PAZARA GEL!

Virüs salgını çıktığından beri,yazılarımızın çoğu bu konu üzerine oluyor.Esas amaç vatandaşı uyarmak tabi ki.Fayda ediyor mu?Tın,tın.Kimsenin iplediği yok.Herkes bildiğini okuyor.Semt pazarlarına maskesiz girmek yasak.Kapıda Zabıta görevlileri denetliyor.İyi güzel de, ya pazarcılar.Diyelim ki,Cuma ya da Pazar pazarında 500 pazarcı esnafı var.Peki kaçı maske takmış?Vallahi de,billahi de sıfıra yakın.Kapıda vatandaşı denetleyip,maskesiz girmeyi önleyen Zabıta,maske takmayan esnafı da uyarmaz mı?Ya da,maske takmalarını sağlayamazlar mı?Benim oğlum Bina okur.döner,döner yine okur.İş olsun torba dolsun.Düşünün.Bir pazarcı esnafı, sabahtan akşama kadar yüzlerce insanla muhatap oluyor.Bunlardan bir iki tanesi ,Covid-19 lu olsa.Al sana bulaşma ortamı.Türk Milleti olarak bir işi de doğru yapsak nasıl olur?Geçen hafta da,Cuma pazarındaki vatandaşı kuyruğa sokup, bekletme meselesini yazmıştık.,Lafı tersinden anlıyoruz.Kaş yapayım derken göz çıkarıyoruz.Buradan yetkililere sesleniyoruz.Lütfen Pazarcı esnafının da Maske takmasını sağlayın.Vatandaşı bu konuda zorluyorsunuz. İyi de yapıyorsunuz. Şu Pazarcı esnafına da bir düzen verin. Zaten kendilerinin düşündüğü yok. Aslında onlara sorarsanız, Virüs diye de bir şey yok. Bir kısım muhalefetin ve yabancıların uydurduğu bir hastalık.

VİRÜS, VİRÜS, VİRÜS!

Biliyoruz. İçiniz dışınız virüs oldu. Gına geldiniz. Hep aynı şeyler. Tabi ki, meselenin ne olduğunu tıbbi olarak bilen birisi olarak, bu konuları işliyoruz. Aslına bakarsanız, biraz da kabak tadı verdi yazılarımız. Bu sebeple bir iki fıkra çızıktırıp, biraz moralinizi düzeltelim. Temel, bir gün otobanda giderken, adını “Hacı Murat” taktığı arabası Murat 124 arıza yapmış, otostop çekmiş ve önünde bir Ferrari durmuş. Gece Temel’in Murat 124’ü bir çekme halatıyla ferrarinin arkasına bağlamışlar, karanlıkta çekme halatı gözükmüyormuş. Binmeden önce Temel, Ferrarinin sahibini uyarmış:
– Aman uşağım, yüzü geçmeyelim, benim arabanın boyası dökülüyor da! – Tamam abi! Yola Koyulmuşlar. Ferrari önde Murat 124 arkada ne güzel giderken, bizimkilerin yanından bir Porje fişek gibi geçmesin mi? Ferrarinin sahibi öyle bir sinirlenmiş ki; aklı başından gitmiş ve basmış gaza, hız göstergesi 250-300 Kilometreye kadar çıkmış, Porje ile başabaş giderlerken, korkudan altına kaçıran Temel de Murat 124’den sellektör yakmaya başlamış. Bu sırada helikopterle yolu kontrol eden trafik görevlileri öbür araç sürücülerini uyarmak için, anaons yapmaya başlamış: – Dikkat!.. Dikkat!.. Sayın araç sürücüleri, çok dikkatli olun!.. Ferrariyle, Porje yarışıyor, arkadan da Murat 124 sellektör yapıp yol istiyor!..**** Temel, sahilde yürürken bir şişe bulmuş, merak edip mantarını açınca; içinden bir cin çıkmış:
– Beni kurtardın, dile benden ne dilersen. Yalnız üç dilek hakkın var.
Temel birinci dileğini söylemiş: – Cebimde param hiç bitmesin da!..
Cin parmağını şaklatmış. Temel elini cebine atmış, para doluymuş, bütün parayı çıkarıp, elini tekrar cebine sokmuş, cebi yine para doluymuş, hemen ikinci isteğini söylemiş: – Bir şişe rakım olsun, ama hiç bitmesin da!.. Cin parmağını şaklatmış ve Temel’in önünde bir şişe rakı belirmiş. Temel, rakı şişesini açmış ve yere dökmüş, ama, şişeyi doğrultur doğrultmaz yine dolmuş, bir daha dökmüş ve şişe yine dolmuş, bunun üzerine üçüncü dileğini söylemiş: – Bu şişeyi çok sevdim, bir tane daha istiyorum!.. Sağlıcakla kalınız.