Soluk Apartmanı

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Gece saat üç suları, Dert Sokağı’nda bir apartmanda, kat kat geziyoruz, her katta üç beş sızı var, açacağımız tüm kapılar elbet bir yaraya tuz basar. Sessiz kalsalar düşünceleri, bir şarkı açsalar yürekleri yanar…

Çatı katında Şenay Abla, evlenip boşanmış, iki çocuğu varmış. Görseniz pırlanta gibi çocuklarmış. Ablam benim… O tekstil benim, o mesai senin… Aman cebime üç kuruş girsin de bu dökük çatının kirası gecikmesin. Evlatlarının üzerine battaniye atmış, kombiyi eksiye almış, bunca derdinin arasında, bir de çocukların gezileri varmış. Ablam kıyamıyor ki onlara, nereden kesse de gönderse kuzularını… Sabah erken kalkacak, düşünceler uyutmuyor. Ah be Şenay Ablam bilemeyiz ki aklından kim bilir neler geçiyor.

2. katta Gülseren var, yeni evlenmiş kuzumuz. Kaynana, kayınpeder, görümce üzerine yığılmış komple… Ona yemek beğendir, onun gönlünü hoş et işlerini beğenmediklerinde, baştan tekrar yarat, et… Akşama kadar yemek, bulaşık derken ömrünün baharını heba et. Görseniz 25 yasında ya var ya yok. Kaçarak evlenmiş, ailesiyle konuşamıyor, şikayet edemiyor, kaçamıyor, gidemiyor. İki dakika nefes alsa hesabı yapılıyor. Kocası desen akşama kadar çalışıyor. Anlatınca ona, biraz daha dayan diyip bizim kızı avutuyor. Kızımız hayalleriyle uyuyor, ailesinin yanında olmasını dileye dileye, gecelerini sabah ediyor. Kendini kimsesiz sandığı için bazen ölmek istiyor. Güzel kızımız bir hatanın bedelini gençliğinden veriyor.

Bodrum katta bir Sultan var. Ah be Sultan dedik, yaşantısından bir haber adıyla seslendik. Annesi hep Sultanlar gibi yaşasın istermiş, babası da adını nüfusa Sultan diye yazdırmış. Bizim kız haftanın 6 günü, o ev benim, bu ev benim diye diye gezip gezip dururmuş. Her evden üç beş kuruş alır, sonra da evine dönermiş. Apartmanda kapı kapı gezer çöpleri toplar, pazarları da merdivenleri silermiş. 45 yaşında güzeller güzeli Sultanımız, görseniz eğilmekten belinde fıtık oluşmuş. Bir ameliyat olsa daha çalışamaz diye dayanmak için kendini mahvediyormuş. Üç çocuk annesiymiş Sultan, tertemiz giydirirmiş hepsini, kızların saçları bir güzel örülüymüş. Oğlan futbolcu olacak yetenekteymiş ama ellerini tutan yok ki biri alsın geliştirsin. Bizim Sultanımız da onca yükün arasında altın çocuklarına tutunsun, başarmaları için bakkaldan top, takıcıdan toka alsın.

Gücü buna yeter Sultan’ın bilemez ki daha ne yapsın? 3. katta Nergis Hanım var. Para pul ne ararsan var der herkes. Bunun sebebi de kocasının tekstili olmasıymış. Hatta en çatı katındaki Şenay Ablamıza da Nergis hanım sayesinde iş bağlanmış. Sağol Nergis hanımcım yüreğinden öperiz. Ama Nergis hanımımızda derin bir burukluk var. Bunun nedenini de bir-İki soruşturalım mahallede dedik, duyduk gerçekleri ilk soruşumuzda…

Hanımımızı aldatırmış kocası, genç bir kızımızla. O da öğrenmiş, biliyormuş ama kapamış gözlerini bu ahlaksızlığa… Aman düzenimiz hiç bozulmasın, çocuklarımı da almasın benden diye diye kendini avutmaya çalışıyor Nergis Hanım bu günlerde… Sanıyor ki, boşanmak istese, göremeyecek asla çocuklarını, ona göre gücü olan, parası olan kazanacak davaları, o da kıyamaz ki zaten evlatlarına, ona verse bile mahkeme… En iyisini yemek, yaşamak varken kısamaz onların boğazından, hayatından asla… Öyle sıkışıp kalmış yıllardır bu evde, gururundan da sıyırmış artık kendini. Çıkış kapısı yok diye diye saçlarını ağartmış senelerce… Sahte mutlulukla taçlanmış, bu pembe panjurlu evinde.

 Aman aman 4. katta Sevgi varmış. Gören herkes ona Maviş Hanım dermiş. Sevgimiz deniz gibi bakarmış, o gözleri parıl parıl parlar durur, masmavi ışık saçarmış. Derken yatak odasında elinde pudra var, gözlerinin kenarına sürüyor hırsla. Biraz fazla sürmedim mi diye düşünürken güzel gözlerinden bir yaş süzülüyor. Kendine izlerken, kapı aralanıyor birden, küçük kızı Irmak onu izlemek için gelmiş. Pudrayı almış annesinin elinden, o da sürmeye çalışıyor kendisine. Ah be güzel anne-kız gülüyor yüzleri, annesi duygularını gizliye gizleye, kızıyla makyaj yapmaya devam ediyor.

Derken Irmak, şu soruyu soruyor annesine birden:

“Anne babam senin gözüne neden vurdu?”

Bir anda bir sessizlik, malzemeler birden düşüyor Sevgi’nin ellerinden…

Sevgi Hanım kızını kandırmak için biraz düşündükten sonra bir şeyler bulup, ağzını açmış bile…

“Hayır annecim ne vurması, o beni sevdi” diyor.

4 yaşındaki Irmak sevgiyi de vurmak sanıyor artık.

Devamı yarınki sayımızda…


Bu haber 04/03/2021, Perşembe günü yayınlandı, 247 defa görüntülendi
*