Propaganda aracı olarak filmler-2

2 hafta önce Ezgi Tuncel Yazarlar
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan modern savaş muhabirliği sayesinde kamuoyu savaşlar hakkında tarihin diğer evrelerinde olmadığı kadar bilgilenmeye başladı. Aynı dönemle birlikte topyekûnleşen savaş zaten kamuoyunun ilgisini çekmeye ve dolayısıyla toplumu etkilemeye başlamıştı. Sanayi Devrimi’nin etkisi ile ortaya çıkan bu talep, teknolojik gelişmelerin devamı neticesinde sürekli bir artış gösterdi. Kamuoyunun bu talebine cevap vermekle görevli habercilerin savaş alanlarında artan bir oranda bulunma isteklerini karşılamak için ordu ve hükümetler sürekli bir arayış içine girmek durumunda kaldı. Söz konusu arayışlar neticesinde savaş zamanı gazeteciliğinde yirminci yüzyılın sonuna kadar havuz ve akreditasyon sistemleri uygulanmıştı. Ancak habercilerin bu sistemlerden tatmin olmaması ve taleplerinin artarak devam etmesi, savaş alanının kamusallığının zedelenmemesini isteyen ordu ve iktidarları yeni bir sistem geliştirmeye zorladı. Taleplerin karşılanması esnasında belirleyici etmen, Clausewitz’in savaşın zaferle sonuçlanması için muhafaza edilmesi gerektiğini belirttiği halk, ordu ve iktidar arasındaki dengedir.”[1]Yani savaş muhabirinin, vereceği haberin sınırları hem hükümetler, hem medya sahipleri tarafından belirlenmiş durumdadır. Aynı zamanda savaş muhabirinin savaş alanında konumlanışı açısından da bağımsız olduğunu söylemek zor. Gerek can güvenliği, gerek yasal prosedürler sebebiyle, objektifi silahlı güçlerin gözü görevini üslenmektedir.

Çalışmaya konu olan iki filmde, Welcome To Sarajevo (Saraybosna’ya Hoş Geldiniz) ve Hunting Party (Av Partisi), Bosna-Hersek savaşı esnasında savaş muhabiri olarak görev yapan gazetecilerin hikayelerini içermektedir. Aynı zamanda savaşın son bulması için müdahalede bulunan NATO birliklerini oluşturan ülkelerinin yapımlarıdır. Sadece bu yanına bakıldığında dahi filmlerin propaganda içermediğini söylemek zor. Çünkü propagandanın sadece insanları yalanlara ikna etmek için kullanılan bir yöntem olduğu yanılgısına düşebiliriz. Propaganda aynı zamanda bir meşruiyet aracıdır. Filmlerin her ikisi de savaşın acımasızlığı karşısında uluslararası bir silahlı gücün varlığının önemi konusunda ikna edici.

[1] Mazower, M. (2003). “Karanlık Kıta Avrupa’nın 20. Yüzyılı”, Çev. Mehmet Moralı, İstanbul Bilgi

Üniversitesi Yayınları, 45-47


Bu haber 18/02/2021, Perşembe günü yayınlandı, 141 defa görüntülendi
*