“Her boşanma davasında Şiddet olayına rastlıyoruz”

2 ay önce Güncel Kadın
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla, Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ezgi Deniz Çalışal ile röportaj gerçekleştirdik. Çanakkale’de kadına şiddet olaylarının ne düzeyde olduğu başta olmak üzere kamuoyunun merak ettiği soruları sorduk. Çalışal, “Net rakamlar hiçbir zaman ulaşılabilir değil. Ama açılan her boşanma davasında, mutlaka bir şiddet olayına rastlıyoruz. Bu oran yaklaşık yüzde 90’lardadır” diyerek, şiddet gerçeğini somut bir örnekle gözler önüne serdi.

 

Soru: 81 il ile karşılaştırıldığında, Çanakkale’de kadına şiddet vakaları ne düzeyde?

 

Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Ezgi Deniz Çalışal, “Çanakkale’deki kadına şiddet olayları ile alakalı, en son 2015 yılına ilişkin, ÇOMÜ Kadın Araştırmaları Merkezi’nin hazırladığı verilere göre, 100 kadından 30’u Çanakkale’de şiddet görüyor. Şu anda, aradan geçen yıllara bakıldığında, bu durum değişti ve sayılarda artış meydana geldi.

 

Özellikle pandemi sürecinde, evde vakit geçirmenin artması ile birlikte, şiddet olaylarında artış gözlemliyoruz. Bunun yanı sıra, Çanakkale özelinde ve Türkiye genelinde değerlendirirsek, sadece fiziksel şiddet mi baz alınıyor, psikolojik şiddet de araştırmalara yansıyor mu bununla ilgili bir veri yok.”

 

Soru :Çanakkale’de 2019 yılında ve 2020 yılında kaç kadın katledildi?

 

Av. E.D.Ç, “Çanakkale’de 2019 yılında resmi kayıtlara göre, 2 kadın cinayeti yaşandı. 2020 yılında ise 11 ayı geride bıraktık. Geride kalan 11 ayda ne yazık ki 3 kadın cinayeti işlendi. Resmi kayıtlara göre, Çanakkale’de son 2 yılda, 5 kadın cinayete kurban gitti.”

 

Soru: Çanakkale özelinde, Türkiye’de görülen kadına şiddet konulu davalarda, gerekli cezaların verildiğini düşünüyor musunuz? Cezalar yeterli ve caydırıcı oluyor mu?

 

Av. E.D.Ç, “Kanunda yazan cezalar bir nevi caydırıcı olabilir ama pratikte, gözlemlediğimiz davalarda genellikle, birçok kriter getiriliyor. Kanun, kadının beyanı esas derken, mahkemeler kanıt arıyorlar. Somut delil arama yoluna gidiyorlar. Hatta bazen, sunulan somut deliler bile yeterli olmuyor. Kadının beyanının esas olduğu yönündeki 6284 dayanaklı İstanbul Sözleşmesi uygulanamıyor. Yeterli cezaların verildiğini düşünmüyorum.”

 

Soru: Çanakkale’de avukatlar, kadınları korumaya yönelik tedbirler noktasında, adli mercilerde sıkıntılar yaşıyorlar mı?

 

Av. E.D.Ç, “Sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye çapında, Çanakkale’yi karşılaştırdığımız zaman, Çanakkale’de tedbir almak daha zor. Genel olarak ilçelerde ve merkezlerde, bir uzaklaştırma kararı kısa süreli alınıyor. İkincisini alma noktasında, kanıt aranıyor. Zaten 20 günlük bir uzaklaştırmanın, karşı tarafa tebliğ ile başladığını düşünürsek, 20 günün iki haftası zaten tebliğ ile geçiyor. Öte yandan uzaklaştırma kararının, tek başına kadına şiddeti önlemede, etkin bir yöntem olduğu söylenemez. Elektronik kelepçe gibi alternatif önlemler, pilot bölgelerde uygulanmaya başlandı. Maliyetlerinin yüksek olması ve uzaklaştırma kararının, şiddet olaylarının fazlalığı göz önünde bulundurulduğunda, uygulanabilirliğin yaygınlaşması, yakın zamanda mümkün gözükmemektedir.”

 

Soru: Uzaklaştırma kararı, kadına şiddet konusunda caydırıcı etkiye neden oluyor mu? Yoksa, sadece göstermelik bir tedbir olarak mı kayıtlara geçiyor?

 

Av. E.D.Ç, “Son yapılan araştırmalarda, uzaklaştırma kararı alındıktan sonra, kadınlara karşı şiddet olayının arttığı gözlenmektedir. Bu karşı tarafı özellikle sinirlendiren ve daha çok saldırıya iten bir durum oluşturuyor. Uzaklaştırma alındığı anda, çocuklar bahane edilerek, ulaşma çabasına giriliyor. Çocuklara ve kadınlara zarar verilme olasılığı, yeterli koruma sağlanamadığı için uzaklaştırma kararı ile artış gösterebiliyor.”

 

Soru: Eğitim düzeyi yüksek olan ve en yaşanabilir kentler arasında bulunan, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Çanakkale’de kadına şiddet olayları, eğitim ve kültür düzeyi ile doğru orantılı mı?

 

Av. E.D.Ç, “Türkiye çapında bakarsak, bir nevi doğru orantılı diyebiliriz. Ancak,

okumuş kadınların, eğitimli kadınların, eğitimli eşlerinden ya da sevgililerinden gördükleri şiddeti dile getirme olasılıkları düşük oluyor. Ben eğitimli bir bireyim denilerek, söylemeye ve gerekli adli başvuruları yapmakta çekindikleri gözleniyor. Çanakkale’de eğitimli bireyler de baz alındığında, şiddet olayları hiç de azımsanacak gibi değil.”

 

Soru: Kadına şiddet olayları incelendiğinde, şiddeti gösteren kişilerin meslek grupları arasında, “Akademisyen, doktor, avukat, mühendis” gibi seçkin mesleklerin de olduğu görülüyor. Şiddet ile eğitim arasındaki orantı nedir?

 

Av. E.D.Ç, “Şiddet ile eğitim arasında muhakkak bir orantı vardır. Ben eğitimin açılımının, aileden gelen eğitim olduğunu düşünüyorum. Ailede yetiştirme tarzı çocuklarda çok etkin oluyor. Çocuğun yetiştirilme tarzı, eğitimin daha önündedir. Ailede verilen eğitimde eğer kusurlar varsa, üniversite gibi akademik eğitimler, kadına şiddet olaylarını düşürmüyor. Ailede verilen sevgi dili ve eğitim, kadına karşı şiddetin önlenmesi noktasında, akademik eğitimden daha önemlidir.”

 

Soru: Kadın Hakları Komisyonu başkanısınız. Gördüğünüz davalardan ve araştırmalarınızdan yola çıkarak, Çanakkale’de, kadına şiddet olayları, yüksek oranda mı? Adliyeye yansımayan, kapalı kapılar ardında, mağdur olan kadınların oranı tehlikeli boyutlara ulaştı mı?

 

Av. E.D.Ç, “Net rakamlar hiçbir zaman ulaşılabilir değil. Ama açılan her boşanma davasında, mutlaka bir şiddet olayına rastlıyoruz. Bu oran yaklaşık yüzde 90’lardadır. Sadece fiziksel şiddet olarak düşünmemek gerekir. Ekonomik şiddet, ruhsal şiddet, cinsel şiddet, manevi şiddet bunlar çok fazla rastlanan şeyler. Bir boşanmada hiçbiri yoksa bile manevi şiddete çok sık rastlıyoruz.”

 

Tunahan Ünsal


Bu haber 24/11/2020, Salı günü yayınlandı, 644 defa görüntülendi
*