Klasik Türkiye ikilemi

Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

Türkiye’de hemen hemen her konuda vatandaşlar, ikilemde kalmaya devam ediyorlar. Olaylara farklı bir bakış mı yoksa olayları tam olarak anlayamamak mı ben yazayım, kararı siz verirsiniz. İyi-kötü, evet-hayır cevapları, Çanakkale’de kendisini yeterli-yetersiz olarak daha fazla hissettiriyor.

 

Mart ayından beri canımızı okuyan koronavirüs belası, ilk günkü kadar etkisini korurken, 1.perde, 2.perde diye diye Ağustos ayının sonlarına kadar bizi kovaladı. Mart’tan beri kapalı olan işletmeler battı. Banka kuyrukları düşük faizlerin üzerine metrelerce uzadı. Ev satışları, rekor kırdı. Krediyi çeken kendisine yeni bir araba almak üzere, internetten modelleri takip etmeye başladı.

 

Piyasaya durgunlaşırken, piyasaya sürülen paralarla, sirkülasyon olacağı var sayıldı. Sirkülasyon oldu, dolaşım arttı fakat borçsuz yurttaş kalmadı. Yazının başında yazmıştık, yeterli-yetersiz diye Çanakkale ikiye bölündü. Geçtiğimiz gün sokakta vatandaşlara bir soru yönelttik. “Koronavirüs sürecinde alınan önlemleri yeterli buluyor musunuz?” Soru çok net olmasına karşın, vatandaşlar net cevaplar vermediler. Yeterli ve yetersiz olmak üzere çok sayıda yanıt alırken, görüşler, olaylara bakış açıları farklılıklar gösterdi ki gayet normal…

 

Normalleşme ile yurtiçi ve yurtdışı seyahatleri başladı. Tatilciler akın akın Çanakkale’ye geldiler. Sizce, Çanakkale’nin kalabalıklaşması, dolaşımın artması koronavirüs sürecini olumlu yada olumsuz etkiler mi? Etkiler diyenler, kalabalık neredeyse, virüsün yayılım hızının ve bulaşma ihtimalinin artacağını düşündüler.  Etkilemez diyenler ise, “Aylarca zaten kapalı kaldık. Zararımız çok büyük. Bazı arkadaşlarımız dükkanlarını, işletmelerini kapattılar. Gerekli önlemler alınırsa, bizce bir problem kalmıyor. Sadece kişilerin kendilerine ve çevrelerine dikkat etmeleri gerekiyor… Ömür boyu koronavirüs geçsin, bitsin diyerek kapalı kapılar ardında bekleyemeyiz” düşüncesi ile görüşlerini dile getirdiler.

 

Çanakkale’de görüşler her zamanki gibi farklılık gösterirken, en dikkat çeken nokta ise artık kişilerin almış oldukları önlemleri gevşetmeleri oldu. Toplum içerisinde hala virüse yakalanmadan hayatını, tedirginlikle sürdürmek isteyen vatandaşlar bulunuyor. Bu vatandaşlar, dezenfektan, kolonya, hijyen, sosyal mesafe, maske gibi kurallara ve önlemlere harfiyen uyuyorlar. Tam o noktada yanlarına haldur huldur birisi geldiğinde ise haliyle tedirginliklerini dışa vuruyorlar.

 

Çok yazıldı, çok eleştirildi. Kola takılan maskeler, şapka diye nasıl olsa beyaz güneş geçirmez mantığı ile kulaklardan kafaya gerilen, yıkanabilir maskeler, aksesuar olarak dikine bir şekilde kafada dekor oluşturan siperlikler… Yerlere atılan, tıbbi atık olan maskeler, yerlerde kalmayan denize fırlatılan maskeler… Süreci yönetende var, yönetemeyen de…

 

Hiç anlaşılır olmayan ise, yüz yılda bir yaşanan pandemi vakasına bu kadar vurdumduymaz bir şekilde yaklaşılması…


Bu haber 20/08/2020, Perşembe günü yayınlandı, 192 defa görüntülendi
*