Çocukluğumuz Vatanımızdır

1 hafta önce Handan Şen Yazarlar
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Adler, çevrenin birey üzerindeki etkilerini tartışırken, özellikle aile üzerinde durmuştur. O da Freud gibi yaşamın ilk beş yılının ve bu süredeki aile içi ilişkilerin kişilik özelliklerinin belirlenmesinde büyük önem taşıdığına inanmıştı. Çocuğun sorunlarını, onun biyolojik dürtüleriyle ailenin çocuğun karşısına çıkardığı gerçeklerin bir çatışması ve cinsel gelişim süresince çocuğun annesine (ya da babasına) karşı bir tutku geliştirmesiyle açıklamıştır. Buna karşılık Adler, kuramında, ebeveynin ve de özelikle annenin tutumlarına ve kardeşler arasındaki ilişkilerin niteliğine önem vermiştir.

Ebeveyn-çocuk ilişkisinde Adler, özellikle şımartılmış çocuk ve sevilmeyen çocuk kavramları üzerinde durmuştur:

Her isteği yerine getirilen şımartılmış çocuğun güçlüklerle karşılaşması iki nedenle açıklanabilir. Şımartılmış çocuk,  yaşamının ilk günlerinde her türlü ihtiyacının karşılanacağı  beklentisini geliştirir ve isteklerinin buyruk niteliği taşıdığına inanır. Adler, suç işleyen insanların çoğunun, çocuklarında şımartılmış olduğuna dikkat çekmiştir. Böyle çocuklar, yetişkin olduklarında, kendisinin katkısı olmadan da, toplumun kendilerine bir yaşam sağlamakla hükümlü olduklarına inanırlar. Dolayısıyla toplumun verdiği hakları kendilerine tanımaya kalkışırlar. Anne-babalardan gördükleri hayranlık sonucu kendilerini büyük görürler. Temelde bağımlı oldukları halde bir veliaht gibi çevrelerine buyurma eğilimindedirler. Sevilmeyen çocukta hatalı bir eğitim görmüştür. Çevresinde düşman kişiler görmeye alıştığı için,  yetişkin olduğunda, insanların daima kendilerine karşı olacaklarına inanır ve haklarını savaşarak almaya yeğler. Böyle bir insanla birlikte yaşamak  ya da çalışmak oldukça güçtür. Geçimsizliği ve düşmanca davranışları kendi çıkarlarını yitirmesine ve amaçlarına ulaşamamasına neden olur.

Sağlıklı koşullarda anne-baba, çocuğa sevgi verir, girişim yeteneğini ve kendine güvenini kazanabilmesi için onu destekler. Çocuğa ne çok az, ne de çok fazla yardım edilir. Böyle bir anne-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin etkileri olumludur, çünkü çocuğun istemini engellemez. Çocuğun aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuşak bir yaklaşımla düzeltilir. Böyle bir ortamda çocuk, yürekli ve topluma yönelik bir insan olarak yetişir, yaşamını yapıcı çabalar üzerine kurmayı öğrenir.

Adler, ailedeki diğer çocukların varlığına ve bunun çocuğun gelişimi üzerindeki etkilere dikkat veren ilk kurmacıdır. Ona göre, çocuğun diğer kardeşler arasındaki durumu, özellikle dünyaya geliş sırası açısından, kendine özgü bazı sorunları da birlikte getirir. Ancak, büyük, ortanca ve en küçük çocuğun bu sıralamada doğan olası sorunları, kesin beklentiler olarak yorumlanmamalıdır.

Sevgi ve saygılarımla…

 


Bu haber 05/05/2021, Çarşamba günü yayınlandı, 282 defa görüntülendi
*