“Çanakkale’de durum iç açıcı değil!”

İDA Dayanışma Derneği, Dünya Çevre Günü sebebiyle yaptığı açıklamada “Durum, yaşadığımız kent, doğal, tarihsel, kültürel değerler zengini Çanakkale’miz için hiç iç açıcı olmadığı gibi tüm değerleri yok sayan, başta termik santral istilası olmak üzere, dünya mirası Kazdağları ve ekosistemi, siyanürlü altın madenciliğinin tehdidi altındadır. Elbette, yaşamı savunmak, biz yaşam savunucularının en meşru anayasal hakkıdır. Ve İDA Dayanışma Derneğimiz bu hakkın sonuna kadar kullanıcısıdır” denildi.

İDA Dayanışma Derneği tarafından Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir açıklama yayınlandı. Açıklamada, çevrenin giderek tahrip edildiği ve Çanakkale’de de durumun hiç iç açıcı olmadığı kaydedilerek şöyle dendi:

“Bugün bir Dünya Çevre Günü daha kutlanıyor. 5 Haziran1972 yılında Stockholm’de Toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla her yılın 5 Haziran’ı Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Bu yılın teması ise ‘Biyolojik Çeşitlilik.’ Kutlama sözcüğü daha çok iyiye, güzele, başarıya dönük sevinçleri ifade eder. Oysa doğaya, çevreye dair çözülemeyen sorunlar her yıl daha da artarak endişe verici boyutlara ulaşmış bulunuyor. Geniş resim hiç iç açıcı değil maalesef. Dünya’nın ateşi giderek yükseliyor. Karbon artış grafiği, özellikle son 50 yılda tamamen yukarı doğru ivmelenmiş bulunuyor. Karbon salımı bilim insanlarının ifadeleriyle, geri dönülmez eşik sayılan 400 ppm çoktan aşılmış ve bunda insanın sorumluluğu çok fazla.

“ÖNLEM İÇERİKLİ SONUÇLARA ULAŞILAMADI”
“Ülkeler, toplumlar ve bizzat insanın kendisi, üretim biçimleri, tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzlarıyla bu sonuca katkı verirken, sanayide, ulaşımda, enerjide, mimaride, tarımda, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere küresel ısınma nedeniyle oluşan iklim değişikliğinin ve onun yarattığı sonuçların nedenidirler. Rio Sözleşmesi, Kyoto Protokolu, Paris Antlaşması ve COP25 e kadar süregelmiş konferanslardan önlem içerikli sonuçlara ne yazık ulaşılamamıştır. Olağanüstü atmosfer olaylarından, kasırgalardan, buzullardan, yükselen denizlerden, kuraklıktan, çölleşmeden sellerden… İlk etkilenen ise hep yoksul ülkeler ve o ülkelerin başta çocukları, kadınları olurken, ülke ekonomileri de birer birer çökmektedir.”

“EKOSİSTEM YOK EDİLİYOR”
“Karbon salımını önemsemeksizin doğayı, onun nimetlerini alabildiğine hoyratça tarumar ederek zenginleşenlerin, gezegendeki, geri dönülmez tahribatları bugün uzaydan bile görünür durumdadır. Ancak tüm insanlığa kesilen faturanın, en ilk mağdurlarına ayrılan fonlar, en zenginlerin vicdan azaplarının, kendilerince uygun buldukları telafinin karşılığı olurken, sonuçların kendilerine hiç değmeyeceğini sandılar. Brezilya’da, Avustralya’da aylar süren ve insanlarla birlikte milyarlarca hayvanın can kaybına yol açan büyük orman yangınları, türleri, biyolojik zenginlikleri içinde barındıran ekosistemleri de yok etmiştir.”

“GİDEREK ARTAN FOSİL YAKIT KULLANIMI DIŞA BAĞIMLILIĞI SÜRDÜRÜLEMEZ KILMAKTADIR”
“Komplo teorileri bir yana, küresel çapta maruz kaldığımız, yüzbinlerce can alan COVİT 19 salgının hangi kapıyı ne zaman çalacağı ve ne kadar süreceği belirsizken, hiç ders almamış ve durumu kavramamışçasına, bildiğini okuyan kararvericiler, insanın ve toplumun geleceğini karartacak uygulamalarla durumu fırsata çevirmek için yarışmaktalar. Ormansızlaşma, çölleşme, tarım alanlarının, meraların, ekosistemlerin, sit alanlarının yok edilmesi, kuruyan göller, HES’lere kurban edilen dereler, imara açılan koruma alanları adeta rant kaynağı olarak görülmektedir. Düşük karbonlu toplumlara ve ekonomilere geçiş kaçınılmaz olup, enerjide fosil yakıtlardan geri çekilme ve yenilenebilir kaynaklardan üretim kendini dayatmıştır. Enerji dönüşümü kaçınılmazdır. Giderek artan fosil yakıt kullanımı dışa bağımlılığı sürdürülemez kılmaktadır. Üstelik yenilenebilir enerji kaynakları bakımından önemli bir potansiyele sahipken.”

 “BU HAKKIN SONUNA KADAR KULLANICISIYIZ”
“Durum, yaşadığımız kent, doğal, tarihsel, kültürel değerler zengini Çanakkale’miz için de hiç iç açıcı olmadığı gibi tüm değerleri yok sayan, başta termik santral istilası olmak üzere, dünya mirası Kazdağları ve ekosistemi, siyanürlü altın madenciliğinin tehdidi altındadır. Elbette, yaşamı savunmak, biz yaşam savunucularının en meşru anayasal hakkıdır. Ve İDA Dayanışma Derneğimiz bu hakkın sonuna kadar kullanıcısıdır.”



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com