Ne kadar normalleşebiliriz?  

11 Mart’tan bu yana virüs kovaladı, biz kaçtık, virüs kovaladı, biz kaçtık.

 

Pazara, markete, koşuya, çarşıya, işe, bankaya, manava, kasaba her yere girdik çıktık. Bu güne kadar maske ve dezenfektan ile tüm tedbirleri aldığımızı düşündük. Öpüşmeyi, koklaşmayı, merhaba derken eski Türk geleneklerine dönerek eli göğüse vurmayı keşfettik. Çok yol katettik. Yılmadık tabi ki yıkılmadık.

 

Şimdi odaklandığımız nokta, tabi ki bu kadar çabanın ve olumlu gelişmenin arkasından normalleşmede….

 

son günlerde belkide en çok duyduğumuz kelime normalleşme. Hiç bu kadar televizyon başında uzun zamandır duyduğu şeye mutlu olmayan vatandaşların, gözlerini parıldatan kelime… Türkiye 3 aşamada normalleşme yoluna gidecek. Önümüzdeki günlerde berberler, kuaförler ve güzellik merkezleri açılacak. Sonraki süreçte ise en çok merak edilen kafeler, kahvehaneler ve sosyal yaşamın doruk noktaya ulaştığı mekanlara gözler çevrilecek.

 

Sokakta vatandaşlar sürecin aktif bir şekilde Eylül ayına kadar süreceği kanaatindeler. Eylül ayına kadar ben aynı düzende hayatıma devam edeceğim, sosyal mesafeyi ihlal etmeden yaşamımı sürdüreceğim diyen vatandaş sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Özellikle gençler arasında bir soru var günlerdir dillendiriliyor.

 

Ola ki son vakayı da iyileştirdik. Barlar, kafeler, eğlence mekanları açıldı. Kısıtlamalar kaldırıldı ve hayat normale döndü. İşte tam o noktada bir gün sonra barlar ve kafeler ağzına kadar dolar mı, yoksa vatandaşlar uzun bir süre de daha temkinli mi olurlar? Kafalarda soru işaretleri çok. Normalleşsek bile bireysel olarak o kadar anormal süreçlerden geçtik ki, o kadar zor bir yılın içerisindeyiz ki, Karacaören ovasında her gün çığlık çığlığa koşu yapan kentliler görüyorum. Maddi olanaksızlıklar, geçim sıkıntısı, kira, faturalar, elektrik, çocuk masrafları, ev giderleri, benzin, mazot, virüs kaçacak yerimiz normalleşecek halimiz kalmadı!

 

 

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com