdır? Aynı yönetici masasının üzerinde sendikamıza yeni katılan üyelerin formları yayılmış vaziyette EBS ilçe temsilcisi Faruk ÖZKAN’ı niçin misafir eder? Amaç, kanunla kişisel verileri güvence altına alınmış üyelerimizin iletişim verilerini paylaşarak EBS’li yöneticilerin bu üyelerin iradelerine tesir etmeleri için zemin hazırlamak mıdır?

EBS Temsilcilerinden biri, hiçbir sendikaya üye olmayan öğretmen arkadaşımızı arayarak “Sen beş vakit namaz kılan adamsın, senin bizim yanımızda olman lazım.” ifadesini kullanarak bu arkadaşımızı üye yapmaya çalışmış mıdır? Böyle bir garabet varsa ortada, bu dini istismar değil midir? İnsanları ibadet edenler ve etmeyenler diye sınıflandırmak nasıl bir karaktersizlik örneğidir? Hadi kuldan utanma yok da Allah’tandan damı korkmaz, utanmazsınız?

Ey bize sendikacılık dersi veren EBS’liler! Sizin sendikacılıktan anladığınız buysa eğer sözün bittiği yerdeyiz demektir.

Bir de hesap soracakmış bu beyler, sizden korkmadık korkmayacağız, sizinle her platformda olan mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bir hesap verilecekse bu Eğitim Bir-Sen temsilcilerinin vermesi gereken bir hesaptır.

Yüreğiniz yetiyorsa çıkıp “onur, şeref, adalet” kelimelerinin sizin için sadece birer insan isimden ibaret olmadığını kanıtlayın; bu küstahlıkların, uygulanan mobbinglerinlerin hesabını verin ya da edebinizle susun.

Haber Merkezi

 


Bu haber 26/05/2021, Çarşamba günü yayınlandı, 1594 defa görüntülendi
*