İklim

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Toprağın suyun bol olduğunu düşündüğümüz yıllarda, gazetelerde bilim adamlarının uyarılarını okurduk; “Türkiye çölleşiyor, iklim gittikçe daha sıcak iklime geçiyor, topraklarımızı erozyonla kaybediyoruz.” O günlerin bu kadar çabuk geleceğini düşünmemiştik. Ülkenin tatlı su kaynağı göller teker teker kurudular. Son haftalarda meteorolojik olaylar durumun gittikçe zorlaşacağını bir kez daha gösterdi. Barajlarda suyun kalmadığı, büyük kentlerin su ihtiyacı için kalan suyun, sayılı günü olduğunu gördük. Ama bir anda sağanak yağmurlar, sel baskınları İzmir başta olmak üzere, Çanakkale ve Marmara’ya bir yılda yağması beklenen yağmurun yarısı bir günde yağdı. Ancak bu yağış sorunu çözmekten çok sorun yaratacak şekilde ani bir yağış oldu. Barajlara küçük bir kısmı toplandı. Çoğu yine denize aktı. Barajlardaki sayılı günü olan su miktarı sorunu devam ediyor. Şubat ayında mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklar ve bahar günleri yaşamaya başladık bile.

Yağmur ve kar yağışının olmadığı günlere güzel bir gün demek adet olmuş. Yıllardır bu güzel gün dediğimiz günlerin sayısı hep artıyor. Ancak doğa güzelliği bizden farklı algılıyor. Yağış ne kadar fazlaysa doğa daha güzel hissediyor. Biz de gıdamızı, suyumuzu daha bol tüketebiliyoruz. Bu ısı artışı tüm dünyanın sorunu. Afrika ülkelerinde kuraklık arttı. İnsanlar şartların daha iyi olduğu kuzey ülkelerine göç hareketleri yapıyor. Akdeniz’deki ve Ege denizindeki göç facialarına yol açan yine kuraklıktır. Hayvan göçlerinde de yeni gelişmeler oluyor. Kuşlar milyonlarca yıldır yaptıkları göç hareketlerinden vazgeçmeye başladılar. Bizim gibi kışı daha ılıman geçiren  ülkelere kadar gelip Afrika’ya geçmiyorlar. Bu sene birkaç habere konu edilen küçük leylek aileleri göçmediler, yuvalarında yazı bekliyorlar. Gçö yapan sığırcık kuşlarının, birkaç yıldır gitmediklerinden bahsediliyor. Kışın İstanbul’da görülen papağan sürülerini, artık Ankara’da da görüyoruz ki on yıl önce ülkemizde papağan, meraklılarının evinde besledikleri bir kuştu.

Bu iklim değişiminin en önemli nedeni karbon salınımı denilen fabrika ve ulaşım araçlarının yarattığı kirliliktir. Kirliliği tüketim çılgınlığıyla ve seyahat arzularıyla insanlar bilmeden artırmaktalar. Çözüm ya bu tüketim azaltılacak ya da karbon salınımına bitki örtüsünün iki katı artırılmasıyla cevap verilecek. Ama ülkemizin tüm ormanlık bakir alanlarında maden arama ve yapılaşma tam gaz devam ederken kim buna dur diyebilir ki. Kaz dağlarında ve Anadolu’nun tüm şehirlerinde eylem yapan köylülerle karşılaşıyoruz. Topraklarımızı ve ağaçlarımızı koruyun diye yasal yolları zorluyorlar. Bazen başarılı olan örnekler toplumu sevindiriyor. Ama çok azı bunu başarıyor. Kapital seni en ücra köyünde buluyor ve toprağını elinden alıyor. Ne acı! Ama doğaya ve dolayısıyla iklime yapılan bu müdahaleler yakın çevresini etkileyip kalmayacaktır. Bir  gün zengin kuzey ülke tüccarlarına da sıra gelecek. Önce çevrelerinde açlık ve kuraklıktan kaçıp, sağ kalabilen göçmenleri görecekler; sonra da kuraklığı ve iklimin bozulmasını görecekler.

 


Bu haber 09/02/2021, Salı günü yayınlandı, 141 defa görüntülendi
*