Mesut Özil meselesi

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Fenerbahçe, dünyaca ünlü futbolcu Mesut Özil ile anlaştı, yer yerinden oynadı. Televizyonlarda naklen, uçaktan kafasını uzatışı, inişi, merdivenlerdeki pozu ve sonrası dakika dakika değerlendirildi.

Tüm spor yorumcuları hep bir ağızdan, hiç eleştiri kullanmadan, Özil transferinin dünyanın en iyi transferlerden birisi olduğuna değindiler. Ben başlığı “Özil meselesi” diye attım fakat Türk futbolunun meselesi Mesut Özil’in boyunu aşıyor.

Yıllardır, futbolcu olma hayaliyle top koşturan genç neslin önü hep bir şekilde kesildi Türkiye’de. Şirket sahibi, zengin ailelerin çocukları futbola merak saldıklarına golcü oldular. Arka mahallelerden gelen ve ileride iyi bir futbolcu olmak isteyen gençlerin ise hayalleri hep yarım kaldı. Delik çoraplarla, olmayan tekmeliklerle, sahaya çıkıldı. Aylarca, yıllarca formalar terletildi. Amatör kümelerde top koşturuldu. Müsabakaya giderken, otobüs kiralandı, oyuncular 50 lira otobüs için para ortaya koydular.

Hatta müsabakaya gidildi, şampiyon olundu. Dereceler açıklandı, maddi imkansızlıklardan, ödül törenine gidebilmek için kara kara düşüncelere dalındı.

Bilimden ve bilimsel verilerden uzaklaşıldı. Popülist yaklaşımlarla spora, futbola bakıldı ve futbol adeta kalın bir muşamba ile kaplandı. Muşambanın altında olan biten ise kimseyi ilgilendirmedi. Aslında geriye gidiş, futbolun çöküşü hep görüldü, her zamanki gibi görmezden gelindi.

Kasap, manav, kuaför, berber gibi meslek kollarının temsilcilerinin top koşturduğu İzlanda milli takımı, uluslararası turnuvalarda Türkiye’ye kök söktürmeye başladı. İzlanda-Türkiye maçlarını izleyenler, Avrupa’nın ortasında bir ada ülkesinden çıkan manavın, kasabın sahada nasıl koştuğunu izlediler.

İzlanda Milli Takımı’nın forveti Bödvarsson, kış aylarını bir benzin istasyonunda çalışarak geçiriyor. Yaz aylarında ise futbol yaşantısına devam ediyor. Bu haberi okuduğumda şok olmuştum. Neden İzlanda-Türkiye müsabakasında İzlanda bize her defasında kök söktürüyor? Cevap basit: Biz sorun görüp, sorun yokmuş gibi davranıyoruz. İzlanda çalışıyor. Futbolcunun aldığı para kuşaktan kuşağa aktarılmıyor. Etik ve iş ahlakı üst noktalara ulaşırken, köfte harcı karan İzlandalı kasap, uluslararası arenada gol krallığına koşuyor. Elindeki köfte kokusuyla…

Ronaldo ile ilgili bir hikaye vardır. Aynı hikaye Kobe Bryant içinde hep yazılır. Sporcular, antrenman yapmak için antrenman saati olan 7.30’da tesislerden giriş yaparlar. Tesise gelen isimler Kobe Bryant’ı görürler. Bryant, saat 7.30’da ilk giydiği forma terden sırılsıklam olduğu için ikinci formasını giyer. Arkadaşları şok olup, antrenmana koşarak mı geldin diye soruyorlar. Bryant durur mu? Yapıştırır cevabı, “Ben 2 saat önce idmana başladım.” Büyük sporcu, dünyaca ünlü isim bu şekilde olur. Her basketbolcunun idolüdür Kobe Bryant… Sadece hırsı, mücadeleci yapısı ve başarıları ile değil, ahlaklı yapısı ile de örnek ve idol olmuştur. Mesele basit, çalışkan adam başarılı olur. Çalışkan adam evini geçindirir, başarılı olur, kariyer yapar.

Sadece ismi olan ve uzun zamandır sakatlığı bulunan Falcao ile Galatasaray anlaştı. Kolombiyalı golcü isim Galatasaray’a geldi gelmesine ama daha oynadığını kimse göremedi. Bazıları bari iyileşseydi de öyle alsaydık dedi. Falcao, Galatasaray’ın her maçını takip etti etmesine ama tribünden! Falcao’nun maaşı ile ise Çanakkale’nin köyleri kalkınır!

Mesele bilimden, akıldan, liyakattan, akılcılıktan, hırstan, mücadeleden ve etik ilkelerden uzaklaşmaktır. Popülist futbol anlayışı şu anda Katar egemenliğindeyken, meselenin özüne biraz işleyişine bakmak gerekir.

Yoksa Guti gelir gider, Roberto Carlos gelir gider, Mesut Özil, Drogba, Melo, Muslera, Falcao öyle gelir gider. Bizde gelişlerini, gidişlerini, bindikleri arabaları ve oturdukları yalıları izleriz.

 


Bu haber 21/01/2021, Perşembe günü yayınlandı, 567 defa görüntülendi
*