ÜRETİM BİÇİMLERİNİN SİYASİ KURUMLARA ETKİSİ

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Geçmişten günümüze insanoğlu, hayatta kalabilmek ve gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla zorunlu malları (yiyecek, içecek, barınak) üretme sürecine girmiştir. Bu üretme sürecinde insan gücüyle karşılanamayan malların üretilmesi için teknolojik aletlere ihtiyaç duyulmuştur. Üretimin oluşması için üretim gücünün ve üretim ilişkisinin birlikteliği gereklidir.

 Karl Marx’a göre üretici güçler ve üretim ilişkileri belli bir tarihsel dönemde bir araya gelerek üretim biçimini (üretim tarzını) oluşturur. Marx üretimin bilinenin aksine sadece nesnelerin üretimi şeklinde olmadığını, insanın doğayla ve toplumla olan ilişkisinin bütünü olduğunu savunmuştur. İnsanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişki tarzı tarihsel bir süreç sonucunda oluşur.

Tarihsel süreç içindeki üretim tarzlarını belirleyen sosyal sınıflardır. Sosyal sınıflar ikiye ayrılır; ‘’Altyapı ve Üstyapı’’. Altyapı, üretim güçleri ile üretim ilişkilerinin birleşimidir (yani üretim biçimi). Üstyapı ise siyasi kurumları, siyasi ilişkileri, bilim ve sanatı içerir. Toplum yapılarında meydana gelen değişimlerin ana kaynağı, ekonomik etkilerdir. Ekonominin gelişim göstermesi toplumun gelişip, evrimleşmesi demektir.

Tarihsel gelişme; ilkel komünal toplumdan başlayarak köleci, feodal, kapitalist ve sosyalist toplum düzenlerini yaratmıştır. Her üretim biçimi bu toplumsal yapıları oluşturduktan sonra dinsel ve politik düşünceleri ortaya çıkarmaktadır. İlk medeni toplumdan başlayarak kapitalizme kadar uzanan bu tarihsel süreçte, toplumlar farklı üretim biçimleriyle uyumlu bir iş birliği halindedir.

Diğer bir adıyla üretim tarzı, üretici güçler ve üretim ilişkilerinin birleşimiyle oluşmaktadır. Doğada kolayca elde edilemeyen mallar için ihtiyaç duyulan makinelere ve bu makineleri kullanan insanlara üretici güçler, insanların topluluk halinde malın üretimine katkı sağlayarak üretim sürecini hızlandırmasına üretim ilişkileri denmektedir. Üretim sürecinde üretici güçlerle üretim ilişkileri ayrı ayrı düşünülmemelidir. Üretim biçimi tarihsel süreçte toplumsal yapının ekonomik, siyasi, dinsel konularda farklılaşmasını sağlamıştır. Üretimin sürekli olması sebebiyle üretim biçimleri ve toplumsal yapıda sürekli gelişim halindedir.

İlkel toplumda avcılık ve toplayıcılıktan başlayarak ihtiyaçlarını karşılayabilmek için mücadele eden insanoğlunun, toplumsal ilişkiler kurarak çeşitli araçlarla üretim yapmaya çalışması şu anki toplumumuza öncü olmalıdır. Toplumun ekonomik olarak sürekli gelişip değişmesi için üretimde gelişimin devam ettirilmesi gerekmektedir.

Devlet topluma hizmet vererek, oluşabilecek sınıf ayrımlarına karşı gelmelidir.

Kapitalist üretim tarzı, işçiye verdiği emek karşılığında hak ettiği parayı vermediğinden işçi fiziksel ve ruhsal yorgunluğa girer, çalışma isteği zayıflar. İşçi çalışıp üretime katkı sağladığında kapitalist sermaye artsa da işçi fakirleşir. Kapitalist üretim biçimin uymadan yapılması gereken işçiye emeğinin karşılığı verilerek yaptığı işi sevmesinin sağlanmasıdır. Sosyal devlet anlayışı ile her kesimden insana eşit davranılmalıdır. Bir toplumun mutluluğunu eşitlik ve adalet getirir.

 

 

Buse Arslan

ÇOMÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi

İktisat Bölümü

4.Sınıf İktisat Bölümü Öğrencisi

busearsln8991@hotmail.com

 


Bu haber 27/11/2020, Cuma günü yayınlandı, 459 defa görüntülendi
*