Hayır köpek, hayır ağlama

Emlk : Ooooh. Mis valla. Yeni temizlendi. Deterjan kokuyor.

Erdem : Deterjandan çok rutubet sanki bu koku.

Doğruca balkona yöneldim. İçerideki rutubet kokusunu ciğerimden söküp atmam şarttı. Zar zor açıldı balkon kapısı.

Emlk : Evi beğendiniz mi?
Tunç : Bir dakika daha bakmadık bile.
Emlk : Ha. Bakın bakın.

Erdemle beraber odalara bakındık. Zaten 1+1 olduğu için hızlıca bitti işimiz.

Tunç : Aidat kaç tl?
Emlk : Aidat yok.

Gülmemek için zor tuttum kendimi. Aidat yok ne demek? Burası bir apartman. Muhtemelen ilk ayın sonunda merdivenlerde sigara izmaritleri falan görecektim.

Tunç : Temizlenmiyo mu?
Emlk : Ara ara. O işi bi çözüme kavuşturacağız. 

Emlakçı bey telefonuna gömüldü birkaç saniye. Muhtemelen bir ev sahibi tarafından azarlanıyordu o sıralar. Zaten ev konusunda insiyatif de alamadıkları için biraz tuhaf bulurum bu emlakçıları. Komisyonu ev sahibinden alması gerekirken kiracıdan alan bir güruh. Tehlikeli bir kalabalık. Ofisli işsizler bile denebilir belki.

Emlk : Tamam mı tutcanız mı?

Bir şeylerin oldu bittiye gelmesini hiç sevmediğim için. Cevap vermedim. Mutfak dolaplarını kontrol ettim.

Tunç : Şey.. Köpeğim var benim. Sonradan problem haline getirilsin istemiyorum baştan söylüyorum.
Emlk : Heee! Onu bi ev sahibine sorayım.

Ev sahibini aradı. Ev sahibine sormayacağı bir konu var mı diye düşündüm ben de o sıra. Bulamadım. Bir ara “cinsi ne” diye sordu. Söyledim. “O tür pek havlamaz” dedi. “Heee” dedim.

Telefonu kapattıktan sonra lafa girdi.

Emlk : Ev sahibi evinde köpek istemiyormuş!
Tunç : Ee yani kendi düşüncesi sonuçta. Saygı duyuyorum. Beslemesin yani. Anlamadım da aslında pek. Eşi falan köpek mi istemiş.
Emlk : Yok ya bu evde istemiyormuş.
Erdem : Kankam sen çok yanlış anladın. Ev adamın ya! Burda istemiyor yani.
Tunç : Hmm.. Pardon pardon anladım şimdi.