Demokrasi ve Parti içi Demokrasi Bağlamında İdeolojik Gelenekler

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

SİYASİ PARTİLERİN İŞLEVİ:

Demokrasi ve Parti içi Demokrasi Bağlamında İdeolojik Gelenekler

1.GİRİŞ (Introduction)

Siyaset, en genel anlamı ile iktidarı ele geçirme, sağladığı yararların paylaşılması ve devamını sağlama sanatı olarak tanımlanabilmektedir. Siyasal aktörleri bünyesinde bulunduran, onlara bir rol yükleyen ve siyasetin en temel kurumu olan siyasal partiler, demokrasinin vazgeçilemez unsurlarıdır, demokratik rejimlerde, seçme ve seçilme hakkının fiile geçmesini sağlamaktadırlar. Siyasal yaşamın düzenleyicileri olan partiler, sahip oldukları önem, misyon ve işlevleri ile toplumsal/siyasal yaşamın en önemli kurumlarının başında gelmektedirler. Vatandaşların siyasal yönetim biçimine ve siyasete katılmalarının en temel araçlarıdır

Siyasi partiler demokrasinin işlerlik kazanmasında, demokrasi ise siyasal partilerin yaşam alanı bulması açısından karşılıklı bir ilişki içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda öncelikle demokrasi hakkında bilgi vermek gerekmektedir.

Demokrasi ilk olarak M.Ö 5 inci yüzyılda ünlü Yunan Tarihçi Herodot tarafından kullanılmış bir kavram olarak karşımıza çıkma Demokrasinin ilk uygulamalarının Antik çağda, eski Yunanistan şehir-devletleri yapılanması olduğu düşünülmektedir. Bu yapılanma ‘Atina Demokrasisi’ olarak da adlandırılmaktadır. Teoride bütün yurttaşlar mecliste oy verme ve fikrini söyleme hakkına sahipti fakat o günün koşullarına göre kadınlar, köleler ve o şehir-devletinde doğmamış olanlar bu haklara sahip değillerdi. Atina nüfusunu ele alırsak, M.Ö. 4. yüzyılda nüfusun 250.000-300.000 arasında olduğu tahmin edilir. Bu nüfusun 100,000’i Atina vatandaşı ve Atina vatandaşları arasında da sadece 30.000’i oy verme hakkına sahip yetişkin erkek nüfusu bulunduğu tahmin edilmektedir. Her ne kadar Yunan Site devletlerinde olduğu gibi bir demokrasi modeli geliştiremese de M.Ö 509 Roma İmparatorluğu döneminde de monarşinin terk edilerek Cumhuriyete geçilmesi ve yönetim yetkisinin kral yerine birbirine karşı sorumlu olan Konsüllere bırakılması demokrasi tarihi açısından önemli noktalardan birisidir. Ayrıca ilgili dönemde çıkarılan ve bugünkü kanuni düzenlemelerin temeli sayılan 12 Levha Kanunları ile anayasal bir düzene kapı aralanması da döneme ilişkin diğer önemli husustur Manga Carta Libertatu’ nun açmış olduğu demokratik mücadele kanalı Yeniçağa gelindiğinde kendini Reform, Rönesans ve Hümanizm alanında göstermiştir. Bu dönemde insan odaklı, hümanist, eşitlik, özgürlük gibi değerler ile temel hakların yüceltildiği ve kilise gibi her türlü bağımlılık ve tahakküm ilişkisinin kırılarak orta çağ karanlığından çıkılmış, demokrasi ve onun bileşenleri filizlenmeye başlamıştır. Yıllar boyunca demokrasi tanımı ve uygulamalarında değişimler meydana gelmiştir ancak demokrasi terimi günümüze kadar gelebilmiş ve siyasi rejimlerin vazgeçilmez unsuru olmayı başarmıştır. 1679’ da İngiltere’de keyfi göz altılara ve tutuklamalara karşı çıkmak, gözaltı sürelerindeki keyfiliği önlemek ve süreleri saptamak, kimsenin yargılanmadan cezalandırılmamasını sağlamak ve bu hususlardaki her türlü kayırmacılığı önlemek için Habeas Corpus Bildirileri yayınlanmış (Aktan, 2003:81- 83), bundan on yıl sonra 1689 yılında ise İngiliz İnsan Hakları Bildirisi ile yasaların önünde herkesin eşitliği, parlamento üyelerinin serbest seçimi, konuşma özgürlüğü, cezalarda orantılılık ve jüri üyelerinin yasal yoldan atanması gibi demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin birtakım temel değerlerine değinilmiştir. 12 Haziran 1776 yılında Virginia Haklar Bildirgesi, 1776‟da Thomas Jefforsun tarafından hazırlanıp kabul edilen Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, 1789-1799 Fransız Devrimi demokrasinin gelişmesi için çok önemli gelişmelerdir. Günümüz itibariyle demokratik gelişimler daha çok uluslararası eksende faaliyet gösteren BM, AB, BM İnsan Hakları Bildirgesi, BM İnsan Hakları Sözleşmeleri gibi kurum ve kuruluşlar ile onlar tarafından uygulamaya konulan bildirgeler ve sözleşmeler ekseninde gerçekleştirilmektedir.

Zamanla siyasal partiler demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanır olmuş ve demokratik geleneğin içselleştirilmesi ve gelişmesinde önemli birtakım iş ve işlemler üstlenmiştir. Üstlenilen bu misyonlar her ne kadar farklı ülkelerde ve siyasi partilerde demokrasinin ve siyasi kültürün içselleştirilmesi ile benimsenen siyasal sisteme göre farklılıklar arz etse de genelde siyasi partilerin tüm ülkelerde ortak olan birtakım işlevler etrafında faaliyet gösterdikleri görülmektedir. Siyasi partilerin en temel işlevleri; farklı görüş ve çıkarları birleştirme, halk ile devlet arasında aracılık yapma, yöneticilerin belirlenmesi bağlamında siyasal devşirme, iktidarı kullanma, iktidarı denetleme ve siyasal sosyalleşme ile eğitimden oluşmaktadır. Modern demokrasilerde, halkın katılımını sağlama aracı olan siyasi partilerin parti içi işleyişinin demokratik ilkelere uygun eşitlikçi bir içeriğe sahip olması gerekir, aksi bir durumda o rejimin demokratikliği anlamını yitirir. Parti içi demokrasi sadece partilerin bir iç meselesinden ibaret olmayıp, modern demokrasi anlayışının gerekli bir unsuru ve halkın iradesini ortaya koymanın bir güvencesidir.

     Parti içi demokrasi; siyasi kültür, sosyal yapı, ekonomik yapı, seçim sistemi, siyasal rejim ve baskı grupları gibi dışsal faktörlerden ve partilerin örgütsel yapısı, parti üyeliği, parti disiplini, aday belirleme yöntemleri, partilerin finansmanı, siyasal yozlaşma gibi içsel faktörlerden etkilenebilmektedir.

Siyasi partilerin toplumla iletişim kurabilmeleri, onların dili, gözü, kulağı olabilmeleri, onların duygu ve düşünceleri ile beklentilerine cevap vermeleri için parti içi demokrasi çok önemli bir kavramdır. Bu çalışmada; siyasal iletişimin, yalnızca lider ve kadrosunun değil, tüm parti teşkilatından görev alanların birer siyasal aktöre dönüşmesini ve kitleler üzerinde etkili olmasını sağlayacak en önemli unsur olan parti içi demokrasi kavramını tanımlamaya, uygulanması için gerekli olan şartları belirlemeye ve öneminin kavranmasını sağlamaya çalışılmıştır.

  1. BAZI KAVRAMLARIN TANIMLARI VE YÖNTEM (Method)

Demokrasi: Demokrasinin en genel tanımı şudur: Halkın halk tarafından yönetilmesi, egemenliğin millete veya halka ait olmasıdır.  Bu çerçevede demokrasi iktidarın halkın elinde olmasına vurgu yapan bir kavramdır. Abraham Lincoln 1864 yılında verdiği bir söylevde demokrasiyi “halkın, halk tarafından, halk için yönetimi” olarak tanımlamıştır.

Egemenliğin kullanılması bakımından demokrasi türlerine bakıldığı zaman demokrasi türleri, halkın egemenliğinin bizzat kendisi tarafından aracı olmadan kullanıldığı demokrasi türü olan doğrudan demokrasi, halkın kendisine ait olan egemenliğini temsilciler aracılığı ile kullandığı temsili demokrasi, egemenliğin kullanım hakkı, halk ve temsilciler arasında paylaşıldığı yarı doğrudan demokrasi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Siyasi Parti: Siyasi iktidarı ele geçirmek ya da en azından ona ortak olmak amacıyla örgütlenmiş insan topluluklarına siyasi parti denir. Siyasi partileri öteki toplumsal örgütlerden ayıran en önemli farklar: Amaç (siyasi iktidarı ele geçirmek) ve çalışma yöntemidir. Siyasi Partiler ilk olarak 19. yüzyılın ortalarında ABD ve İngiltere’de görülmüştür. Bunun nedeni; oy hakkının ilk olarak bu ülkelerde kitlelere yayılmaya başlamasıdır. Servet, vergi vermek gibi belirli ölçütlere dayanan oy hakkı, ABD’nin New York eyaletinde 1827’de, İngiltere’de 1832 yılında genişletildi. İlk siyasi parti 1795-1800 yıllarında ABD’de Cumhuriyetçi Parti, İngiltere’de ise 1877’de kurulan Liberal Federasyondur. 2. Dünya savaşından sonra siyasi partiler demokrasi hayatının vazgeçilmez unsuru olmuştur. Siyasi partilerin temel görevleri; Halkın toplum sorunları karşısında bilinçlenmesini, kamuoyunun oluşmasını, toplumdan gelen istek, dilek ve beklentilerin siyasi kararların alındığı merkezlere iletilmesini sağlamaktır. Siyasi Partiler ile ilgilenen insanlar dört ana kümede toplanır. Bunlar; Yöneticiler (Liderler), Profesyonel Politikacılar, Militanlar, Sempatizanlardır.

İdeoloji: İlk defa Antonio Tracy 1754-1836) tarafından kullanılan ideoloji (Idea-logy) fikir-bilimi anlamına gelmektedir. İdeoloji kavramı birçok farklı anlama gelen ideolojinin toplumun benimsediği ve kullandığı anlam, sembol ve değerlerin üretim süreci, bir toplumsal gruba ait fikirler kümesi gibi tanımları bulunmaktadır.

‘Siyasi Partilerin İşlevi: Demokrasi ve Parti İçi Demokrasi’ konusunu araştırırken konunun önemini neden-sonuç ilişkileri içerisinde ortaya koyan “ betimsel yöntem” kullanılmıştır. ‘Sayısal verilerden yararlanma’ metodu kullanılmıştır. Bu yöntemle konuyla ilgili var olan bilgi bir araya getirilmiş, anlaşılır biçimde düzenlenmiş ve sunulmuş, bu düzenlemeden hem bugün için hem de gelecek için uygulanabilir çıkarsamalar yapılmıştır. Ayrıca; konunun geçmişten günümüze ulaşmış bilgilerden yararlanmaya dayalı “tarihsel yöntem” kullanılmıştır.

  1. BULGULAR (findings) ve TARTIŞMA [Results (Discussion)]

    Parti içi demokrasinin kazanımları; siyasi partilerin fonksiyonel hale gelmesi, milli iradenin parlamentoya tam yansıması ve demokratik örgüt yapısı içinde tartışma ortamının yaratılarak, çoğulculuk esasına dayanan, geniş katılımlı siyasal kararların alınması, adil, eşit ve özgür seçimlerle lider, teşkilat ve adaylar belirlenerek demokratik uygulama yöntemlerinin bulunması ve demokratik rejimin devam edilmesidir. Parti içi demokrasi olmasaydı ne olurdu?  Parti içi demokrasi olmasaydı, toplumsal tercih ve kanaatlerin tam olarak belirlenememesi, çağımızın en önemli değerlerinden olan özgür düşünce ve iradenin ortaya çıkamaması, halkın siyasetten uzaklaşarak apolitikleşmesi, parti liderlerinin belirlenmesinde bilgi, beceri, dürüstlük gibi erdemli vasıflar yerine sadece karizmanın ve finansmanın önemsenmesi, Oligarşi yapılarının hayat bulup, liderler sultasının yaşanması ve sınırlı yönetim anlayışının gündeme gelmesi, demokrasinin bütün değerleri ile içselleştirilmesine fırsat verecek olan kültürün oluşturulamaması, toplumun demokrasiye olan inancının kırılması ve kamu yönetiminin bundan olumsuz etkilenmesi, demokratik sistemle ile yakın ilişkisi olan örgütlenmelerin ve basının kendilerinden beklenen objektif ve tarafsız rollerini icra edememeleri, demokrasinin sadece belirli zaman aralıklarında siyasi partilerin önceden belirledikleri ve bireylerin söz hakkı olmadıkları oy kullanma ritüeline dönmesi ve böylece seçme/seçilme olgularının tam anlamıyla içselleşememesi, siyasal kararların bireysel istem ve çıkarlar etrafında odaklanması, kültürel yabancılaşma ve politik yozlaşma görülmesi gibi demokrasi ile bağdaşmayan birtakım sorunlar belirecektir.

  1. SONUÇ VE ÖNERİLER [Discussion (Conclusion and Suggestions Recommends)]

Siyaset yalnızca kişisel çıkarların elde edilebileceği bir süreç olarak görülmekte ama siyasal düşünceler asla geniş kitleler tarafından içselleştirilememektedir. Kitlelerin siyasi faaliyetlere karşı ilgisiz ve güvensiz tavır takınmalarının nedeni, kitlelerin değil, çok küçük bir seçkin grubunun siyaset yapmasıdır. Bu durumda, demokrasinin öncelikle parti içinde yaşama geçirilmesi, parti üst düzey yönetiminin yetki alanlarının sınırlandırılması, atılması gereken adımları oluşturmaktadır. Özellikle seçimler öncesi aday saptamada üst kadronun sınır tanımayan yetkisi, milli iradenin sandığa tam olarak yansımasını önlemekte ve bu durum demokratik işleyişi aksatmaktadır. Bu bilgilerden yola çıkarak siyasi partilerde olması gereken demokrasinin: siyasal iletişimin, yalnızca lider ve kadrosunun değil, tüm parti teşkilatından görev alanların birer siyasal aktöre dönüşmesini ve kitleler üzerinde etkili olmasını sağlayacak bir demokrasi şeklidir.

Parti içi demokrasinin içselleştirilip geliştirilememesinde etkili olan faktörlerden birisi olarak karşımıza demokratik değerlerle bağlantılı gelişkin bir siyasal kültürün mevcut olmaması çıkmaktadır. Bu yapının kırılıp demokratik değerlerin ön plana çıkarıldığı bir yapı olarak siyasal kültürün yeniden kurgulanması gerekmektedir. Bu ancak çatışma kültürü yerine uzlaşı kültürünün hakimiyeti, toplumsal sistemde yer alan güven ve hoşgörü eksikliğinin aşılması ve devletin bahşediciliğinden ziyade bireyin kendi gücünün farkına vararak mukadderatını değiştirebileceğine inanması ile olacaktır. Parti içi demokrasinin önündeki en büyük engellerden birisi de lider hegemonyası ve buna bağlı olarak beliren oligarşi oluşumları çıkmaktadır. Bundan dolayı sorgulanmaz, eleştirilmez, başarısızlıkta dahi görevinden ayrılmaz her şeyin belirleyicisi oligarkların yerini alabilecek beşerî unsurların siyasi partilerde yer edinebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Parti içi demokrasi açısından diğer bir önemli konu olarak karşımıza siyasi partilerin finansman ihtiyacı ve mali denetimleri çıkmaktadır. Siyasi partilerin belirli çıkar çevrelerinin etkisinde olmalarını engellemek ve iktidara eşit koşullarda yarışmalarını sağlamak için üye aidatlarının toplanılmasına önem verilmeli ve aykırılıklar cezalandırılmalıdır.

  1. KAYNAKÇA
  • Baruter, K. (1969). Türk Siyasi Partiler Sisteminde Parti İçi Demokrasi, Ankara, Ulusal Basımevi
  • Metin ÖZKÜL- Amine AYDIN (2020), Parti İçi Demokrasi Uygulamaları Açısından Siyasi Parti Üyelerinin Sosyolojik Analizi. (49.sayı) Isparta: Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi

Erişim: 1079586 (dergipark.org.tr)

  • Hamdi DİNÇER (2006), Türkiye’de Siyasal Parti İdeolojileri: Demokrasi ve Ekonomi Temel Kategorileri Bağlamında Parti Programları Üzerine Bir İçerik Analizi. Kocaeli: Fakülte

Erişim: Türkiye’de siyasal parti ideolojileri: Demokrasi ve ekonomi temel kategorileri bağlamında parti programları üzerine bir içerik analizi (kocaeli.edu.tr)

  • Prof. Dr. Ali Murat VURAL (2011), Parti İçi Demokrasi ve Siyasal İletişime Katkıları. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi

Erişim: particidemokrasivesiyasaliletisim.pdf

  • Seçkin İNAN (2014), Türkiye’de Demokrasinin Yapılmasında Önemli Bir Unsur: Parti İçi Demokrasi (Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Erişim: f07c16a0b5d915b323be619087a935f2.pdf

  • Ankara Üniversitesi, Siyasal Partiler. Ankara

Erişim: SİYASİ PARTİLER VE PARTİ SİSTEMLERİ (ankara.edu.tr)

 

ÇOMÜ, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

3. Sınıf Öğrencisi

Elif AKCA

elifakca1511@gmail.com


Bu haber 22/04/2021, Perşembe günü yayınlandı, 166 defa görüntülendi
*