Geleceğin gizemi

3 hafta önce Ezgi Tuncel Yazarlar
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Yılın son günü… Herkesin yeni yıldan bir takım beklentileri var. Bazı totemler 31 Aralık akşamının vaz geçilmezleri; kırmızı iç çamaşırı gibi. Bu en yaygın olanı bu. Nasıl oldu, nasıl yayıldı bilmiyorum ancak ülkemizde pek çok kişi şans getireceğine inanıyor. Saat tam 00.00 olduğunda yeni yıla nasıl girersen tüm yılın öyle geçeceğine dair başka bir inanç daha var mesela. Bu da ülkemizde oldukça yaygın.

Bir de kişilerin sadece yeni yıl için değil, böyle önemli geçişler ya da günler için kendilerince uydurup inandığı farklı totemler var. Bunlar çok çeşitli; dünyada, iki insandan biri kendisine bir totem belirlemiş olsa, sayısı dünya nüfusunun yarısına denk gelir. Bu da ciddi bir çeşitlilik demek.

Benim yeni yıla geçişlerde kendim için belirlediğim totem şu; saat tam 00.00 olduğunda, bulunduğum yerde lapa lapa kar yağıyorsa, o yıl benim yılım olacak ve inanılmaz geçecek. Rüya gibi bir yıl yaşayacağım. Bunun için değil ama koşullar gereği çok farklı yerlerde yeni yıla girdiğim de oldu. Örneğin 2011’den 2012’ye girdiğimiz yıl Polonya’nın Poznan kentindeydim. Neredeyse her yıl lapa lapa kar yağan kentte, o yıl inanılmaz bir kuraklık vardı ve yine olmadı. Yeni yıl gecesi bir damla kar yağmadı. Poznanlı arkadaşlarım da şaşırdı bu duruma. Neyse bu yıl da değil deyip geçiştirdim.

Bu yıl da totemim gerçekleşecek gibi görünmüyor. Çanakkale’de hava sıcaklıkları neredeyse mevsim normallerinin 10 derece üzerinde. Bu yıl da kar mar göremeyeceğim belli ki.

Neyse bunları neden yapıyoruz ya da cidden kar yağdığında rüya gibi bir yıl mı geçecek. Tabi ki geçmeyecek. Saat 00.01 olduğunda pandemiden kurtulmayacağız. Ekonomideki kötü gidişat tam tersine yükselişe geçmeyecek, işsizlik rakamları da düşmeye başlamayacak elbette. Bu sadece, insanın hayatta kalabilmek için ihtiyacı olan umudu simgeliyor. Bilinmezliğe umutla bakmaya çalışıyoruz. Yaşımız da ilerledikçe gizemini yitiren dünya da kendimize umutla bakacağımız bilinmezlikler yaratıyoruz da diyebiliriz.

Psikolojik olarak umuda ihtiyacımızın olduğu kesin, peki yeni yılda insan olarak neye ihtiyacımız var? Kesinlikle daha yüksek bir yaşam standardına. Uçurum gittikçe derinleşti. Pandemi, dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik kriz, yoksul insan sayısını arttırdı. Zenginler sayılarını sabit tutsalar bile birikimlerini arttırdı. Orta sınıf yok denecek kadar azaldı. Orta sınıfa mensup olanlar proletaryaya dahil oldu.  Eğer bu gidişat 2021 yılında da böyle giderse ne olur peki? İşte bu, benim 2021’den beklentimle de paralel ilerleyen bir şeye neden olur.

Koşullar iyileştirilmezse; Hüsnü Arkan’ın şarkısında söylediği o sözler 2021’de gerçek olur. 2021’ de “İşçi tulumu giyer umut”.

 

 

 


Bu haber 30/12/2020, Çarşamba günü yayınlandı, 150 defa görüntülendi
*