KORONA VE BİREY

Tüm Türkiye bu zor süreçte iki bakanlıktan gelecek açıklamalara odaklandı:

Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı. Sağlıkla ilgili açıklamalardan anladığımız salgın ciddi ve işin başındayız. Yapılan test miktarı arttıkça durum daha da netleşecek. Getirilen yasaklara ve kısıtlamalara uymak da vatandaş olarak görevimiz. Beklentimiz ise doğru bilgilenmek. Milli Eğitim Kısmına ise sonra değineceğim. Ben işin birey tarafına bakacağım.

Evlerde kalmanın ve sosyalleşmenin azalmasının sosyolojik ve psikolojik boyutları ise bence araştırma konusu. Toplumsal değil de bireysel olarak bakmak benim ilgi alanım. Bu süreçte bence çoğu kişi kendisiyle de yüz yüze geliyor. Bu günlerde kişi evde beraber kaldığı kişilerle ilişki biçimlerini daha net ortaya koyuyor. İlişki biçimi derken evdeki otorite mücadelesi, hiyerarşi mücadelesi, evdeki ittifaklardan bahsediyorum. Kim daha depresif, kim daha umutlu , kim daha sabırlı, kim daha lider. Aynı zamanda sorgulamalar başlıyor. Hayat şöyle bir yavaşlayınca değerler de sorgulanmaya başlıyor. Hayatın telaşı içinde düşünülmeyen, fark edilmeyen, yapılamayan ya da değeri bilinmeyenler fark ediliyor kanımca.  Kimseyi ayırmayan bu salgın insanları birleştirmekten öte bireysel farklılıkları ve insanın bireyselliğini öne çıkarıyor. Başka bir deyişle kendim için ne yapıyorum, bu zamana kadar ne yaptım. Kimin için yaşıyorum.  Yüzünü bilime dönüyor hiç ilgilenmediği kadar bilimle ilgileniyor. Hiç okumadığı kadar bilimsel yazı okuyor. Korku ve endişe hiç olmadığı kadar egemen duygu oluyor. Genç yaşlı, erkek kadın ayrımına karşı olsa da virüsün bu ayrımı yaptığına şahit oluyor. Gerçek demokrasinin eşitlik ve adalet olduğunu; virüsün hasta yaptığı kişilerin devlet başkanı, ünlü, zengin ayrımı yapmadığını görünce anlıyor. Tabi ki insanın biyolojik, psikolojik ve toplumsal bir canlı olduğunu fark ediyor. Bu üçünün dengesinin gerçek mutluluk olduğunu unuttuğunu anlıyor. Biri bozulduğu zaman diğerlerinin de bozulduğunu anlaması gibi. Biyolojik olarak sağlıklı kalsa bile psikolojik olarak sıkıldığını, toplumun içinde olmadığı zaman bunaldığını anlıyor. Elinin altında internet, televizyon, film, telefon bile olsa insanlarla temasın, dostluğun eksikliğini fark ediyor. Evde çayını , kahvesini , içkisini içse de ortamda ki tadının başka olduğunu hissediyor.

İşin toplumsal boyutundan bahsetmediğimi söylemiştim, Yoksa işini gücünü kaybedenler, mekanını kapatmak zorunda kalanlar, ekonomisi bozulanlar için durum çok daha vahim.

Umarım bu süreç bittiğinde fark ettiklerimiz bizi daha hayat dolu, daha vicdanlı ve daha duyarlı bireyler yapar. Sağlıkla kalın. Görüşmek üzere.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com