Korkulan olmadı!

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Umarız. Çumartesi günü serbest olunca, millet sokaklara döküldü. Allahtan hava muhalefeti vardı. Sonradan yağmur. Onların keyfini kaçırdı. Tabi ki Corona Virüsün da. Ancak, kaçak göçek olarak yine de yapacaklarını yapanlar vardı. Kahvaltı salonları doldu taştı. Millet sanki kıtlıktan çıkmış gibi. Piknik alanlarının kapalı olması ve Mangal yakılması yasak olduğu için, köşe bucakta yakıldı. Bu yasağın çok yerinde olduğu görüldü. Haftaya durum açıklanacak. Saç önümüze dökülecek. Ak mı? Kara mı? Kırmızı mı? Sarı mı? Hep birlikte göreceğiz. Aşılama son hızı ile devam ediyor. Türk Devleti, Aşılamada büyüklüğünü gösterdi. Dünyada ilk 5 e girdi. Sistem, tıkır, tıkır işliyor. Muhalefetin olumsuz açıklamalarına rağmen, millet yapılanları görüyor. Takdir ediyor. Aşı başlamadan önce, devlet ücretli aşı yapacak diye martaval atmışlardı. Tutmadı. Vatandaş sıra beklemeden ve beş kuruş ödemeden aşısın yaptırdı. Kim ne derse desin. Türk Devleti, bu salgınla çok iyi bir şekilde mücadele etmiştir. Allah muhafaza. Muhalefet iktidar olsaydı, ayvayı yemiştik. Hastane yapımına karşı çıkanlar, korona ile nasıl mücadele edeceklerdi? Konuyu basite indirgeyerek,”Hükümet şu kadar basit bir şeyi yapamıyor. Önce hastalandırmayacaksın. Sonra da hasta olursa tedavi edeceksin. Şehir Hastaneleri israftır” anlayışı, kazara iktidarda olsaydı, Virüsten kırılmıştık. Oturup kalkıp, Allaha dua edelim. Sağlık Bakanlığı çok yerinde bir kararla, kısıtlamaları şehirlere indirgedi. Her il,kendi göbeğini kendi kesecek.Yani,”Ne kadar ekmek. O kadar köfte”. Her şehir, kendi kaderini çizmiş olacak. Bu uygulama, Çanakkale’yi Sarı’ya döndürür mü? Vallahi, turuncudan kırmızıya geçmeyelim, Ona da razıyız.

                       Azıcık ucundan

İki avcı, av üzerine sohbet ediyormuş. Birinci avcı başlamış anlatmaya: – Bir yaz günü ava çıkmıştım. Biraz dolaştım, bir şey bulamadım. Ben de yorulduğum için, bir ağacın gölgesinde oturdum. Tam o sırada beş yüz metre uzaktaki pınara on iki keklik kondu. Tüfeğimde de biraz barutla on iki adet saçma vardı. Nişan aldım, “Ya Allah ya bismillah!” dedim ve ateş ettim; on bir keklik yere düştü.
Arkadaşı merak etmiş: – On ikinci kekliğe ne oldu? – Ha o mu? On ikinci saçma hâlâ onu takip ediyor!.. Bu palavraya çok kızan arkadaşı demiş ki: – Ben de uçan deveyi vurdum!.. Öbür avcı gülmüş:
– Yuh be!.. Bu kadar da palavra olur mu?Sağlıcakla kalınız.


Bu haber 09/03/2021, Salı günü yayınlandı, 351 defa görüntülendi
*