Bir Çanakkale Efsanesi: Truva

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Efsanelerin memleketi  Çanakkale’nin bütün dünyada en çok bilinen öyküsü elbette kitaplara, filmlere ilham olmuş etkileyici Truva. Truva denince ilk akla gelen güzelliğiyle bir toplumun kaderini etkileyen Helen ve Paris’in aşkı, bir de trajik ölümüyle bu tarihe hüzün veren fedakar abi Hektor. Tarihiyle,kazılarıyla, sanat eserleriyle sayfalarca yazılabilecek bir konu, ama ben bu yazıda size bu etkileyici tarihi günümüzde de efsaneleştirmeye devam eden Troya müzesinden bahsetmek istiyorum.

Tarihin bize emanet ettiği mirası zamanımızın modern dünyasına oldukça başarılı bir şekilde adapte edip varlığını sürdürmesini sağlayan bu müze bence Türkiye’nin ve Çanakkale’nin son zamanlardaki en güzel gururlarından biri. Açılışının yapıldığı 2019 yılında Time Dergisi’nin düzenlediği “Dünyada Görülmesi Gereken 100 Yer” listesine giren müze, 2020 ‘Ulusal Mimarlık Ödülü’nü, Attraction Star Awards yarışmasında ‘En Başarılı Müze’, ardından ‘Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’nü aldı. Bu başarının ardındaki tüm emekçileri ve işine tabiri caizse aşık olarak yapan müze müdürü Rıdvan Gölcük’ü -bir 18 mart üniversitesi sanat tarihi mezunu olarak ekstra – gururla tebrik ediyorum.

 

Ödülleriyle Truva efsanesini sürdüren bu etkileyici müze ilhamını nereden alıyor?

İlhamını öncelikle ‘Barış’tan alan müzede Troya’nın değerleri tüm ideolojilerden uzak bir şekilde ziyaretçileriyle buluşturulmuş, ikinci ilhamı ise bence hepimizin hissetmesi gereken ‘aidiet’, Rıdvan Gölcük’ün Bir Varoluş Hikayesi yazısında yazdığı gibi; Türkler ilk kez bu kadar İlyada’nın, Troya’nın bir parçası haline gelmiş durumdalar.  Efsanenin doğduğu topraklarda kurulan bu müze bugün bölgede yaşayan halka Troyalıların Anadolulu kimliklerini hatırlatıyor.

 

Troya Müzesi’nde ziyaretçileri neler bekliyor?

Truva bölgesinin coğrafyası, arkeolojik kalıntılarıyla genel olarak anlatılan müzede; kazıların kısa bilgileri, pişmiş toprak eserler, dönemin aletleri,meşhur Troia altınları, masklar, heykelcikler gibi bir çok eser sergileniyor. Kronolojik bir sırayla Troya’nın katmanları ve gelişim evreleri, gündelik yaşamı, çevre ilişkileri anlatılıyor. Troya Savaşı, kahramanları, olayları dönemin eserleriyle beraber, çizimler, maketler ve dijital programlarla tanıtılıyor. Müzede benim en çok etkilendiğim eser ise Troya Savaşı’nın gelişen olaylarını  temsil eden Poliyksena Lahti. Truva kralının kızı Polyksena’nın kurban edilişi  ve yas töreninin kabartmalarla anlatıldığı lahit efsanenin hüzünlü hikayelerinden birini  yansıtıyor.

Çanakkale – İzmir yolunda bulunan müze, haftanın her günü 08.30- 17.30 saatleri arasında ziyarete açık. Troya bölgesi için bir gününüzü ayırıp bu etkileyici müzeyi, ören yerini ve hemen yanında bulunan Opet’in sponsorluğunda düzenlenen Tevfikiye ve Çıplak Köylerini de gezmenizi tavsiye ederim. Pandemi döneminde evinizden güzel bir gezi yapmak için de Sanal Müze’ nin internet sitesinden müzeyi ziyaret edebilirsiniz.

Rıdvan Gölcük’ün dediği gibi Truva efsanesi bitmedi, günümüzde de tarihe yeni adımlarını yazarak devam ediyor. Ve insanoğlunun en güzel icadı sanat iyiki var.


Bu haber 16/05/2021, Pazar günü yayınlandı, 658 defa görüntülendi
*