Sağlığın 3 temel ölçütü

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Sağlık; bireyin vücudunda hastalık ve sakatlığın olmayışını, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasını ifade eder. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) göre sağlığın 3 temel ölçütü vardır:

  • Bedensel iyilik:Vücüdu oluşturan doku ve organlarda eksiklik,  işlev bozukluğu, mikrop taşıma gibi durumların olmaması hali.
  • Ruhsal iyilik: Yaşına uygun olarak düşünebilen, düşündüklerini anlaşılır şekilde ifade edebilen, başkalarını anlayabilen, yerinde ağlamasını ve gülmesini bilen, güçlüklerle mücadele edebilen, koşullara uygun hareket edebilen, başarılarda mutlu olup başarısızlıkları kabullenebilen, kendisiyle barışık olma hali.
  • Sosyal iyilik:Nerede, nasıl davranacağını ve sorumluluklarını bilen, insanlarla iyi ilişkiler içinde olup büyüğünü, küçüğünü severek hoşgörülü davranan, çevresiyle barışık olma halidir.

Yukarıdaki tanımlar Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ‘nun açıklamaları benim değil. Şimdi bu evrensel tanıma göre gerçekten sağlıklı mısınız? Sağlıklı olmak için yukarıdaki 3 tür beslenmeyi ihtiyacınız olarak karşılıyor musunuz?  Bu 3 maddenin dengeli şekilde varlığımıza sunumu çok önemli. Zira tek tip beslenme hali bütünsel sağlığı karşılamıyor. Bugün zihniyetimizde hakim olan tanım algısı malesefki bedensel sağlık. Bu tanım bile gerçek tanımını yitirmiş halde. Neden derseniz şu soruyu kendinize sormanızı tavsiye ederim. Bedeninizi hücrelerinizi mi besliyorsunuz?  Yoksa nefsinizi mi? Ya da sorumun kalıbını değiştireyim: Aç olan bedeniniz mi? Hücreleriniz mi? Yoksa  doymayan gözü sürekli aç olan nefsiniz mi?

Eğer bedeninizi besliyorsanız zaten bir miktar yedikten sonra bedeniniz tamam sinyalini verecektir size. Lakin doymadığınızı söylüyorsanız, sürekli bir açlık halinde hissediyorsanız (bedenen sağlık probleminiz yoksa) aslında ruhsal ve sosyal sağlığınızın eksik olduğuna dair ihtiyaç sinyalini, bedeniniz aracılığı ile alıyorsunuz demektir. Siz bunu bedenin sinyali olarak zannettiğinizde, demek ki ihtiyacı var vücudumun diyerek, aslında ihtiyaç duymadığı yiyecekleri/içecekleri  bedeninize yüklüyor ve  kilo/yağ depolanmasına sebep veriyorsunuz. Daha da kötüsü organlarınızın gereğinden fazla çalışmasına sebep vererek onları fazla çalıştırıyor ve erkenden tükenmelerine/yaşlanmalarına sebebiyet veriyorsunuz demektir.

Ruhsal ve sosyal yanınız;  aç kaldığında, sağlıklı beslenme ihtiyacını karşılayamadığında, bunun bedendeki yansıyan açlık tanımı aslında nefs olarak olarak çıkar.  İstekleri bitmek tükenmek bilmez nefsimizin. Bebek gibi çocuk gibi sürekli ağzında bir meşgale ister susmak için. Tıpkı küçük bir çocuğun her istediğini ağlamaması için yaptığımız gibi. Ya da sussun diye ağzına emzik vermemiz gibi. Bunu alışkanlık edinince artık kontrol nefsimize geçmiş oluyor. Biz onun efendisi değil, o bizim efendimiz oluyor. Aslında bize hizmet eden bedenimiz yerine, biz bedene sürekli bir hizmet eden haline geçiyoruz. Beden vasıtasıyla NEFS sinyali bize çoğu zaman yeme/içme alışkanlıklarıyla yansır.

Damak yoluyla alacağı tat, aslında sosyal ve ruhsal yanımızın alamadığı tat ile alakalıdır.  Kendini bu damak aracılığıyla alacağı geçici tatlar ile doyum sağlamaya çalışır. Bu açlık bazen öyle boyutlara gelir ki, cinsel alanda ve madde bağımlılıkları olarak ortaya çıkar. Buradaki sızıntı yine kendimize ve sağlığımıza olan yabancılığımız ve cehaletimizle alakalıdır. Tanışmadığımız benliğimizin, kimliğimizin, ruhumuzun ve özümüzün kimyasına olan yabancılığımızdır, bilgisizliğimizdir, daha da kötüsü bunda ısrar edip biliyor sanışımızdır. Bildiğimiz üzere biz insanlar; ruh, nefis ve akıldan oluşmuş olup topraktan yaratılmış varlıklarız. Bu sebeple akıl yoluyla, nefsimizi, ruhumuzu, sosyalliğimizi dengede tutmak zorundayız.

Aklını kullanmayıp sürekli nefsin istekleriyle meşgul olurken, ruh ve sosyal ihtiyaçlarını görmezden gelen kimsenin, (nasıl ki aç bırakılan beden önce hasta olup sonra ölürse, tıpkı onun gibi) ruhunu önce hasta edip ve sonra da manen öldürmesi söz konusudur. Kendisine kalacak olan ise; sağır, dilsiz, kör, doyumsuz, canavarlaşmış bir cesetten başkası değildir. Şimdi yazımın başında sorduğum gibi tekrar soruyorum: Gerçekten bütün olarak sağlıklı mısınız? Sağlıklı olmak için yukarıdaki 3 tür beslenmeyi ihtiyacınız olarak karşılıyor musunuz?

 


Bu haber 16/04/2021, Cuma günü yayınlandı, 226 defa görüntülendi
*