Kadınlar yine meydandaydı

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine kadınların tepkileri devam ediyor. Geçtiğimiz Cumartesi günü saat 15.00’te 2. kez İskele Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshini protesto etti.

İstanbul Sözleşmesi’nin gece kararnamesiyle feshedilmesinin hemen ardından geçtiğimiz hafta cumartesi günü Çanakkaleli kadınlar İskele Meydanı’nda buluşarak tepkilerini göstermişlerdi. Protestolar bu cumartesi de devam etti. Bu kez Çanakkale İstanbul Sözleşmesi İnisiyatifi tarafından düzenlenen ve sık sık sosyal mesafe uyarılarının yapıldığı protestoda kadınlar dans etti, slogan attı ve basın açıklaması yaptı. Öte yandan protestoya Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar ve CHP Çanakkale Kadın Kolları Başkanı Sibel Erol’da katıldı.

İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz

Çanakkale İstanbul Sözleşmesi İnisiyatifi’nden Sinem Öztürk tarafından okunan basın metni şu şekilde; “ Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin boyutları çok artmış, biçimleri daha da vahşileşmişken, her gün kadınlar katledilirken geçen hafta bir gece yarısı kararnamesiyle; Türkiye’nin, kadınları koruyan yasaların da dayanağı olan İstanbul Sözleşmesinden çekildiği ilan edildi. Bir adamın tek imzasıyla ulusal, uluslararası tüm hukuk kuralları yok edildi. Hukuk ve hukuk güvenliği, meclis iradesi ve çok vurguladıkları millet iradesi yok sayıldı bir çırpıda. Gerici, ırkçı, tarikatçı güçlerin taleplerini karşılamak üzere tek adamın iktidarının bekasını sağlama çabasına peşkeş çekildi İstanbul Sözleşmesi.

“İstanbul Sözleşmesi önemlidir”

Bu topraklarda en son ihtiyacımız olan şey kadınları yasal korumalardan mahrum bırakmaktır. Şiddet her yanımızı sarmışken, üstelik şiddettin boyutlarının ya da çeşitlerinin herhangi bir kaydı, incelemesi, araştırması yokken İstanbul Sözleşmesinden çekilmek, kadınların eşit ve özgür bir yaşam hakkını tanımamanın ilanından başka bir şey değildir. İstanbul Sözleşmesi önemlidir; çünkü taraf devletlere kadına karşı şiddeti önleme, şiddet kurbanlarını koruma, failleri kovuşturma ve şiddeti önleyici tedbirleri alacak iyileştirmeler yapma sorumluluğunu yükler. İstanbul Sözleşmesi uluslararası hukukta, şiddetin kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın bir sonucu olduğunu vurgulayan ilk sözleşmedir.

İstanbul Sözleşmesinin gerekleri zaten sözleşmeden çekilmeden önce de etkin uygulanmadığı için pek çok kadın, ellerinde uzaklaştırma kararlarıyla karakol kapılarında öldürülüyordu; boşanmak istediği için katlediliyordu; suç duyurusu olmasına rağmen korunmuyordu; ölümle yaşam arasında kaldığı noktada kendini kurtarıp şiddet faili erkeği öldürdüğü için müebbet hapis cezasıyla yargılanıyordu. İstanbul Sözleşmesi’nin “Önleme, Koruma, Kovuşturma ve Destek Politikalarından” oluşan dört temel yaklaşım yerine getirilmediği için kadına yönelik şiddet hızla tırmanırken bu sözleşmeden çekilmek, devletin kadınları koruma yükümlülüğünden kaçması anlamına gelir; kadın cinayetlerine karşı, kadına yönelik şiddeti önlemek için sorumluluk almayı reddettiği anlamına gelir.

Kadına yönelik şiddeti bitirme sözleri daha hafızalarda tazeyken İstanbul Sözleşmesinden çıkma kararı, AKP iktidarının ve siyasal İslamcı gericiliğin kadına yönelik şiddeti bitirmeyi bırakın ancak sorumlusu olabileceğini bir kere daha göstermiştir. Kadına yönelik şiddetin sorumlusu haklarımızı gasp etmeye çalışan, yasaları ve sözleşmeleri uygulamayan iktidardır.

“İstanbul Sözleşmesi kimsenin iki dudağının arasında değildir”

“Namusumu kirletti”, “Bana hayır dedi”, “Boşanmak istedi” gibi şiddeti aklayan bahaneler; kravata ceza indirimi, eril yargı pratikleri, “Onu giymeseymiş”, “Oraya gitmeseymiş” korosu;  istismara maruz bırakılan çocuğu, tecavüze maruz bırakılan kadını ona tecavüz edenle evlendirip tecavüz failini aile ile aklamaya çalışan yasa önerileri; kadını şiddet gördüğü aileye hapsetmeye dönük arabuluculuk işleri; nafaka hakkını yok edecek tasarılar ve pandemi fırsatıyla salıverilen şiddet faili erkekler ortadayken neyi/kimi korumadıkları kadar neyi/kimi korudukları da açıkça ortada! Ancak bu kararı verenlerin atladıkları nokta şudur ki; İstanbul Sözleşmesi kimsenin iki dudağının arasında değildir. Milyonlarca kadının hayatı ve hakları tek bir adam kararına sığamaz, milyonlarca kadının canı tek adamın bekasına kurban edilemez. Kadınlar vazgeçmedikçe, arkasından çekilmedikçe İstanbul Sözleşmesinden çıkmak o kadar da kolay olmayacaktır. Kadınların vazgeçmeye de biat etmeye de hiç niyeti yoktur.

20 Mart’tan beri Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar ve LGBTi+’lar olarak bu çekilme kararı tanımadığımızı ve yaşamak istediğimizi sokaklarda, meydanlarda haykırıyoruz; haykırmaya da devam edeceğiz! Kadınların, çocukların, LGBTI+’ların şiddetsiz bir dünyada, eşit ve özgür bir yaşam sürmesi için, haklarımız için mücadeleye devam edeceğiz! Gücümüzü birbirimizden, gücümüzü dayanışmamızdan alıyoruz!

Karar, yok hükmündedir!

İstanbul Sözleşmesi kimsenin lütfu ile imzalanmadı, kadınların kararlı, dirençli mücadelesi sayesinde kazanıldı. Bugün de sözleşmeden vazgeçmeye niyetimiz yok. Bu kararı tanımıyoruz, kabul etmiyoruz! Karar, yok hükmündedir! Kadınlar, kazanımlarımıza hız kesmeden saldırıları süren iktidara ve onun yarattığı gerici odaklara karşı mücadele etmeye devam edecek! İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz! Bizler, yani İstanbul Sözleşmesinin en temel yaşam hakkımızın dayanağı olduğunu bilip asla vazgeçilemeyeceğini haykıran kadınlar, diyoruz ki; haklarımızı ve hayatlarımız sizin vicdanınıza teslim etmeyeceğiz! Direnerek sokaklarda elde ettiğimiz hiçbir hakkımızın peşini bırakmayacağız! Ne zaman evleneceğimizi, kaç çocuk doğuracağımızı size sormayacağız!

İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz!

Bir kere daha, her zaman ve her yerde yaptığımız gibi tekrar ediyoruz; iktidarın kadınlara karşı açtığı savaşta kaybeden biz kadınlar olmayacağız. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz! Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve birbirimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Mutlaka kazanacağız. İstanbul Sözleşmesi bizimdir, biz bitti demeden bitmez! Yok hükmündeki kararnamesi sadece tek adamı bağlar. Kabul etmiyoruz! Sadece İstanbul Sözleşmesi için değil, 6284 sayılı Şiddeti Önleme Yasasının etkin uygulanması için, Nafaka Hakkı, Kürtaj Hakkı, LGBT+’ların hakları için de sokakları terk etmeyeceğiz.”

Ş. Ezgi Tuncel


Bu haber 28/03/2021, Pazar günü yayınlandı, 613 defa görüntülendi
*