Kaçış sendromu

Kaçış Sendromu hastalığının nadir görülen, ani şoklara sebep olabilen, uzun süreli, tekrarlayıcı ve ölümcül bir hastalık olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Baran, ’Tıp literatüründe “Systemic Capillary Leak Syndrome – SCLS” veya Clarkson sendromu olarak bilinir.

Hastalığın temelinde, kılcal damarlarda bulunan sıvı ve birtakım elementlerin bilinmeyen bir nedenle hızlı bir şekilde damar dışına sızması yattığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Baran, ’Damar dışına sızan sıvıdan dolayı akciğerler, kalp zarı, karın zarı gibi vücudun iç kısmında yer alan boşluklarda ve kasların içerisinde sıvı birikimi (ödem) meydana gelir. Sızan sıvı nedeniyle damar içerisindeki kan basıncı ani olarak düşer ve bu durum diğer organların kansız kalmasına ve şok tablosunun oluşmasına neden olur. Yine damar içindeki sıvının damar dışına sızması sonucunda damardaki kanın akıcılığı azalır ve kanda yoğunlaşma meydana gelir. Bu yoğunlaşma özellikle toplar damar kaynaklı pıhtılar oluşumuna ve akciğer embolisine yol açabilir. Gerek şok, gerek pıhtılaşma durumunda acil olarak hastaya müdahale edilmemesi hastanın ölümüyle sonuçlanabilir. Hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir. Genetik ve bulaşıcı olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca bazı enfeksiyon hastalıkları, ağır sepsis tabloları, böbrek yetmezliği, karbonmonoksit zehirlenmesi, yılan ve böcek ısırıkları, lenfoma ve bazı kan hastalıklarının kaçış sendromunda etken olabileceği düşünülmektedir.’’ dedi.

Kaçış sendromu ile ilgili çeşitli belirtiler olduğunu söyleyen Prof. Dr. İbrahim Baran sözlerini şöyle sürdürdü;

Kaçış sendromu hastalığının bilinen kesin bir tedavisi olmadığını belirten İbrahim Baran,’’ Belli başlı aşamalarla iyileşme kaydedilse bile hastalığın farklı yönlere kayması neticesinde henüz net bir iyileşmeden söz edilememektedir. Genellikle semptomatik yani hastalığın yol açtığı sorunları geri döndürmeye yönelik tedaviler uygulanır. Sebep olduğu ataklar nedeniyle gündelik yaşamı büyük ölçüde olumsuz etkileyen bu hastalık; aynı zamanda yol açtığı sorunlar nedeniyle vücudun diğer doku ve organlarının da işleyişini bozarak farklı hastalıkların oluşumuna zemin hazırlayabilir. Hastalığın tedavisinde temel amaç, atakların önlenmesidir. Bu amaçla bazı durumlarda gribal enfeksiyon tedavisinde kullanılan birtakım antibiyotikler ile bronşit ve astım tedavisine yönelik ilaçlardan yararlanılır. Atak sırasında en sık steroid dediğimiz kortizon türevi ilaçlar kullanılır. Destek tedavisi olarak damar içi albumin veya kolloid verilebilir. Vücut boşluklarında toplanan sıvılar girişimle boşaltılabilir. Ciddi solunum yetmezliğinde cihazla solunum desteği gerekebilir. Hastalığın tanısını almış olan bireylerde stres, kaza ve yaralanma gibi travmalar atakları tetiklediği için kişiler kendilerine ve sağlıklarına gerekli özeni göstermelidir. Kapiller kaçış sendromu hastalarında ayrıca allerji testi yapılarak kişinin hassasiyetinin olduğu maddeler belirlenmeli, atak oluşumuna sebep olabileceği için hastalar allerjen maddelerle temastan kaçınmalıdır. Hastalığın tedavisi multidispliner bir yaklaşım gerektirir. İç hastalıkları, kardiyoloji, enfeksiyon, allerji, nefroloji, yoğun bakım uzmanlarının ortak çalışması gereklidir. Bu hastalar stabil bile olsalar; sık sık genel sağlık taramasından geçirilmeli, varsa kronik hastalıklarının veya atak oluşumuna sebep olabilecek başka sağlık sorunlarının tespiti yapılmalı ve bu hastalıkların tedavisine yönelik tedavi süreci hemen başlatılmalıdır’’ dedi.