Eleştiri – Eleştiri – Eleştiri

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Merhaba sevgili okur;

İçinde bulunduğumuz hayatta gözümüze çarpan, canımızı sıkan, doğru görmediğimiz birçok insan ve detay ile karşılaşıyoruz her gün. Gözlemliyorum, eleştirmeyi ve insanların yanlışlarını yüzlerine vurmayı seven çok büyük bir kesim çıkıyor karşıma baktığımda.

Eleştiri ikiye ayrılır benim gözümde her zaman, altı doldurulan ve hiçbir şekilde altı doldurulamayan. Gelin bunlara hayattan örnekler vereyim biraz…

– Bugün Sinem sosyal medyaya bir fotoğraf attı, biraz dekolte, biraz makyaj yaptım sonra gelen yorumlara baktım aman aman biri demiş ki yok dindar değilsin, yok maneviyatın hiç yok.

Halbuki Sinem dinine bağlı, maneviyatına düşkün kendince dinini böyle yaşamayı seven bir hanımefendi ama senin eleştirine göre o dinsizliğe veya bambaşka bir açıya konuldu.

– Bugün Kerim’in elinde 5.000 liralık bir telefon var ama Kerim öğrenci ve çokça yerde parasızlıktan şikayet ediyor, hemen biri şöyle yazmış “cebinde kaç bin liralık telefonun var hâla parasızlıktan şikayet ediyorsun, madem paran yok nasıl aldın o telefonu?”

Halbuki Kerim aylarca aldığı bursları biriktirip kendine bu telefonu almış. Ama senin gözünde o telefonu aldığı için parasızlık çekemez çünkü telefonu pahalı olan herkes zengindir. İşsizlik ve parasızlıktan şikayet eden insan senin gözünde sokakta sürünmelidir dimi?

– Bugün Nermin kocasından boşanmış, saçlarını boyamış, kendine bakmaya başlamış, birileri onu bir restoranda başka bir beyfendi ile otururken görmüş sonra arkasından bir sürü dedikodu yayılmış “Görüyor musun Nermin’i demek ki bu yüzden boşandı kocasından, Hiç durmuyor valla hemen birini bulmuş, Nermin ne yapmış öyle dul kadındır yakışık alır mı öyle kendini değiştirmiş gitmiş biri ile oturmuş falan..”

Halbuki Nermin eski kocası tarafından yıllarca bir eve kapatılmış, defalarca aldatılmış bunlara göz yummuş, yıllarca saçlarını süpürge etmiş, defalarca dayak yemiş. Senin de ağzın Nermin’in yüzünde yara bere varken, kocasının onu aldattığını bilirken susmuş ama Nermin iyileşmeye başladığında konuşmuş.

Bugün Selim’den bir arkadaşı borç para istemiş, normalde durumu gayet iyi olan Selim o ay kendinde güç bulamamış ve kendi ödemelerine zor yetişmiş. Ayın sonunu nasıl getireceğini bilemeyen Selim arkadaşına borç vermeyi kabul edememiş.

Tabi arkadaşı hemen insanlara “Selim kadar cimri birini görmedim ben, Selim’e yardım edilmez o bana o kadar parası var yardım etmedi.” demelere devam etmiş.

Bunların hepsi altı doldurulamayan eleştiriler, konuşmalar olarak adlandırılıyor. Ama şu var ki bir türlü içinde bulunduğumuz dönemde ve yaşadığımız coğrafya içerisinde bunun için bir çözüm bulamıyoruz. Çünkü eleştirilerimizi sadece kendi istediğimiz, sadece gördüğümüze göre değerlendiriyoruz. İnsanların hislerini, yaşadıklarını bilmeden sadece eleştiriyoruz.

Bizler eleştirmeyi çok farklı noktalara taşıyabiliyoruz.

İnsanları incitmenin, birinin kalbini kırmanın eleştirme olduğunu asla düşünmüyorum.

Çünkü eleştiri dediğimiz şey çok farklı şekilde algılanıyor.

Bilmediğimiz noktalarda insanları uyarmak ya da insanları tanımadığımız halde bir şeyler söylemek sadece karşımızdaki insanların canını sıkmak, hevesini kırmaktan başka hiçbir şey değil.

Eleştiri yapılır ama altı doldurulabilecek sebepler ve sadece bildiğimiz konularda, incitmeyecek ölçüde olmalıdır.

İnsanların sözlerinin bir kalbe nasıl hızlı bir şekilde dokunduğunu bilerek ve düşünerek, rahatsız olduğumuz bir konuyu dile getirirken karşı tarafı da düşünmemiz gerekiyor.

Düşünerek konuşmamız ve düşünerek eleştirmemiz, karşı tarafı rencide etmek için değil aksine onun yaptığı şeyler eğer gözümüzde yanlışsa bunu kibar bir dil ile bana uygun değil diyerek eleştirmek her zaman daha doğrudur.

İnsan insana tabi ki eleştiri yapacak ama her şey dozuna sığmalıdır.


Bu haber 18/03/2021, Perşembe günü yayınlandı, 352 defa görüntülendi
*