Ece, Melahat

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Geçen gün, bir dostum Çanakkaleli Melahat’in bahsinin geçtiği yerel bir gazete küpürünü gönderdi bana. Hemen okumaya başladım. Yazı Çanakkaleli Melahat’in hayatı ile ilgili bir girizgah ve takibinde Melahat diyaloğu ile devam ediyor. (Bu diyalog hayal ürünü) 

Yazıyı okuduktan sonra bazı düşünceler belirdi kafamda. Ece Ayhan ile ilgili, Ece Ayhan’ın tarihe yaklaşımı ile ilgili, karakterleri ile ilgili. Gerçek ve gerçek olmayanla kurduğu ilişki ile ilgili.

Ece Ayhan’ın tarihi atıflarında akademik bir hassasiyet aramak doğru mu bilmiyorum. Daha doğrusu “edebi” kimliğe sahip bir eserde tarih bütün çıplaklığıyla, yalın bir halde bulunabilir mi emin olamıyorum. Bu açıdan Ece Ayhan’ın tarih ile öyle yada böyle yolu kesişen şiirlerini, yazılarını okurken kurgu tarafı olduğunu göz ardı etmemeye özen gösteriyorum. Ayhan’ın yarattığı dünyada çakmasını istediği şimşekleri nasıl çaktırdığı daha fazla ilgimi çekiyor benim. Doğrusunu isterseniz bu şimşekleri çaktırırken “uçlarda” yaklaşımlar sergilemesi bir hayli de hoşuma gidiyor. Ayhan’ın ustalıkla yaptığı her ne ise buralarda başladığını düşünüyorum. Kendisine okurun beyninde daha önce okurun pek de deneyimleymediği bir alan açıveriyor. Burada eğip büktüğü kelimeler, akışının onun anlattığı gibi olma olasılığı da bir hayli yüksek olabilecek tarihi olaylar, karşıtlıklar, başkaldırışlar… İşte ben bu alanı topyekün “değişik ve estetik” buluyorum. 

Örneğin şu “Polis bandosu muhabbeti.” Polis bandosu bir patroniçenin cenazesinde muhtemelen çalmamıştır AMA çarpıklaşmış patroniçe-devlet ilişkisinin tabir-i caiz ise “komedi” olarak sunulmasındaki estetize hâl beni yakalıyor. Hatta bir çok uç noktalarında garip bir şekilde “mizah” olduğunu bolca hissediyorum Ece Ayhan’ın. Keskin zekaların kaçışının zor olduğu bir alan olan mizah Ece Ayhan’ın yazılarında kendini gayet güzel bir şekilde gösteriyor gibi sanki.

Şimdi gelelim Melahat mevzusuna. Melahat; Ece Ayhan’ın çocukluğuyla, deneyimleriyle yoğrulmuş bir Melahat. Ayhan; gerçek bir karakteri bir makyöz titizliğiyle hazırlayıp sahneye atıvermiş O karakter gerçeğinden izler taşısa da sahneye çıktığı anda o karakterden sıyrılma eğilimini doğal olarak göstermiş. Yani Ece Ayhan’ın bahsettiği Çanakkaleli Melahat, Çanakkaleli Melahat’in bizzat kendisinden çok başka bir yerde duruyor bana sorarsanız. Bir bakıma Ece Ayhan tarih ile kendi kurgusunu yoğurmuş sanki. 

Özetle: Ece Ayhan’ın tarih ile içli dışlı tavrına bakıp Ece Ayhan’ın yazılarında doğru bir tarih arayışına çıkmanın ya da o tarihi salt doğru kabul etmenin yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum. Ne demeye çalışıyor ona bakmalı.


Bu haber 25/11/2020, Çarşamba günü yayınlandı, 402 defa görüntülendi
*