Yaşam Ve Ölüm-2

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Yaşamın ne olduğunu anlayan insan, ölümün gerçekleşmesine izin verir yani onu hoş karşılar. Her an geçmişe ölür ve her an tekrar geleceğe doğar. Yaşama bakarsan ölümün ne olduğunu anlayabilirsin. Ölümün ne olduğunu anladığında, ancak o zaman yaşamın ne olduğunu anlayabilirsin. Fakat ölüm korkusu yüzünden bu iki tanım arasında ayrılık yarattık. Bir şekilde kendimizi ölüme karşı korumak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Bu da insanda ıstıraplar yaratıyor, çünkü insan ölüme karşı korunmaktan dolayı yaşamayı unutuyor.

İçinde ölmekten korkan kimdir? Yaşam ölümden korkuyor muki? Yaşam kendi tamamlanma sürecinden nasıl korkabilir ki? Yaşam ve ölüm karşıt değildir. Ego ve yaşam karşıttır aslında. Ego hem yaşama hem ölüme karşıdır. Ego yaşamaktan korkar, ölmekten korkar. Yaşamaktan korkar çünkü yaşam için her çaba her adım ölümü yaklaştırır. O yüzden insanı yaşamaktan da alıkoyar. Yaşıyorsan  ölüme yaklaşıyorsundur. Ego ölmekten korktuğu için yaşamaktan da korkar. Bu yüzden birçok insan ne yaşar ne ölür. En kötüsü de budur.

Aslında her şeyiyle yaşayan insan, aynı zamanda ölümle dolu olduğunu da bilir. Tam anlamıyla hayat dolu olduğun bir ana ulaştığın her sefer, birden orada ölümü de görürsün. Sevgide bu gerçekleşir. Sevgide yaşam doruğa ulaşır, bu nedenle insanlar sevmekten korkarlar. Yaşam ve ölüm birbirilerini takip eder. Varoluş bölünemeyendir. Bölünemez. Ölüm sürekli bir diriliştir. Her seferinde yeniden hayat bulmak için yaşama sunulan bir yardımdır. Yaşamın eski formların kurtulması, harap olmuş yapılardan kurtulması, sınırlayıcı bünyelerden kurtulması için sunulan bir yardımdır. Böylece yeniden akabilirsin. Yeniden taze ve genç olabilirsin. Yeniden bakir olabilirsin. Süreçler ayrılamaz. Bu sonu ve başlangıcı olmayan bir süreçtir. Hiçbir zaman hiçbir yerde son bulmaz. Hiçbir zaman hiçbir yerde başlamaz. Biz sonsuzluğun parçasıyız.  Biz yaşamız. Biçimler, bedenler, zihinler değişse bile. Her şey esas kaynağına geri döner, esas kaynağına dönmek zorundadır.  Bir insan kim olduğunu bilmeyerek, nereye gittiğini bilmeyerek, nasıl mutlu olabilir?  Her türlü problem, her türlü korku kendinden habersiz olma halinden, yaşamı gerçekten yaşamaya izin vermemekten ortaya çıkar.

Sadece bedensel hayat  yaşamışsan ve bedenin dışında hiçbir şey bilmiyorsan, ölüm de çok çirkin ve keyifsiz bir hal alacaktır senin için. Istırap olacaktır hatta.  Ancak bedenin dışında müzik şiir sevdiysen, çiçeklere ve yıldızlara bakıp kaybolduysan ölüm de senin için kutlama olacaktır. Kendi içinde aşkın bir şeye dokunduysan, kendi merkezindeki hiçliğe girdiysen, sadece bir beden ve zihin olmadığını farkettiysen,  fiziksel zevklerin dışındaki zevklerden tattıysan, saf farkındalığın bilinç olduğun yer olduysan, o zaman ölüm büyük bir keşif olacaktır senin için. Çünkü  evrendeki aşkın halin artık ölüm değil, bir karşılaşma belki hayatla dansın olacaktır. Halbuki tüm yaşam bu son için bir hazırlıktır.


Bu haber 27/02/2021, Cumartesi günü yayınlandı, 225 defa görüntülendi
*