ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN DEZENFORMASYONU VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ -2

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Makroekonomik etkiler bazında baktığımızda ise gelişmekte olan ülkelerde yapılan dolaysız sermaye yatırımları, yayılma etkisi ile milli geliri ve ekonomik büyümeyi olumlu etkiler. Örneğin çok uluslu şirketler faaliyetleri sonucu devlete yüksek miktarlarda vergi öderlerse, yaptıkları üretimi iç piyasaya değil de ihracat olarak ülke dışına gönderirlerse, ülkeye kaliteli, ileri teknoloji getirirlerse ve istihdam yaratıcı şekilde hareket ederlerse ekonomik büyüme yine olumlu etkilenir. Eğer tüketim mallarına daha çok yatırım yaparlarsa, dolaylı kar transferlerini yüksek tutarlarsa, eskimiş, köhne teknoloji ile üretim yaparlarsa ve özel sektör tasarruf oranlarını düşürürlerse, bu sefer ekonomik büyüme olumsuz etkilenecektir. Diğer yandan çok uluslu şirketler ulusal kalkınmayı, ekonomide yapısal veya kurumsal dengesizlikler yaratarak saptırabilir. Örneğin yurtiçi ekonomiyi, dışsal güçlere daha çok bağımlı hale getirebilir ve ülke içi denetim mekanizmalarının bu konudaki etkisi kaybolabilir. Bu süreçte ekonomik kalkınma dengesiz gerçekleşir. Belli bölgelerde, sadece o bölgede yaşayan insanların faydalandığı gelişmiş endüstriyel alanlar oluşur. Dolayısıyla bölgesel dengesizlikler artar.

Çok uluslu şirketlerin ödemeler dengesi üzerindeki etkisi dolaylı ve dolaysız olmak üzere ikiye ayrılabilir. Dolaysız etki, döviz geliri olarak şirketin getirdiği yabancı sermayeyi ve yatırımın ihmal ikamesini, döviz gideri olarak, elde edilen karların ve alınan lisans ücretlerinin merkeze transferi ile üretim için gerekli olan sermaye ve ara malı ithalatını kapsar. Sonuç basit negatifse, ödemeler bilançosunu olumsuz etkilediği, pozitifse olumlu etkilediği söylenebilir. Örneğin ülkemizdeki gibi montaj sanayini ele alırsak, şirket iç pazara yönelik ve fiziki girdiler bakımından da dışa bağımlı ve üretim ithal ikamesi de sağlamıyorsa, ödemeler dengesi olumsuz etkilenir (yani gelen sermayenin artış hızı, çıkan sermayenin artış hızından azsa). Dolaylı etki ise uzun vadeli belli ekonomik değişkenlerde meydana gelen değişimlerle ilgilidir. Çok uluslu şirketin yaptığı yatırımların gelir düzeyini artırması sonucu ithalatın artması gibi.

Çok uluslu şirketlerin ekonomik olarak etkilerinden sonra bir de günümüzü ve geleceği ilgilendiren çevresel etkilerine bakalım. Çok uluslu şirketlerin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaptıkları yatırımların bu ülkelerdeki istihdam, sosyal projeler ve ekonomik kalkınma üzerinde olumlu katkılarının olduğundan bahsetmiştim. Ancak bunun yanı sıra küreselleşme neticesinde çok uluslu şirketlerin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ucuz işgücünü kullanarak emeği sömürdükleri ve aynı zamanda doğa ve çevre üzerinde tahrip edici sonuçlara sebebiyet verdikleri görülmekte. Çevresel sorunların küreselleşmesi ile dünya ekonomik sistemin küreselleşmesi arasında yakın bir ilişkinin olduğu aşikar. Ekonomik sistemin dünya üzerinde yaygınlaşması sürecinde paralel olarak çevresel sorunlar da yaygınlaşmıştır. Özellikle de 20. yüzyılda gerçekleşen sanayileşme ve hızlı teknolojik gelişme ile üretimin ve tüketimin hızla artması sonucu hava, su ve toprak hızla kirlenmeye, doğal kaynaklar bozulmaya ve

tükenmeye başlamış, çevrenin kendini toparlayabilme gücü zarar görmüştür. Gelişmiş ülkeler egemen konumlarını sürdürmek, gelişmekte olanlar ise, gelişmişlere yetişebilmek için tüm güçleri ile kalkınma, üretme, tüketme yarışına girmişlerdir ve maalesef bunu yaparken de çevrenin bozulmasını asla dikkate almamışlardır. Bu çok uluslu şirketlerin çevreye en çok zarar veren sektörleri ise petrokimya, otomotiv, elektronik, lastik, ilaç, tütün ve gıda maddeleri üretimleridir.

Ülkeler ve özellikle çok uluslu şirketler ekonomik gelişmelerini sağlamaya çalışırken gelecek nesilleri nasıl bir tehlike içine sürüklediklerinin bilincinde olmamışlar ve ekolojik çevreyi tehdit eden yollarla ekonomik gelişmelerini inatla sürdürmüşlerdir.

Çevreye zarar veren çok uluslu şirket faaliyetlerinden birkaç tane örnek vereyim. Nijerya’nın Ogoni bölgesindeki 100’den fazla petrol kuyusunun çevreye verdiği zararlar çok fazla olmuştur. Petrol sıçramalarının toprağa verdiği zarar, 24 saat yanan gaz alevleri ve havada sürekli bir is olduğu bu zararların başlıcaları…

Dünya Sağlık Örgütü tarafından aşırı derecede tehlikeli ve zehirli bir madde olarak tanımladıkları bir tarım ilacının kullanımının Çin, Kamboçya, Endonezya, Bangladeş ve Sri Lanka’da toprağa çok zarar vermesi, yararlı böcekleri de öldürmesi, su kaynaklarının kirlenmesi gibi sorunlara neden olduğu için yasaklanması.

Örneklerle anlattığım bu çok uluslu şirketlerin tarihsel gelişimi, nasıl ortaya çıktığı, çıktığı andan beri ekonomiye ve çevreye etkisi konusu günümüzü ve daha çok da geleceğimizi ilgilendiren bir konu. Çok uluslu şirketlerin havaya, toprağa, suya ve genel olarak çevreye zarar vermelerinin önüne geçilmemesi halinde gelecek nesillere bırakabileceğimiz güzel bir dünya olmayacak.

Bu yüzden tüm dünya taşın altına elini koymalı ve iklimimizi, çevremizi koruyarak gelecek nesle aktarmalıyız.

HÜSEYİN ERSOY

ÇOMÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi

İktisat Bölümü 4. sınıf öğrencisi

 


Bu haber 21/11/2020, Cumartesi günü yayınlandı, 243 defa görüntülendi
*