Çok erken ayrıldın Egemen

Uzun yıllar öncesiydi. Hürriyet Haber Ajansı’nın Çanakkale bürosuna bölge sorumlusu olarak atanmıştım. Çanakkale’ye geldiğimde 24 Nisan 1989 yılıydı. Çanakkale o yıllarda avuç içi kadar bir kentti. Herkes birbirini tanıyor, kordona çıktığında selamsız beş adım atılmıyordu. Beni Çanakkale’ye bağlayan sihirli, gelip gören ve sevenlere bağımlılık yapan güzel bir şehirdi Çanakkale.

Çanakkale’ye geldiğimde selam götürüp, ilk tanıdığım kişi, son 20 yılın değişmez ismi olan belediye başkanı Sayın Ülgür Gökhan’dı. Hürriyet haber ajansı bürosuna gelip göreve başladığımda tanıdığım isimler, Tunç Belkin, rahmetli Rahmi Demir ve şimdi Belediye su işleri müdürü Figen Öztürk’tü. Sema’yı ve mahallemizin eczacısı (Hayat eczanesi sahibi Hasan Sever ile kızı Vildan ablayı da unutmamak gerekir. Bir diğer eczacı Kazım Can abimiz de karşı komşumuzdu)

Güzel ve özel yıllardı. Günler geçerken, siyasi aktörlerin dışında eşraf ve esnaflardan da isimlerle dost olmaya başladım. Bir çok Çanakkalelinin anılarında farklı bir yeri olan Borsa resteorant ile Güzelyalı’daki Mokamp Truva unutulmaz mekanlardan ikisiydi. Kimlerin ne anıları, ne heyecanları yoktur ki bu mekanlarda.

Bu günlerde tanıdım Cumacıları. Borsaya gelirler, hasnımları izinli olduğu bu günde birlikte yemek yiyip, bol sohbet ederlerdi. Rahmetli Arif Arpa’nın mekan işletmeciliği yaptığı, bu mekanda ne koyu sohbetler yapılır, ne espriler patlatılır, ne hayaller kurulurdu. Herkes nasibini almış, herkes yarınlar hiç bitmeyecek gibi planlar yapardı. Borsa restoran yıllarda Anadoludaki şehir kulübü işlevini görürdü. Yasa ve kanunları olmayan, gelenekleriyle yaşayan bir mekandı. (İnşallah ÇTSO bu geleneği yaşatır)

Cuma gurubunda kimler yoktu ki. Değişmez isimleri sırasıyla sayayım sizlere. Rahmetli, ‘Özkal’- Sündüz Kökyar. Çanakkale’ye ilk Waikiki mağazasını açan isimdir. Oğlu Kaan, 13 yaşlarında yaşama veda etti. Çanakkale ambarının sahiplerinden Rahmetli Sabit amçanın oğlu, rahmetli ‘Mustafa’ – Güliz Taman, (Kızları Özge ve Melis), Rahmetli ‘Bahattin’ – Şürkan Gürler, “Almanyalı Bahar” (Oğulları Yıldırım ve Yıldıray Gürler). Mokamp Truva’nın sahibi, Rahmetli ‘Numan’- Nisa Aras, (Kızı Burcu). ‘İsmail’- Rukiye Düzgören, (Oğlu EGEMEN, kızı Nevra). Namı değer Mavros Ali, ‘Ali’ -Aysu Dayıoğlu (Oğulları Fuat ve kızı Gökçe), rahmetli Ahmet Fenercigil, Allah uzun ömürler versin Tunç- Nuran Berkin (kızları Berka- Beste), Mustafa Cumhur -Suzan Ersümer (Oğulları Deniz, Cenk), eczacı Erhan –Nilgün Yılmaz, (Oğulu Eray, kızı Elif).  Eczacı Erdal – Gonca Ergani, (Kızları Merve, Dila).

Bu isimlere zaman zaman grup arkadaşlarının tanıdıklarından birileri katılır, o Cuma sohbetin beli kırılırdı. Ne anılar, ne kahkahalar, ne dedikodular, ve ne dostluklardı. Kahkahalar havada ucuşurken, kıskançlıklar ortadan kaybolurdu. Bu gurubu tanımam, Çanakkale’de kalmama neden olan en büyük etkenlerden birisidir. Zaman su gibi akıp geçiyor. Saydığım isimlerin hepsi bugün dede, babaanne ve Annanne oldular. Cumacılar gurubundan bakan, Başbakan yardımcısı çıktı. Dostluklarında, sevgilerinde, saygılarında, arkadaşlıklarından hiç eksilme, değişme olmadı.

İkinci kuşak “çocukları” da bu geleneği sürdürmeye çalışıyor. Evet Egemen. Sevgili Rahmetli Baban İsmail Düzgören’den sonra şimdi de sen topluyorsun, Cumacıları ve ikinci kuşak çocuklarını, arkadaşlarını. Hepsi senin için bir araya geliyor. Kim bilir her Cuma değil ama belki yılda bir Cuma çocuklarıyla birlikte sizleri yad etmek için toplanırlar. Havada uçuşan anılarınız sana dua olarak dönsün. Bahattin, Özkal, Mustafa, Numan, Ali, Ahmet amcalarına, Kaan arkadaşına selam götürürken, Anneciğinden erken ayrılıp, babana erken kavuştun.

Rahmetli Egemen’in Amerika’dan Çanakkale’ye gelişi sırasında emeğini esirgemeyen, Rukiye abla ve Nevrayı yalnız bırakmayan, deyim yerindeyse ABD’de küçük Çanakkaleyi oluşturan başta Aslı, Deniz, Zehra’ya, Tahsin’e, ve Başkan Gökhan’a Fahri Cumacıları yakından tanıyan birisi olarak teşekkür ederim.

Güngör Yıldız