MARUL YIKAMAKTAN

Göbek atmaya. Corona Virüs ilk çıktığındı, millet çarşı pazardan aldığı Marulu, yıkar paklar ve kırklardı. Aldıkları malzemeleri hemen içeriye almaz, dışarıda bekletirdi. Sonra ne oldu? Kontrollü hayat başladı. Millet kontrolü kaybetmeye başladı. Düğünlerde göbek atıp, vur patlasın, çal oynasın eğlenceye daldı. Marul yıkamak mı? Geçiniz efendim. Ayakkabılar bile artık içeride çıkartılıyor. Bir işin de devamını getirsek, ya. Hani bir atasözü vardır. “Türk gibi başlamak, İngiliz gibi bitirmek”.İyi başlıyoruz ama sonunda mokunu çıkartıyoruz. Plajlar dolu. Oteller hınca hınç. Piknik yerleri yangın yeri. Millet kucak kucağa. Bir de, resim çekip yayınlamazlar mı? Anlaşılan Virüse kafa tutuyorlar. Ama virüs bunlara pabuç bırakmaz. Allah muhafaza, koydumu oturtur. Bilim kurulu ve Sağlık Bakanlığı iyi niyetli. Memleket ekonomisini, esnafın halini düşünüp, işi biraz gevşetti. Tabi ki, vatandaş uymayınca, yasaklar, yavaş, yavaş geri gelecek. .Anlayamadığımız en önemli konu ise, düğünler. Yahu Düğün yapmak Allahın emri midir? Nikâhınızı yapın gidin işinize bakın. Haziran ayında, günlük hasta sayısı 700 lere, vefat sayısı ise 14 lere düşmüşken, bugün durum vahim. Günlük hasta sayısı 1600 ü geçti. Vefat sayısı ise, ellilere yaklaştı. Yapmayın. Etmeyin. Tedbiri elden bırakmayın. Çok zor değil. Maskeyi kıcınıza değil, yüzünüze takın. Çok mu zor? Fiyakanız mı bozuluyor. Allah sizi bildiği gibi yapsın. Ne diyelim?

ZOR GÜNLER GELİYOR
Ne yazık ki, bu aymazlığın sonunda zor günler bizleri bekliyor. Yine Marulları kırklayacağız! Sokağa çıkamayacağız. Geriye dönüp bir barkınız. Değdi mi? Gerçekten. Üç aylık sıkıntı boşa gitti. Peki, kurallara uyup da, denilenleri yapanlara yazık değil mi? Onlar aptal, sizler uyanık mısınız? Bakınız, bu Virüs küçük büyük dinlemiyor. Bana bulaşmaz diye caka satarsanız, bir gün o fiyakanızı bozar. Bir yudum nefes almak için, dünyaları verecek hale gelirsiniz.30 bine yakın Sağlık Personeli; virüse yakalanmış.52 si de, Vefat etmiş. Bu kahramanların hakkını nasıl ödeyeceksiniz? Öteki dünyada iki elleri de yakanızda olacak. Bizler de, kurallara harfiyen uyan vatandaşlar olarak, sizlere hakkımızı helal etmiyoruz. Hatta sizin gibi, ahlaksız, aymaz, terbiyesiz, kendisinden başka kimseyi düşünmeyenlerle aynı havayı teneffüs ettiğimiz için, üzülüyoruz. Gidin başka yerde semirin. Bizden, bu milletten uzak durun.

AZICIK
Bir çiftçi eşi ile birlikte tarlada mercimek yoluyormuş. Bir süre sonra çiftçinin karısı sıkışınca, tuvalet ihtiyacı için yakındaki dereye gitmiş. Birkaç dakika sonra karısının çığlığı duyan çiftçi, yerden bir sopa kapıp dereye koşmuş, bakmış ki; bir adam karısına tecavüze yeltenmekte… Tecavüze yeltenen kişi, çiftçinin elinde sopayla geldiğini görünce, kaçmaya başlamış. Adamı kovalayan çiftçi, çevrede çalışan köylülerine bağırıyormuş: – Yakalayın şunu! Yakalayın şunu!
Durumu gören köylüler, kaçanı yakalamışlar, içlerinden biri sormuş:
– Seni neden kovalıyor? Kaçan adam telâşla cevap vermiş:
– Tarlasından bir tutam mercimek aldım, onun için kovalıyor!..
Bunun üzerine köylüler de adamı salıvermişler. Adam da tabana kuvvet kaçmış. Elindeki sopa ile nefes nefese köylülerin yanına varan çiftçi, öfkeyle sormuş:

– Onu neden bıraktınız? Köylülerden biri akıl vermeye kalkmış:
– Bir tutam mercimek için adam kovalanmaz.
Çiftçi boynunu bükmüş ve demiş ki:
– Bilen bilir, bilmeyen de; bir tutam mercimek sanır! Sağlıcakla kalınız.