Yeryüzü / Gökyüzü

Küçüklüğümden beri yağmur denen doğa olayını her zaman gizemli bulurum. Yeryüzü ve gökyüzü arasında asırlardır süregelen ve temeli karşılıksız bir aşk hikayesine dayanan bir mücadelenin satır aralarını okur gibi bakarım yağmura. Sanki zamanın birinde her ne olmuşsa olmuş ve bu ayrılmaz ikili bir anlaşmazlığın içine düşmüş. Belki de yaradılışın daha ilk ilmeğinde ayrıldı yolları. Bir bütünü oluşturan iki yarım, iç dış, alt üst ilan edildikleri halde bir yarışın içine girdiler.

Bense bu yarışta her zaman gökyüzünden yana taraf olmuşumdur. Çünkü gökyüzündeki bu coşkunluğun, bu hiddetin, bu bir şeyleri anlatma çabasının onda biri bile, yeryüzü denen fakat aslında hiçbir şeye yüzü olmaması gereken şu taş ve toprak yığınında bulunmuyor.

Sözgelimi gökyüzü kimi zaman simsiyah kesiliyor, gözlerindeki bulutlar belirginleşiyor. Yerin yüzüne karanlık bir gölge düşüyor o vakit. Göğün ise bu gölgeli, bu kaçamak tavra hiç tahammülü yok. Hemen bulutlarının arasından akıtıyor damlalarını, ağlayarak anlatıyor derdini.

Fakat yer, göğün bu gözyaşlarını ancak kendi çıkarınca kullanmasını biliyor; toprağını, çiçeklerini, ağaçlarını, insanlarını besliyor da göğe yüzünü dönüp derdini sormuyor. Bunu gören gök, şiddetle gürlüyor ve bir isyan içinde sallıyor mızrağını aşağıya, yerin kabuğunu hafiften çatlatıyor. Ama yüreği de yufka ya, çok da dayanamıyor yeryüzünü böyle kırmaya. Şimşeklerini geri çekiyor hemen, bulutlarını dağıtıyor ve maviye çalan gözlerinde sarı sıcak bir tebessüm oluşuyor.

Gökyüzü, yeryüzüne dair öyle sonsuz bir bekleyiş içinde ki, nöbeti uykusunda bile bırakmıyor. Yeri, gecesiyle sarmaladığı vakit Ay yüzünü gösteriyor. Ama yeryüzü, devasa gövdesiyle ışığını saçan Ay’ın yüzünü soldurmadan edemiyor. Giderek soluklaşan benziyle şekilden şekle giriyor Ay. Yine de kederinden incecik kalana dek ışığını saçmaya devam ediyor

Bu gökyüzü daha ne yapsın sevgisini göstermek için? Kışları gökten gelinliğini indiriyor bembeyaz, yerin tüm katmanlarını duvağıyla örtüyor. Yaz geceleri gelinlik kız gibi parıl parıl parlayan tokalar takıyor saçlarına. Ve üstüne üstlük o ışıldayan tokalarından yüzlercesini her gece yeryüzüne hediye ediyor.

O sebepten ne zaman yıldız kaysa tek bir dilek tutarım; yeryüzü gökyüzünün sesini duysun artık! Şu uçan kuşlar, havalanan uçaklar ve patlayan havai fişekler de olmasa avutamayacağız yoksa göğü. Sevdiğinden haber getiren bir onlar var elinde…

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com