İdam Çığırtkanlığı

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edildiği günden beri varlığını sürdürüyor. İnsan Hakları Bildirgesi’nin 3. Maddesi de “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.” diyor.

Gelelim idam çığırtkanlığına, her toplumsal vakada, Türkiye’de dönem dönem parlıyor “idam gelsin” sloganları. Geçtim yaşam hakkının insan hakkı olmasını, bu cümleleri kuranlar, bu ceza ile bir gün karşı karşıya kalmayacaklarına nasıl güveniyorlar? Ayrıca bu kadar nefret neden? Bir insanın canından olmasını nasıl talep edebilir akli dengesi yerinde olan bir birey?

Kaldı ki öyle bir ülkede yaşıyoruz ki… İki siyasi kutbun da yaraları var bu idam cezası yüzünden. Eminim Adnan Menderes’in haksız yere asıldığını düşünen pek çok insan bulabiliriz. Bir de Deniz Gezmişler ve Erdal Eren var mesela gencecik çocuklar, şiirler, şarkılar yazıldı arkalarından ağıtlar yakıldı. Toplumsal bir travmaya sebep oldu. Mesela bütün aileler, çocuklarına “aman yavrum siyasetten uzak dur” demedi mi yıllarca? Siyasal kutuplaşmayı bir kenara bırakıp bir de hümanist açıdan bakalım, kötü insanlar mıydı bu insanlar. Öyle olsalar bu kadar büyük kitleleri peşlerinden sürükleyebilirler miydi? Hepsinden öte ölmeyi hak edecek ne yaptılar? Ya da hangi suçun karşılığı öldürmek olabilir?

İktidar değişken bir kavram, bu gün iktidarı elinde tutan yarın muhalefet olabilir. Ya da bugün muhalefette yer alan yarın iktidara gelebilir. Eğer iktidara gelen tüm guruplar kendileri gibi düşünmeyenleri yok etseydi bugün insanlık ne durumda olurdu hiçbir fikrim yok. Gerçi yine filizlenirdi bir yerden. Hitler, o kadar Yahudi’yi, Çingene’yi, Komünisti, engelliyi toplama kamplarında öldürdü de ne oldu? Saydığım tüm gruplar dünyada, belki daha güçlü ve daha öfkeli, varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Yani demem o ki; İdam çığırtkanlığı bir nefret sloganı, nefret ürünü. Dünya tarihinde de nefret ile icra edilen tüm işler, misli ile nefret ile karşılandı. Nefret nefreti doğurdu. İnsan hakları pek çok konuda hiçe sayıldı. Bu döngünün bir sonu yok. Bize bir tokat atana öbür yanağımızı tabii ki uzatmayalım ancak tokat attı diye de öldürmeyelim.

 


Bu haber 10/12/2020, Perşembe günü yayınlandı, 113 defa görüntülendi
*