ÇOCUKLARIN TEMEL İHTİYAÇLARI

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

 

  1. İSTEMEK: Çocuk dünyaya geldiğinde ilk olarak İSTEMEYİ öğrenir. Ağlar, bağırır, yırtınır. Neden ve sonuç kurmaya başlar. Çocuk altı yaşına kadar bu konuda uzmanlaşır ve mastır derecesinde isteme uzmanı olur. Ne kimden istenir, nasıl istenir. İstemek zorundadır çünkü tek başına yapacakları sınırlıdır. Çaresizdir ve ilk öğrendiği istemektir. Ebeveynler çocuğun bu isteklerini karşılarlar ya da bazıların karşılamazlar. Mesele şu ki çocuk kendi başına yapabilecek iken istemeye devam eder ve anne-baba çocuğun bu isteklerini karşılamaya devam ederse o çocuk nasıl öğrenir? Bir çocuk kendisi yapmadan, denemeden, yanılmadan nasıl öğrenir. Sorun şu ki çocuklarda bu isteme 6 yaştan sonra da devam ediyor. Birey elli yaşına gelse de anne babasını kullanmaya devam ediyor. Anne –Çocuk ilişkisi bu açıdan çok önemli. Anneler çocuklarının isteklerini nereden sonra yapmaması gerektiğini bilmiyorlar. Çocuk devamlı istiyor anne ya da baba devamlı yapıyor. Özellikle annenin annelikten başka bir kimliği yoksa-yani iş kimliği, eş kimliği, arkadaş kimliği- çocuğunu mutlu etmek ve onun isteklerini yerine getirmek görevi ve işi belliyor. Anneye bağımlı çocuklar oluşuyor. Bedelini de anneden çıkaran çocuklar. Anne kimliğimiz çocuğumuz doğunca en büyük kimliğimiz olmalı, bu gayet doğal ve gerçekçi. Çünkü evladımız doğunca bize bağımlı, bize ihtiyacı var. Ama evladımız büyüdükçe bizimle olan bağımlılığı azalmalı ve kendi ayakları üzerinde duran ayrı bir birey olmalı. Biz buna fırsat vermeliyiz. Evladınız okula başladı, sosyalleşmeye başladı, siz ona hala bir bağımlı gibi davranırsanız, sizin hala en büyük kimliğiniz annelik olursa bağımlı çocuklar haline gelirler. Evladınız büyüdükçe anne kimliğinizi küçültmeniz sağlıklı olanıdır. Çocuklardaki İSTEMEK davranışı öğrendiği ilk davranıştır ve doğaldır. İstemeyi ilk olarak öğrenirler ve çok iyi kullanırlar. Evlatlarımıza isteklerin dengeli bir şekilde karşılamak ise anne-babanın görevidir. Büyükannenler büyükbabalar bunu yapamazlar. Büyükanne büyükbabalar torunları şımartır ve bu doğaldır. Ama kontrol ve istemeyi dengeli öğretmek anne babanın görevidir. Unutmayın 11 yaşından sonra evlatlarımız ayrı bir birey olmayı öğrenmeye başlar. Bundan sonra bizim görevimiz onları izlemek, fırsat yaratmak, mesafemizi koruyarak onların hayatı tanımalarına imkan vermektir. Her isteği yapılan çocuklar kadar, temel ihtiyaçları bile karşılanmayan çocuklarda sağlıksız olarak toplumda uyumsuzluk yaşarlar. Özetle çocuklarımızın istekleri karşılama konusunda dengeli ve tutarlı bir davranış onların kişiliklerinin gelişiminde en önemli noktadır.
  2. KOŞULSUZ SEVGİ: Çocuğun istemek den sonra öğrendiği ikinci şey KOŞULSUZ SEVGİDİR. Çocuklar hiçbir şarta bağlı olmadan sevildiğini hissetmek ister. Çocuğa vereceğimiz sevginin koşulu olmaz. Karşılıklı sevgi bebek için geçerli değildir. Koşulsuz sevgiyi öğrenen ve deneyimleyen çocuk DEĞERLİ HİSSETMEYİ öğrenir. Çocuk değerli hissetmeyi ailesinde öğrenir. Ailesinde değerli olduğunu hissedemeyen çocuk bu ihtiyacını çevresinde aramaya başlar ki bu beraberinde sorunlar getirir. Anne Baba olarak çocuğa değerli olduğunu hissettirmek temel görevimizdir. Bu ihtiyacı karşılanmayan çocuklar materyaliz olurlar. Çocuğa değerli hissettirmenin yolu ona dokunmaktır. Anne Babası tarafından dokunulan, sevilen, mıncıklanan bebekler kendini değerli hissederler. Bebekle doğduğunda iletişim kurmanın yolu budur. Konuşamaz, konuştuklarını anlamaz ama dokunsal olarak anne babasıyla iletişim kurabilir. Var olduğunu , değerli olduğunu anlayabilir. Zaten büyüyünce, egosu oluşmaya başlayınca dokunmayı kabul etmeyecektir. Bebekler doğdukları zaman dokunulmayı, sevmeyi göremezse, sevgi ihtiyacı karşılanmasa arıza çıkar. Dokunulmayan bebek sevgi ihtiyacını karşılayamaz. Özetle anne baba çocuğa olan sevgisini hiçbir koşula bağlamadan göstermesi gerekir. Dediğimi yaparsan, yemeğini yersen, ağlamassan seni daha çok severim mesajı çocukta değerli olduğu hissine zarar veririr
  3. KOŞULSUZ GÜVEN: Çocuklar güvenmeyi ailede öğrenir. Tabi tam tersi güvenmemeyi de. Bebek doğduğunda güvenme ihtiyacı kaçınılmazdır. Geldiği dünyada güvenmekten başka da çaresi yoktur. Bu güveni anne-babasından öğrenir. Güven duygusunu anne-babasından sağlıklı öğrenmesi hayati önem taşır. Sevgi ve güven en temel 2 yapıdır. Bu iki yapı çocuklarda ilk 3 yaşına kadar oluşur. Üç yaşına kadar en temel ihtiyacı olan GÜVEN ve SEVGİ’yi öğrenemeyen çocuklar geri dönülmez sorunları yetişkinlik dönemlerine getirirler. Çocuk ailesinde koşulsuz olarak başka bir deyişle şarta şurta bağlı olmadan güvenmeyi öğrenmeli ve hissetmelidir. Onun için hep uzmanlar tekrarlıyorlar; ilk 6 ay, ilk 3yaş, ilk 6 yaş önemlidir diye. Çocuk arkasında ailesinin olduğuna güvenmelidir. Acıktığı zaman onun karnını doyuracaklarını bilmelidir. Altı ıslak olduğunda, rahatsızlık hissettiğinde, hasta olduğunda ona yardım edeceğinizi bilmeli buna güvenmelidir. Daha bebeklikte bu temel ihtiyaçları giderilmesi konusunda güveneceği kişilerin ihmaline uğrayan çocuklar, bu ihtiyaçları savsaklanan, ihmal edilen çocuklar, güven duygusu karşılanmayan çocuklar, güvenmeyi öğrenemeyen çocuklar yaşamlarında kendilerine ve başkalarına güven konusunda sıkıntılar yaşarlar. Çocuğa güven vermek, onun ihtiyaçları karşılamak çocuğun ömür boyu arkasında durmak, her istediğini yapmak anlamında değildir. Bebeklik döneminde kendi başına yapamadığı temel ihtiyaçların karşılanması anlamındadır. Yürümeye başladığı zaman, kendi başına döke saça da olsa yemeğini yemeye başladığını zaman ona fırsat vermek gerekir. Kontrollü olarak çocuğa fırsat vermek, onu teşvik etmek özgüveni için çok önemlidir. Özetle bebek dünyaya geldiği günden itibaren anne babanın sevgisine ve ilgisine ihtiyacı en temel ihtiyaçlarıdır. Çocuğu sevmek ona dokunmaktır, güven vermek ise onunla ve ihtiyaçlarınla ilgilenmektir. Koşulsuz Sevgiyi ve Koşulsuz Güveni ilk 3 yaşta öğrenen çocuklar hayata 1-0 önde başlarlar. Görüşmek üzere..

Bu haber 02/12/2020, Çarşamba günü yayınlandı, 1027 defa görüntülendi
*