Şikayetten duyulan memnuniyet

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Birey olarak, toplum olarak sürekli ama sürekli şikayet ediyoruz. Bıkmadan, usanmadan şikayet ediyoruz.

Korona patladı, vakalar aldı başını gitti. Çanakkale vaka sayısı göz önüne alındığında zirveye oturdu. Şikayet etmeye başladık. Kafeler açıldı. Kafelere gittik. Kafelerde otururken, oturduğumuz yerden şikayet etmeye başladık. Neden bu mekanlar kapanmıyor dedik hem de o mekanda oturduğumuz yerde! Mekanlar kapansın diye sosyal medyalarda yazdık. Kendimizi dile getirdik. Sonrasında mekanlar, kafeler, vakit geçirdiğimiz her yer kontrolsüzce kapandı. Kordon boyu, sahiller, parklar bahçeler… Yine şikayet ettik. Çok kapandık, biraz açılsaydık dedik. Sonrasında durmadık, şikayetlerimiz devam etti.

Tam kapanma gelsin dedik. Kimse evinden çıkmazsa virüsle ancak bu şekilde baş edebiliriz dedik. Tam kapanma (Yarı Kapanma) geldi. Yine şikayet ettik. Biraz olsun açılsaydık bari dedik. Biraz olsun açıldık. Pazar yerleri marketler, kasap, bakkal, manav açıldı. Kapanma isterken, açılan ilk pazarda, pazara hücum ettik. Koşarak pazara gittik. Kepez’den, kapalı pazar yerine (Cuma Pazarı Alanına) gelen vatandaşları polis yolda sürekli olarak ikaz etti. Yine şikayet ettik. Esenlerden bu sefer de kapalı pazar alanına inemiyoruz diye şikayet ettik. Hatta pazar alanına gitmeyen vatandaşlarımız ise gidenlerden şikayetçi oldu.

Türkiye’de 3 şikayetten 1 memnuniyet doğsa, dünyanın en pozitif ülkelerinden olacağımız gerçeği üzerine tezler yazılmalı…

Şikayet etmek de haksız mıyız? Elbette ki haklıyız. O kadar çok şikayet edecek yanlış adımlar var ki sabaha kadar şikayet etsek, bir sonraki gün doğumunu dört gözle bekleriz. Yönetim anlamında, koronavirüs sürecinde alınan yanlış kararlar ve yapılan hatalar ile ilgili günlerce konuşabiliriz ancak biz asla şikayet etmekten usanmıyoruz.

Dünyada en çok şikayet eden ülkeler istatistiği olsa muhtemelen zirveyi kimselere kaptırmayız.

Psikolojimiz bozuldu. Israrla yazıyorum, psikolojimiz bozuldu. Türkiye hiçbir ekonomik destek olmaksızın evlerine kapandı. İşçiye, emekçiye deyim yerindeyse, “Otur evinde, ne halin varsa gör” dendi. Vatandaş baktı konuşmakla, derdini anlatmakla olacak gibi değil. Şikayet etmeye başladı. O kadar çok daraldık, o kadar çok bıçak kemiğe dayandı ki artık kendimizden bile şikayet ediyoruz. Aynalar en büyük düşmanımız oldu. Tek gerçekliğimiz olan kendimize bile katlanamıyoruz.

Şikayet eden mi yoksa bu kadar insanları çıkmazlar içerisinde şikayet ettiren mi kime ne fatura kesileceğini zaman gösterecek. Sonra o faturayı da muhtemelen şikayet edeceğiz. Kısır bir döngünün içerisinde ısrarla ama ısrarla, sıkılmadan dönüp dönüp duruyoruz. Döndükçe olduğumuz yere gelmekten bıkmadan bir tur daha dönüyoruz.

İnanın artık dönecek yer kalmadı!


Bu haber 09/05/2021, Pazar günü yayınlandı, 676 defa görüntülendi
*