Sokrates olmayan kişi…

3 hafta önce Ezgi Tuncel Yazarlar
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

İnsanların kendilerinde eleştirme hakkını nereden bulduğunu anlamakta bazen zorlanıyorum. Küçük bir şehirde yaşıyoruz ve bu küçük şehir, inanılmaz bir eleştiri kültürüne sahip.

Zekâ kokan eleştirilere bayılırım, ayrı… Şu meşhur Sokrates hikâyesindeki gibi eleştirilere; Sokrates bir gün dar bir patikada ilerlerken karşısına dönemin soylularından biri çıkmış. Yol ise ancak birinin geçebileceği kadar genişmiş.

Birinin diğerine yol vermesi lazım iken soylu:

-“Ben senin gibi bir zavallıya yol vermem” demiş.

Sokrates’in cevabı ise şöyle olmuş:

-“Ben veririm.”

Antik Yunan’dan çıkıp günümüz kentine dönecek olursak tabir yerindeyse birini gömmek bir espri anlayışına dönüşmüş. Ama içinde öyle zekâ pırıltısı taşıyan cümlelerle eleştirinin esamesi bile okunmuyor. Birisinin eksikliğini yüzüne vurarak kendisinin ne kadar da eksiksiz olduğunu kanıtlamaya çalışan ahlak yönünden eksik insanlardan bahsediyorum. Yani Sokrates diyaloğundaki Sokrates olmayan kişiden bahsediyorum. Her gün bunların en az bir tanesiyle karşılaşıyor, eleştiri hakkını kendilerinde nasıl bulduklarını anlamaya çalışıyorum. Çünkü hiç birisi kültür abidesi, ermiş ya da Buda değil… Peki, bu özgüven nereden geliyor?  İşte o da soruda saklı; kültür abidesi, ermiş ya da Buda olmamalarından geliyor yani cehaletten.  Böylece cehaletin inanılmaz hazzı ve mutluluğu kıskanılacak bir özellik halini alıyor.


Bu haber 29/03/2021, Pazartesi günü yayınlandı, 132 defa görüntülendi
*