GELME, ALMA!

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Uzman hekimler, Gel-al sisteminden vazgeçilmesi gerektiğinde hemfikirler. Bir an önce bu uygulama kaldırılmalı. Millet işin mokunu çıkartıyor. Troy 17 nin önünde bulunan, Kahve satılan yerlerde, bir kuyruk var. İnanamazsınız. Masalarda otursalar daha iyi. Millet kıç kıça kuyruğa girmiş. Kahve alıp çıkıyor. Sonra da dışarıda zıkkımlanıyor. Kusura bakmayınız. Bu tabiri kullanmak zorundaydık. Çünkü o merete içmeseler, bir yerleri mi şişecek? Eskiden; adını bile telaffuz etmekte zorlandığımız, bu mottalar bilmem neler mi vardı? Bizim bildiğimiz, halis muhlis Türk Kahvesi var. Bir de, son zamanlarda, günlük hayatımıza giren, Neskafe. Ancak bizim bilmediğimiz, Google amcadan öğrendiğimiz meğer ne kadar çok çeşit varmış. Espresso Kahve,.. ..Americano  Kahve., Filtre Kahve.,Cafe Latte.,Mocha.,Macchiato. Cappuccino. Daha onlarca.         Üstelik bir çuval para verip alıyorlar. Sokak ortasında ellerinde, karton bardak içip duruyorlar. Corona mı? O da ne ola ki? Bir rivayete göre, bu tür kahveler Virüsü öldürüyormuş! İnaldınız mı? İnanmayınız. Biz uydurduk. Otellerin lokanta kısımlarının hizmetleri kısıtlandı. Uyanıklar buna da çare bulmuşlar. Paketleyip veriyorlarmış. Bakanlık bunu yasak etti. Şimdi sırada, Gel-Al olmalı. Kimse gidip de insanlarla kol kola girip, bir şeyler alamamalı. Efendim gençlere bulaşmamışmış. Daha dün 20 ve 22 yaşında iki gencimizin Coronadan ölüm haberini aldık. Bu virüs, yaşlı, genç, kronik hasta, sağlam insan dinlemiyor. Ne canlar kaybettik. Bir geri dönüp bakın. Olamaz dediğiniz birçok bilim insanı, bu illet yüzünden hayatını kaybetti. ne yazık ki, vatandaş hayla işin gırgırında. Hala; kendilerini sanatçı olarak gören, iki kıvırıp baldır bacak göstermekten başka marifetleri olmayan haspalar, parti düzenleyip, Coronaya meydan okumaya devam ediyorlar. Bunlara para cezası vermek yetmiyor demek ki. Hapis cezası vereceksiniz ki, kıçlarını kımıldatmasınlar.

                                 GEL DE GÜL

Gelme, Alma dedik ama. Bari biraz gülümseyin. Ne? Bu kadar olumsuzluktan sonra, nasıl güleceğiz? Diyorsunuz. Doğrudur. Ama önemli bir unsur da, morali yüksek tutmaktır. Hadi bakalım. Birazcık ucundan. Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, nerdeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında tanımadığı genç bir adam. Nasrettin Hoca sormuş:
– Ne cüretle vuruyorsun!.. – Özür dilerim hocam, sizi birine benzettim, küçük bir hata yaptım, ama siz pireyi deve yaptınız. – Yürü o zaman, kadıya gidiyoruz! Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasrettin Hoca’ya vuran gencin akrabasıymış. Kadı efendi, Nasrettin Hoca’yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış: – Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin? Nasrettin Hoca ısrar etmiş: – Olmaz, mahkeme yapılsın. Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp kararını vermiş: – Ceza olarak Nasrettin Hoca’ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!..
Nasrettin Hoca, para almaya giden genc adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş. Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasrettin Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki: – Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyememem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin. Sağlığınıza dikkat edin, Mokka filan içmeye gerek yok. Türk Kahvesi yeter. Sağlıcakla kalınız.

 


Bu haber 30/11/2020, Pazartesi günü yayınlandı, 422 defa görüntülendi
*