PATİKA

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Yolumu kaybetmiştim. Nereye gideceğimi bilmiyordum ama burada olmamam gerektiğinden emindim.

Karanlık bir ormanda tek başıma yürüyordum.

Ay ışığının aydınlattığı patika yolun her iki yanında çalılar, çalıların hemen arkasında da heybetli ağaçlar vardı. Çalılardan gelen hışırtıları duyuyordum. Belki bir kertenkele, belki de evini arayan bir kaplumbağadır diye düşündüm önce. Sonra birden parlayan gözleri gördüm. Bana doğrultulmuş kırmızı, mavi gözler… Git gide sayıları arttı. Birden parlayan bu gözler birden sönüyordu… Biri sönerken diğeri parlıyordu. Diğeri parlarken bir diğeri sönüyordu… Uğultular, hırıltılar duymaya başladım sonra… Canavarların beni izleyen gözleri eşliğinde ıslık çalarak yürümeye devam ettim…

Patika yolun sonunda bir karartı gördüm. Adımlarımı hızlandırdım. Yaklaştıkça bir insan olduğunu anladım. Yaşlı bir kadın ve bir çocuk patika yolun ortasında duruyorlardı. Yaşlı kadının bir kolunda küçük çocuk diğer kolunda ise sepet vardı. Beni duyabilecekleri kadar yaklaştığımda “merhaba” dedim. Çalılardan bana doğrultulan bütün gözler aynı anda parladı. Çocuk öne doğru bir hamle yapmaya denedi kadın onu durdurdu. “Yolumu kaybettim. Buraların yabancısıyım. Çalıların arkasında canavarlar mı var? Yoksa birkaç yabani hayvan mı onlar?” Birbiriyle pek de bağlantılı olmayan birkaç cümle dökülüvermişti ağzımdan, usulca cevabı bekledim.


Bu haber 12/12/2020, Cumartesi günü yayınlandı, 300 defa görüntülendi
*